Hülya Pala

Hülya Pala

STK Gönüllüsü – Ev Hanımı

1958 yılında İstanbul Haseki’de doğdu. Altı kardeşin en büyüğü. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. Ortaokul yıllarından bu yana çeşitli sivil toplum kuruluşlarında gönüllü çalışmalarda bulunuyor. Ali Kemal’in Makaleleri’ni (Peyâm-ı Edebî’deki Dil ve Edebiyat Yazıları) yayına hazırladı. Yazar İskender Pala ile evli; iki kızı, bir oğlu ve üç kız torunu var.

Evin sıcak yüzü nerede başlar?

Evin sıcak yüzü beni karşılayan bir nefes ile başlar. Bir anne, bir eş, bir çocuk… Sizi seven bir çehre… Eğer yabancı bir evse gidilen, evin hanımından yansıyan tebessüm.

Hangi zamanlarda “şimdi evde olmak vardı” dersiniz?

Dışarıda çok yoğun ve yorgun geçen zamanlar bana bunu hissettirir. Özellikle de ezansız topraklarda…

Ev kokusu deyince aklınıza ne gelir?

Bir evin ruhaniyeti, manevi havası vardır ya hani… İşte o.

Evin en çok sevdiğiniz eşyası hangisi?

Yeni evlendiğim yıllardaydı, rahmetli hocamız hattat Prof. Dr. Ali Alparslan çevimizi teşrifinde, üzerinde “Haza rahmetün min Rabbi (Bu bana Rabbimin rahmetindendir)” yazılı hattını hediye getirmişti. Onu çok severim. Bir de evi yeniden şekillendirirken yaptırdığım annemin klasik koltukları ve eşimin bekârlık evinden kalan minik büfe… Kadim ve hatırası derin olan eşyalar… Bunların hepsinden kıdemli bir de tesbihim var defalarca dağılıp yeniden bir araya getirdiğim… On yaşında bir çocukken Bayezid Camii’nde yan yana namaz kıldığımız bir teyze tarafından tebrik ve takdirler eşliğinde hediye edilen, o tesbihi her elime aldığımda o teyzeyi hayırla yâd ederim.

İnsanların parmak izleri var. Evlerin parmak izi var mıdır, her evi farklı kılan?

Elbette evleri farklı kılan özellikleri olur, çünkü her insan kendi estetik anlayışını yaşadığı mekâna yansıtır. Bu başlangıçta belki modayı taklit ile olabilir ama zaman içinde değişip gelişip özelleşir ve ev kimlik sahibi olur.

Şimdiye kadar evinizde yapmak isteyip de yapamadığınız nedir?

Birkaç yıldan beri fotoğraf albümlerini yenileyip düzenlemek istiyorum. (Kızlarım evlenince kendi resimlerinden bazılarını seçip götürmeleri sebebiyle) dijitaller de tasnif edilmeyi bekliyor, bakalım nasip ne zaman…

Ev ile ilgili atasözü deyim ya da aile büyüklerinize ait bir söz var mı zihninizde?

Babaannemden hatırladığım bir atasözü olan, “Gittiğin yer kör ise sen de bir gözünü yum.” beni hem güldürür, hem düşündürürdü. Rahmetli kayınvalidemin de “Oğlun ile oba, kızın ile komşu ol kızım.” duasını unutmam.

Eli her daim evin üzerinde olanlardan mısınız yoksa hiçbir şeye el sürmeyenlerden mi?

Zaman zaman her ikisi de… Zaten mizacen iddialı değilimdir, bazen ev kendimi bile şaşırtacak kadar dağınıktır bazen de tersidir. Bu konuda da her konuda olduğu gibi ‘asla’larım ve ‘illa’larım yoktur.

Evde sizi dinlendiren, en sevdiğiniz hobiniz nedir?

Öğrencilik yıllarımda pul koleksiyonum vardı ama şimdilerde onları torunlarıma vermeyi düşünüyorum. Mevsime göre taze çiçekler alıp balkonu düzenlemeyi severim. Kedimiz var onunla ilgilenirim. Dikiş dikerim. Evde yapılacak herhangi bir işi sevdiğim bir iş gibi yapar ve onunla dinlenirim. Bunların hepsinden daha zevklisi ise eve yeni gelen kitapları tetkik edip ‘bunu okumalıyım’ diye başucu desteme ilave etmek, bazısını da o anda okuyabildiğim kadar okuyup kaldırmaktır.

Evinizde kimi ağırlamak isterdiniz?

Herkesi ağırlamak hoşuma gider. Annemden öğrendiğim, yaşlılara hizmet anlayışım vardır. Çocukluğumda bulunduğumuz mahallenin yaşlıları bize geldikleri zaman annem onlara ikramda bulunur ve banyo yaptırırdı. Benim de yapabileceğim yaşa geldiğimde, “Hadi bugün teyzeyi sen yıkayıver, sevaptır.” dediği günler olmuştu. Bugün de hâlâ yaşlılara hizmet ve onlarla sohbet bana çok keyifli gelir. Onların dualarını bahşiş sayarım.
Ağırlamak deyince… Bu soruyu bir an düşününce aklıma çok sevdiğim iki büyük annemiz geldi, onlara da hizmet etmek isterdim; Sare Validemiz ile Hatice Annemiz (Allah bütün annelerimizle ve sevdiklerimizle hepimizi komşu eylesin).

Kimin evinde ağırlanmak isterdiniz?

Anneanne evi benim içimde hep özlem olmuştur. Çocukluk zamanlarımda okullar tatil olunca herkes memleketlerine, anneanne-babaanne yanına giderdi. Benim anneannem yoktu, babaannem de yanımızdaydı.

Unutamadığınız ev ziyareti?

Rahmetli Mübeccel Okay hanımefendi ve Prof. Orhan Okay hocamızı ziyaretlerimizi unutamam. Mübeccel Hanım’ın özel bayram kurabiyeleri ve çok hoş sohbetleri olurdu, kızlarım ona, “Mübeccel Anneanne” derlerdi.

Unutmadığım bir ev de yarı meczup Hikmet Anne’nin evi (ve kendisi). Değişik tütsü kokuları arasında uzaklara dalan gözleriyle gelenleri bazen neşe ile karşılayıp bazen de tokatlayarak üzerine okuması bana ilginç gelmiştir. Allah gani gani rahmet eylesin.