Şimdi tefekkür zamanı

 Nihayet dergi bu ay, Ramazan kültüründe asıl ile arızî yer mi değiştiriyor? sorusundan yola çıktı.

Hayatımızın Hikayesi: İftar çadırı ve davul ramazanın esasından mıdır? Ramazan çadırı teravihe mi eğlenceye mi işaret ediyor?

İyi insanlar iyi atlara binip gitmedi, burada, aramızda…

Lokmacı Dede dergahında her Ramazan bin beş yüz kişiye yemek yapan Zeynep Hanım ile röportaj: İftar sofraları hâl ile kurulur.

Ramazan boyu cemaatsiz camileri şenlendiren Ramazan Teyzeleri’nden biri olan Ayşe Sula Akbal ile röportaj: Teravihlerde kadın cemaat erkek cemaatten fazla.

Abdullah Harmancı, kırk yaşın ramazanını kaleme aldı: On dakika

Prof. Dr. Mahmut Kaya, meraklı çocukla annesi için manzum olarak kaleme aldı: İslam’ın Âmentüsü

Prof. Dr. Mustafa Kara, Bursa Eramilhanesi (Dullarevi)

Alaattin Karaca, Bizim asıl hikâyemiz türkülerde

Emine Şenlikoğlu, Can babam annemi hep döverdi.

Osman Bülent Manav, Atakan Yavuz, Münire Daniş, Emel Özkan, Sema Babuşçu, ramazanı karşılayan yazılarıyla…

Sema Karabıyık, Ruhu açların karnı doymuyor

Mustafa Özel, Adalet mülkün temeli değil

Eşyanın Hikâyesi: Ayşe Sevim, Sefer tası

Ercan Yılmaz, Kiraz Ağacı; Ahmet Aslan, Çile balı;

Ayça Örer, Geniş camilerin dar mekânları: Hanımlara Mahsus;

Hatice Ateş, Dürüst ama hırsız;

Ayşe Kaya, Minare boğumlarına takılı kalmış yıldız kırıntıları: Mahyalar.

Beyza Karakaya, Aksaray üzerine yazdı: Benim derdim senden beter Görmedin mi Hasan Dağı

Mahallede Neler Oluyor bölümünde Mazbutoğullarıgil’in beş yıldızlı otel iftarı ile

İşte Tam O Gün’de Geniş ailemizin coşkulu ramazanları, iki farklı ramazan tablosu sunuyor.