Sadık Yalsızuçanlar

Sadık Yalsızuçanlar, 1962 yılında Malatya’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı okudu. Bir süre öğretmenlik ve yayıncılık yaptı. TRT’den emekli oldu. Çeşitli belgeseller çekti. Öykü, roman, deneme yazdı. Kitapları dünya dillerine çevrildi. Bazı kitapları: Gezgin, Anka, Birdenbire, Vefa Apartmanı, Rüya Sineması, Garip, Huruf.

Söküğünüzü kendiniz mi dikersiniz?

Dikerim. Sökük dikmeyi, yama yapmayı çok severim. Hem keyif alırım hem dinlenirim yaparken.

Babanızdan öğrendiğiniz ev işi var mı?

Babam rahmetli hiç yemek yapmazdı. Temizlik filan hiç hazzetmezdi. Erkeklerin bu işleri yapmasını da pek doğru bulmazdı. Ben öyle değilim. Özellikle yemek yapmayı çok seviyorum. Zaman buldukça da yapıyorum. Zaman da –ne kadar sıkışık olsam da- mutlaka buluyor ve yapıyorum. Zamanım olunca zor yemekleri özellikle tercih ediyorum. Temizlik de çok yaparım. Özellikle yaparım. Çok severim. Tuhaf bir şekilde temizlik yapmaktan da hem keyif alırım hem beni çok dinlendirir. Misafir ağırlamaya gelince… Eskiden eşime çok az iş bırakacak biçimde yapardım. Ama artık ameliyatlardan, yaşlılıktan, yorgunluktan çok az yapabiliyorum. Rahmetli babam, misafirsiz sofraya oturmak istemezdi. Misafiri çok severdi. Fakat hizmeti hep annem ve teyzem yapardı.

Tamir ederken bozanlardan mısınız, tamirci çağıranlardan mı?

İnanmayacaksınız ama tamirattan da çok keyif alıyorum. En küçük bir arıza beni rahatsız eder ve mutlaka onarmaya çalışırım. Su, elektrik tesisatıyla ilgili arızalar, elektronik eşya ile ilgili olanlar, ne bileyim, mobilya onarımı vb. onarımları yapmaktan keyif duyarım. Yapabildiklerimi kendim yaparım, yapamadıklarım için tamirci çağırırız.

Uzlete çekilseydiniz yapmakta en çok zorlanacağınız husus ne olurdu?

Sigara ve kahve bağımlılığım olduğundan sanırım en çok bunda zorlanırdım. Yoksa diğer alışkanlıkları hiç umursamam. Kapalı bir mekânda haftalarca, aylarca kalabilirim. Bir trafik kazası sonrası, yaklaşık 11 ay yatalak bir halde, bodrum katındaki bir evde, küçük bir odada kalmıştım ve çok iyi gelmişti. İnsan dışa kapanınca, dış, ona açılıyor. İçe dönmek için dışa kapanmak gerekiyor.

Modern zamanların en güzel, en hoş tarafı nedir?

Eskiden modernliği çok eleştirirdim. Şimdi artık ‘olanda hayır vardır’a çok inanıyorum. Son Fâtih Sertürbedârı Ahmed Âmiş Hazretleri, ‘olan olmuştur, olacak olan da olmuştur’ der. Bu yüzden olup bitenlere dışarıdan müdahale edilemeyeceğini düşünüyorum. Dünya nasıl düzelir? Düzelmiş bir gözle dünyaya bakarsan düzgün görürsün. Ayna bunu güzel açıklar. ‘Halk içinde bir âyineyim, herkes bakar bir an görür / her kim bakar kendin görür, ger yahşi ger yaman görür’ buyurulmuş. Bugünlerde en çok uçakla, trenle, otobüsle seyahat etmeyi çok seviyorum. Okuma imkânlarını artırıyor.

Kurbanınızı kendiniz mi kesersiniz?

Yok, kesemem. En son yedi sene önce tavuk ve hindi kesmiştim. Kurbanlık hayvanı zaten kesemem. Rahmetli amcam keserdi. Bizim kurbanımızı, kendi kurbanını, komşuların kurbanını hep o keserdi. Babam hiç kesmezdi. Elini sürmezdi kurbana. Sadece yerdi.

Oğluma illa da öğretmem gereken şudur bahsini nasıl detaylandırırsınız?

Rızkını helal yoldan temin etmeyi, Allah’ın emir ve yasaklarına uyma konusunda duyarlı olmayı ve sanatı sevmeyi.

Kızımın bu hayatta ille de bilmesi gereken üç şey dediğinizde aklınıza neler geliyor?

Oğlumla aynı.

Ev işinde erkeklere en çok yakıştırdığınız işler nelerdir?

Özellikle yemek yapmak.

Hayat müşterek olduğuna göre sizin payınıza düşenden memnun olduğunuz ya da asla memnun olmadığınız hususlar nelerdir?

Eskiden hiç memnun olmazdım. Şimdi bakıyorum hayli mesafe almışım. Nasıl derler, ‘mükemmeliyetçi’ olduğumdan eskiden hiç memnun olmazdım. Sonradan sadece kendime bakmayı öğrenmeye çalıştım. Memnuniyetlerim arttı.