Mustafa Özel: Adam olma sanatı

Ramazan sabır ve muhasebe ayıdır. Hesaba çekilmeden kendimizi hesaba çekme fırsatıdır.  İtiraf etmeliyiz ki, şirketlerimizi, kamu kurumlarımızı, hatta ailelerimizi yönetmede çoğu zaman ciddi bir acz içindeyiz. Çünkü kendimizi yönetemiyoruz! “Kendini bilen, Rabbini bilir!” Hadis olup olmadığı tartışmalı olan bu kelam-ı kibar beni çok etkiler. Tersinden okursak, kendini bilmeyen Rabbini (terbiye edicisini!) bilmez. Terbiye olmayan da kendini, aile, şirket veya devletini yönetemez.

Charles Handy, çağımızın münevver yönetim düşünürlerinden biri. İçiboş Yağmurluk başlıklı kitabında, Minneapolis’in açık hava heykel bahçesinde Kelimesiz diye adlandırılan bir heykelden söz eder: “Üç şekil vardı ortada; hâkim konumda olanı bronz bir yağmurluktu. Dimdik duruyordu, fakat içi boştu, kimse yoktu içinde. Bana göre, o boş yağmurluk bizim dayanılmaz paradoksumuzun simgesiydi. Bu dünyaya boş yağmurluklar, maaş listelerindeki isimsiz sayılar, rol kapanlar, iktisat veya sosyolojinin ham maddesi, hükümet raporlarının istatistikleri.. olmak için gönderilmedik. Eğer ödenen bedel buysa, o zaman ekonomik ilerleme boş bir vaattir.”
Paradoks şu ki, diyor Handy, başımıza geleni daha çok biliyor gözüktüğümüz an, daha fazla karışıyor aklımız; teknik kapasitemiz arttıkça güçsüzleşiyoruz. İhtiyacımızdan fazla yiyecek üretiyor, fakat açları doyuramıyoruz. Galaksilerin esrarını çözüyoruz da, ailelerimizin sırlarına aklımız ermiyor. Vaclav Havel, bu mega intihardan ancak bir yolla paçayı kurtarabileceğimizi söylüyor: “Nefislerimizin ötesindeki uhrevi bir şeylere saygıyı yeniden keşfetmek!” Bu bir paradoks, ama öyle bir insanüstü manevi düzene ihtiramla yönelmeden, içinde gerçekten adam olabileceğimiz toplumsal yapıları kuramayız.

Devamı Nihayet Haziran/Temmuz sayısında…