Yusuf Çiftçi

4 Mart 1983 Pazartesi günü Kayseri’nin Develi ilçesinde doğdu. İmam-hatip Lisesi’ni bitirdi. Muğla Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Bölümü’nde okudu. Yönetici olarak çalıştığı bir şirkette şahit olduğu haksızlıklara tepki olarak işi bırakıp taşeron işçi oldu. Şu an bir sigorta şirketinde genel müdür asistanı olarak çalışıyor. Aynı zamanda Marmara Üniversitesi Orta Doğu ve İslam Ülkeleri Araştırma Enstitüsü’nde yüksek lisans yapıyor. Evli ve iki çocuk babasıdır.
15 Temmuz 2016 akşamı yaşanan darbe girişiminin ilk saatlerinde protesto için Boğaziçi Köprüsü’ne gelen ve cuntacılarla mücadele eden Çiftçi, bir yaralıya yardım ederken dizinden vuruldu. Olaydan üç gün sonra ameliyat oldu ve dizine platin takıldı. Evindeki hasta yatağında sorularımızı cevaplandırdı.

Söküğünüzü kendiniz mi dikersiniz?
Genel itibariyle o şekilde tanınan bir karakterim vardır. Kendi işimi kendim halletmeye çalışırım. Darb-ı meseldir, kurdun ensesi kendi işini kendi yaptığı için kalındır.

Babanızdan öğrendiğiniz ev işi var mı? Yemek pişirmek, ortalık toplamak, misafir ağırlamak…
Ben altı yaşındayken babam vefat etti. Babamı tanıyamadım ama tanıyanları tanıdım ve babamın bana bıraktığı mirasın dostları olduğunu anladım. İnşallah ben de evlatlarıma böyle güzel miras bırakabilirim.

Tamir ederken bozanlardan mısınız, tamirci çağıranlardan mı? Bırak bozuk kalsın, diyen bir umursamaz bahsini, isteğe bağlı olarak açabilirsiniz…
Tamir etmeye çalışırım, tıkandığım yerde artık uzman gerekiyorsa o zaman çağırırım. Bozana kadar da uğraşmam.

Uzlete çekilseydiniz yapmakta en çok zorlanacağınız husus ne olurdu?
Annem tasavvufu seven birisidir, çocukluğumdan beri dinlediğim bir ilahi vardır, “Sen Derviş Olamazsın” diye. Ben her zaman “Anne, ben bu ilahinin muhatabıyım, o kadar sabır gösterecek birisi değilim” derim.

Modern zamanların en güzel, en hoş tarafı nedir?
Ulaşılabilirliktir. Hem güzedir aslında hem de kötüdür. Çünkü ulaşılabilirlik bizim eşimize dostumuza ulaşmamızı, sıla-i rahim yapmamızı, bilgiye ulaşmamızı sağlarken bunu bilmenin rahatlığı da aslında onlara ulaşmamızı engelliyor. Nasıl olsa ulaşırım düşüncesiyle hep erteliyoruz.

Kurbanınızı kendiniz mi kesersiniz?
Evvelden kendim keserdim, tabii destek alarak. Fakat bir defasında hayvanın boğazını kesme esnasında nefsani bir duygu hissettikten sonra bıraktım. Ama yüzme, parçalama kısmında bulunurum.

Oğluma illa da öğretmem gereken şudur” bahsini nasıl detaylandırırsınız?
İtikat. Her şeyin başı itikattır, neye niçin iman ettiğini bilirse Allah’ın izniyle doğru yolu bulur. Günümüzde bunun sıkıntısını yaşıyoruz. Mesela benim yaralanmama sebep olan insanlar da itikadi zayıflıklarından dolayı, kula kul olduklarını fark etmediler. Allah’a kulluk etmemiz lazım. İman bir nurdur. Hakiki imanı elde eden adam da bütün dünyaya kafa tutar.

“Kızımın bu hayatta ille de bilmesi gereken üç şey” dediğinizde aklınıza neler geliyor?
Yine itikadi meseleler gelir. Akabinde iyi bir eş ve iyi bir anne olmasını isterim. Her zaman derim, bir kadın için en iyi kariyer anneliktir.

Ev işinde erkeklere en çok yakıştırdığınız işler nelerdir?
Üzerine ne düşüyorsa yapar. Ben bazen salata yaparım, bazen yemek yaparım, bazen musluğu tamir ederim, bazen eşya taşırım. O anda gerekeni yaparım.

Hayat müşterek olduğuna göre sizin payınıza düşenden memnun olduğunuz/asla memnun olmadığınız hususlar nelerdir?
Üzerime düşen her şeyi layıkıyla yapmaya çalışıyorum. Ev işlerinde benim sorumluluğum olmayan şeyleri çok fazla yapmaya başlarsam o zaman memnuniyetsizlik olur. Ama benim üzerime düşen hiçbir şeyden de şikâyet etmemeye çalışırım.