Murat Çeri

1980 Bolu Gerede doğumlu. Çocukluk yıllarını köyünde hayal ve masal âlemi içinde geçirdi. İlk ve orta öğrenimini Ankara’da tamamladı. 2000 yılında İstanbul Üniversitesi Türkoloji Bölümü’nü kazanarak efsanelerin ve hayallerin şehri İstanbul’a geldi. Edebiyatı, okumayı sevmesine rağmen öğretmen ve akademisyen olmayı hiç düşünmedi. Çeşitli yerlerde şiir, hikâye ve denemeleri yayınlandı. Balıkesir Üniversitesi Şiir Ödülü’nü (2002), ardından Sabahattin Eyüboğlu Öykü Yarışması 2.lik Ödülü’nü kazandı (2004). Okul yıllarında sakızların ambalajlarındaki mânilerin metin yazarlığını yaptı. Kocaeli Üniversitesi’nde yüksek lisans okurken hayalinin edebiyata dair olmadığını anladı ve sinemaya yöneldi. Taksim’de açılan Bilim Sanat Felsefe Akademisi’nin sinema bölümünde iki sene eğitim aldı. 2008 yılında “Hüsn-ü Aşk ya da Yusuf’un Yolculuğu” adlı senaryosu Kültür Bakanlığından senaryo desteği aldı. Daha sonra, Kültür Bakanlığı destekli “Fatih Sultan Mehmet ve İki Papaz” ve “Bizim Çiftlik” isimli iki 3D animasyon çizgi filmin hem senaristliğini hem de yönetmenliğini gerçekleştirdi. Kısa filmler çekti, senaryo dersleri verdi. 2010 yılından bu yana TRT Gap ve TRT Avaz için Kültür Harmanı adlı kültür sanat programının hem yönetmenliğini hem de uygulayıcı yapımcılığını gerçekleştirdi. Bunlardan başka farklı televizyon kanalları için pek çok kültür programının yapımcılığını ve yönetmenliğini üstlendi. Ayrıca Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına ve Adalet Bakanlığına spot filmler hazırladı. Murat Çeri’nin 2011 yılında Eşik yayınlarından çıkan Aşktandır adlı bir deneme kitabıyla, 2012 senesinde Kocav Yayınları’ndan basılan Hâmuş isimli bir şiir kitabı bulunmaktadır
n

Sabahı nasıl selamlarsınız?
Ve aleykümselam; haydi bismillah (her hayrın başı besmeledir).

Gece en son kendinize ne söylersiniz?
Allah bes, baki heves.

Hangi sıklıkla, ne vesilelerle hediye alırsınız ve hediye alırken neye dikkat edersiniz?
İmkân dâhilinde, her vesileyle; çoklara göre az, azlara göre çok bir sıklıkla… Küçük zarif ve sade şeyleri seviyorum. Allah’tan bizim hanım bu konuda benden daha ince bir zevke sahip…

En son ne zaman hasta ziyareti, taziye ziyareti yaptınız?
Siz bana bu röportajı teklif ettikten bir gün sonra, öyle bir tevafuk oldu.

Elinizle neleri üretmeyi seversiniz? Yemek yapar mısınız mesela ya da tadilat?
O manada galiba sadece sorun üretiyorum. Yemek yapmaktan pek anlamam ama lezzetinden anlarım. Evin şalteri attığında elektrikçi çağırmış biri olarak… Tadilat meselesine hiç girmeyelim.

En uzun kullandığınız eşyanın yaşı?
Bu hususta sadece bir koltuktan bahsedebilirim. İstanbul’a okumaya geldiğimizde, arkadaşlarla eve ilk çıktığımızda edindiğim ve bu zamana kadar yazdığımız bütün yazıları üzerinde yazdığım eski bir koltuk… Tabii artık tadilat istiyor.

Kalemleriniz? Yazarken nasıl bir kalem kullanırsınız mesela?
Kalemlere karşı özel bir ilgim olmadı hiç. Yine de kolay yazan kalemler kullanmayı severim, pilot kalemler gibi…

Kelamlarınız? En sevdiğiniz kelime ya da sözler nelerdir?
Ticaret için: “Peşin tokat, veresiye iltifattan evladır”. Dostluk için: “İncitme sen ahbabını incinmeye senden/Bu âlem-i fânide zarafet budur işte”. Hayat için: “Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz”.

En sevdiğiniz vakit?
Gece, 12’den sonrası.

En huzurlu anınız?
Yanında Allah’ı hatırladığın, sana Allah’ı hatırlatan insanların yanında geçirdiğimiz vakitler.

En çok neye öfkelenirsiniz?
Hem cahil hem de inat olan insanların o ahmakça “öz güvenleriyle” arsızlaşmalarına…