Kerem Kınık

Kerem Kınık

1970’de Hekimhan’da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini İstanbul’da tamamladı. İstanbul Tıp Fakültesi’nden 1993’te mezun oldu. Amasya’da Sağlık Ocağı Sorumlu Hekimi, 1999 yılına dek İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sağlık Dairesi’nde Müdür Yardımcısı olarak çalıştı. İstanbul 10. dönem İl Genel Meclisinde Meclis Üyesi ve Sağlık Komisyonu Başkanı olarak görev aldı. Avrupa Birliği Bölgeler Asamblesi Sağlık ve Sosyal Politikalar Komisyonu’nda İstanbul’u temsilen yer aldı. Yeryüzü Doktorları Başkanlığı, Yeşilay Genel Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulunan Kınık, halen Türkiye Kızılay Derneği Genel Başkan Vekili’dir. Profesyonel hayatında Ulusal ve uluslararası teknoloji firmalarında Genel Müdürlük yapan Dr. Kınık, halen Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi’nde Afet Tıbbı alanında doktora çalışmalarını sürdürmektedir. İngilizce ve orta seviyede Arapça bilen Dr. Kınık, Dr. Hatice Öztürk Kınık’la evlidir ve Muhammed Furkan, Abdullah Harun ve Fatıma Zehra’nın babasıdır.

 

Tevbe deyince aklınıza gelen ilk kelime hangisi?

Rahîm.

Tevbe kaç renktir? Sizin tövbeniz hangi renk?

Tüm dalga boyları birden aynı anda gözümüze ulaşırsa bunu beyaz, hiç ışık ulaşmazsa siyah olarak algılarız. Tevbe beyazdır ve beyazın içerisinde tüm renkler vardır, Tevbe diğer tüm renkleri beyazlatmaktır. Benim tevbem genelde yazıları silinmiş bir beyaz kâğıt rengidir.

Tevbeye eşlik eden en güçlü duygu nedir?

Hatanın, acziyetin ve pişmanlığın seni küçültmesi, kapısına döndüğün Rabb’ın azametini ve merhametini hissetmek.

İşlenmiş bir günahın ardından tövbe etmek ile edememek arasındaki fark sizce nedir?

Bir akıllı telefon almışsınızdır, içerisine bir sürü uygulama, oyun vs. yüklemiş, tüm ayarlarını değiştirmiş ve artık onu yönetemez hale gelmişsinizdir. Telefon çalışırken kasılır, donar. Onu ilk gün aldığınız hale getirmek istersiniz ama oyunlarda level atlamışsınız, videolar yüklemişsiniz, Whatsapp’ta yazışmışsınızdır. “Fabrika ayarlarına geri dön” talimatı ile telefonunuzun performansını yükseltecek olsanız da tüm geçmişinizi silip unutmanız gerekecektir. Alışmak kolay, dönmek zor tercihtir insan için.

Tevbe etmeyi ilk ne zaman öğrendiniz?

Tevbe etmek için gerek şart inanç, yeter şart dönme iradesidir. Tevbe aynı zamanda bir duadır da. Ben de inancımın farkına vardığımda ve irademi yönetebildiğimde dua etmeye başladım.

Tevbe etmek ve edememek bahsi size neyi hatırlatıyor?

Yaylaya göçüyorsunuz, sis basmış dağa, yoldan farkına varmadan sapmışsınız, epeyce mesafe de kat etmişsiniz. Nice sonra geldiğiniz yerin varmak istediğiniz yer olmadığının farkına varmışsınız. Aklınız bu bedeli ayaklara ödetmeye hazır ama nefsiniz aklınıza nice cin fikirler çağrıştırıyor. Doğru yolu terk edip menzile varamamayı hatırlatıyor.

Ettiğiniz tevbenin huzurdan geri dönmemiş olduğunu nasıl anlarsınız?

Huzurda olduğumu hissetmekle.

Modern insanın tövbeleri ile kadim insanların tövbeleri arasında sizce fark var mıdır?

İnsan olmaklığımızın zaman ile mukayyet olmadığını düşünüyorum. Aklımızın işleyiş kuralları, mantığımız, duygularımız hep benzer fıtri kurallara tabi. Bence modern insanın sorunu dini, tarihsel bir kontekst ile birlikte inanılabilecek ve yaşanılabilecek bir şey olarak kabul etmesi. O sebeple içtihat kapılarını kapatmaya, bazı mezheplerin daha çok yaptığı şekliyle tarihin acılarından kendisine yeni bir din çıkarmaya meyyal.

Modern insanın hazzı ve konforu önceleme imkânları eskiye nazaran daha fazla. Dolayısıyla çoğu kez zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri de oluyor.

En etkilendiğiniz tevbe cümlesi hangisi?

Ya Rabbi ben ne halt ettim!

Her pişmanlığa tövbe eşlik edemiyor. Kabil’in pişmanlık ateşi içinde tutuşmasına rağmen tövbe edememesi gibi. Tövbe sizce de bir nasip midir?

İnsanın imtiyazını kendisinin kesp ettiğine inanıyorum. Yani çocuk çalışıyor, çabalıyor öğretmen de buçuğu yukarı yuvarlıyor. Aynı şartlarda olan bir başka öğrenci ile anında yapılan mukayese adaletsizlik gibi gelse de insan nasibe koşar, nasip de insana. Tevbe bu çerçevede nasip işidir.