Hümeyra Ökten

Doktor Ayşe Hümeyra Ökten, 1925 yılı Ekim ayında Fatih Atikali’de dünyaya geldi. Babası Osmanlı dönemi ulema sınıfından müderris ve felsefe hocası, imam hatip mekteplerinin kurulmasında öncü Mahmud Celaleddin Ökten’dir. Okullarını birincilikle bitirerek 1949 yılında İstanbul Tıbbiyesi’nden mezun olur. Prof. Dr. Saadettin Ökten’in de ablası olan Dr. Ayşe Hümeyra Hanım, tesettürlü ilk doktor ve Cumhuriyet döneminde hacca giden ilk görevli doktor hanım olarak öncülük etmiştir. 1953 yılında Kızılay tarafından hacda görevlendirilmesinin ardından hayatı, İstanbul-Hicaz arasında geçmeye başlamıştır.

Tövbe deyince aklınıza ne gelir?

Estağfirullah, Estağfirullah…

Tövbe kaç renktir? Sizin tövbeniz hangi renk?

Tövbenin rengini bu güne kadar hiç düşünmemiştim. Sanki bazıları beyaz bazıları mavi bazıları simsiyah. Bunu şimdi ben uydurdum. Beyaz olan tövbeler, bir daha yapmamaya söz verdiğim tövbeler, geri çevrilmeyecek tövbeler, kabul olunacak tövbeler. Mavi olanlar; söz verip dayanamayarak yeniden işlediğimiz günahların tövbesi. Siyah olanlar; sanki sözümüzü tutmadığımız tövbeler, dilimizden kalbimize inmeyen istiğfarlar. Allah kimseyi tövbe edecek durumlara düşürmesin.

Tövbeye eşlik eden en güçlü duygu nedir?

Pişmanlık, nedamet, büyük bir üzüntü duygusu eşlik eder.

İşlenmiş bir günahın ardından tövbe etmek ile edememek arasındaki fark sizce nedir?

Dünyada da var hesabı ahirette de var…

Tövbe etmeyi ilk ne zaman öğrendiniz?

Herhalde hatırlamıyorum ama güzel ahlakı çocukken öğrendik. Yaramazlık eder, sonra annemizden af dilerdik. O zamanlar öğrenmiş olmalıyım. O küçük yaramazlıklar, pişmanlık duymalar, af istemeler hep tövbe alıştırmasıymış demek ki.

Tövbe etmek ve edememek bahsi size neyi hatırlatıyor?

Her ikisi de kötü. Her hâlükârda bir kere günah kötü. İkisi de bir günahın işlendiği anlamına geliyor. Hatalı bir işten sonra tövbe etmemek, insanın hatayı tekrar edeceği anlamına gelir. Tövbe etmek, diğerine nispetle iyidir, ama evvelinde günah işlemek ne fena.

Ettiğiniz tövbenin huzurdan geri dönmemiş olduğunu nasıl anlarsınız?

Bunu kim anlayabilir ki… Bazen hisseder rahatlarız, ama tam olarak bilemeyiz. Allah bütün tövbelerimizi huzurundan dönmeyen tövbeler eylesin.

Modern insanın tövbeleri ile kadim insanların tövbeleri arasında sizce fark var mıdır?

Aslında bir fark olmaması lazım. Şimdi sanki “estağfirullah” tesbihatını çekmez mi insanlar? Hürriyet var. “Ben ne istersem onu yaparım” diyorlar. Her istediklerini kolayca elde ediyorlar. Ölüm akıllarına hiç gelmiyor. Tövbenin lüzumunu duymazlar. Her istediğini yapmaya alışmış insanlar tövbenin anlamını bile bilmezler. Hâlbuki her zaman bize tövbe lazım. Bütün dualarımızın başında, selavat-ı şerifeden sonra tövbe olmalı. Nasr Suresi’nin tefsirini okumuştum. Orada “Mekke’nin fethi ile İslam’a rağbet artacak, kafile kafile insanlar İslam’a katılacaklar” diyor ya ve ardından çokça “tövbe et” diyor. Peygamberimiz’e tövbeyi emrediyor Allah. Peygamberimiz akıbetinin yaklaştığını o zaman anlıyor. Hz. Aişe’den rivayet edilmiş bir kitapta okumuştum. Gün boyu kaç defa istiğfar etmesine rağmen Efendimiz yattığında yüz defa istiğfar edermiş. Ne kolay ibadet; abdest istemez, zahmet istemez.

En etkilendiğiniz tövbe cümlesi hangisi?

Hiç düşünmemiştim ama “Estağfirullah” olsa gerek. “Nefsime zulmettim, beni affet.” demek. Kendini cehenneme müstahak bulmak, günah işlemekle aynı. Günah kendimize yaptığımız en büyük zulüm ve haksızlıktır.

Her pişmanlığa tövbe eşlik edemiyor. Kabil’in pişmanlık ateşi içinde tutuşmasına rağmen tövbe edememesi gibi. Tövbe sizce de bir nasip midir?

Nasip dememek lazım, irade-i cüz’iyemizle hep tövbe etmeliyiz. “Nasip olmadı” deyip bekler insanlar yoksa. Mesul olmamız için “nasiptir” demememiz lazımdır. İrade bizim elimizde. Sürekli tövbe etmeliyiz, ama kabul olup olmayacağını Allah yüce iradesiyle belirleyecektir. Bize düşen tövbe etmek. “Allah bana tövbeyi yazmamış ben de etmedim” diyemeyiz.