Orhan Önder

1994’te Muğla Yatağan’da doğdu. İlkokulu Mesken köyünde tamamladı. Liseyi Uşak Fen Lisesi’nde okudu ve şimdi Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde üçüncü sınıf öğrencisi. Fakültenin yanında çeşitli vakıfların derslerine katılıyor ve öğrenci dergilerinde çalışıyor. Organ bağışı konusunda farkındalığı artırmak amacıyla kurulan KANOPE’nin kurucu üyelerindendir. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrenci kongresi MASCO’nun başkanlığını yürütmektedir.

 Tevbe deyince aklınıza gelen ilk kelime hangisi?
İstiğfar.

 Tevbe kaç renktir? Sizin tövbeniz hangi renk?
Tövbenin rengi var mıdır, kaç renktir bilmiyorum ama tövbesi kabul olunan kul bence bembeyazdır.

 Tevbeye eşlik eden en güçlü duygu nedir?
Pişmanlıktır, yakarıştır. Mahcubiyet ve biraz da burukluk.

İşlenmiş bir günahın ardından tövbe etmek ile edememek arasındaki fark sizce nedir?
Günah işlemek insanın tabiatındandır ve asıl mesele günahlardan sonra yakarmak, tövbe etmektir. İşlediğimiz günahlardan dolayı pişman olup onu tekrarlamama sözü vermemiz gerekir. Tövbe edememek aslında hiçbir şey yapmamak, kulluk vazifesini yerine getirmemektir. Unutmamak lazım, “Allah tövbe edenleri sever.”

 Tevbe etmeyi ilk ne zaman öğrendiniz?
İlkokulda iken babama perşembe günü yatsı namazında duanın sonunda sesli okunan duanın ne olduğunu sormuş ve tövbe-i istiğfar olduğunu öğrenmiştim. Birtakım sorular zincirinin ardından tövbe nedir öğrendim ama tabii ki daha önce bir şeyden pişman olup “Bir daha bunu yapmayacağım” demişliğim vardır.

 Tevbe etmek ve edememek bahsi size neyi hatırlatıyor?
Küçükken ilmihâllerde okuduğumuz nasuh tövbesi ve Firavun’un ölmeden önce tövbe etmesi geliyor. İnsan çoğu zaman kaçar, saklanır. Kendisiyle yüzleşmek, yapmış olduğu bir hata ile karşılaşmak kendisine ağır gelir. Bu kaçış insanı tövbeden alıkoyar.

Ettiğiniz tevbenin huzurdan geri dönmemiş olduğunu nasıl anlarsınız?
Tövbenin huzurdan geri dönmesi diye bir şey yoktur. Allah tövbeleri kabul edendir. Mesele tövbe dediğimiz şeyin gerçekten tövbe olup olmadığıdır, yani huzura ulaşmasıdır.
n Modern insanın tövbeleri ile kadim insanların tövbeleri arasında sizce fark var mıdır?
Ben insanın asırlarla çok değişmediğine inanıyorum. Kelimeler ve ifade şekilleri değişmiş olabilir ancak duygu ve anlam bakımından bence bir fark yoktur.

En etkilendiğiniz tevbe cümlesi hangisi?
Hz. Yunus’un (as) balığın karnında ettiği tövbe cümlesi beni çok etkiler: “Lâ ilâhe illâ ente sübhaneke innî küntü mine’z-zâlimîn” (Senden başka hak ma’bud yoktur. Seni tenzih ederim. Şüphesiz ki ben zalimlerden oldum).

 Her pişmanlığa tövbe eşlik edemiyor. Kabil’in pişmanlık ateşi içinde tutuşmasına rağmen tövbe edememesi gibi. Tövbe sizce de bir nasip midir?
Nasiptir. Ama nasip ne demektir? Şeylerin bizim için takdir edilmesi, kader olmasıdır. Yani her şey nasiptir. İnsanın iradesi ve fiilleri de nasibine ulaşması içindir. Yani tövbeye nasip desek hata etmiş olmayız. İnsanın ölüm kapıyı çalmadan bir an önce günahlarını terk edip tövbe etmesi gerekir, öyle ki ona tövbe nasip olmuş olsun.