Nihayet Mutfak

 

 21.yüzyılda yemek yemeye devam edecek miyiz?

Gençlik kültürünün bir parçası haline gelen Küçük Prens, uzayda bir noktadan dünyayı ziyarete gelen, yemeyen içmeyen bir kahramandır. Bir dönemin ekran klasiği haline gelen Jetgiller’de ise menüler tepsiye dizilmiş birkaç haptan ibarettir. Bilim kurgu filmleri ve distopya anlatıları, gelecekte yeme içmenin bugünkünden farklı olacağı beklentisine dayanıyor. Bu gelecek kurgusunu sorduğumuz, fastfood kuşağı eleştirisinin muhatabı gençler, yemeğin geleceğine dair ilginç öngörülerde bulundu.

 

Emir Kılıç – Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü, Yaş: 21

Dünya nüfusu gittikçe artıyor. Ancak hayvansal gıda kaynaklarında buna paralel bir artış, şimdilik, yok. Bitkisel gıdalarda da yeterli bir gelişme yok. Tarım alanları yerleşime açıldı, ekili alanlar tıpkı diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de dramatik bir biçimde azaldı. Ya ileride yiyecekler yerini tamamen sentetik yiyeceklere bırakacak ya da doğal yiyecekler sentetik süreçlerin yardımıyla üretilecek. İlki olursa hayvansal gıda da bitkisel gıda da şimdikinden kat kat pahalanacaktır. Eğer ikincisi olursa, yani yiyecekler sentetikleşirse ne olur hiçbir fikrim yok.

 

Yavuz Ömer Aktürk – Yıldız Teknik Üniversitesi Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği, Yaş: 22

Gelecekte, kültürel yemeklerimizi yavaş yavaş kaybedeceğiz bence. Eski geleneksel mutfaklarımız yeni jenerasyonla hayatımızdan çıkacak. Zamanla sadece dışarıda restoranlarda bulabileceğiz eski yemeklerimizi. Nerde o eski anneler diyeceğiz belki, hey gidi hey. Evlerde basit hazırlanacak yemekler olacak; hazır yemekler, suya at kaynat şeklinde. Bilim kurgu filmlerindeki kapsüller gibi olacağını sanmıyorum. Yemek sonuçta bu… İnsani bir zevk… Kimsenin yemek zevkini kapsüllere bırakacağını sanmıyorum

 

Osman Ertuğrul – İstanbul Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği, Yaş:20

Döneri, hamburgeri, pizzayı düşündüğümüzde, her kültürde fastfood olduğunu söyleyebiliriz. İnsanların yaşamı hızlandıkça her şey gibi mutfak da buna ayak uyduruyor. İleride buna bağlı olarak filmlerde kurgulanan o ‘kapsüller’ bence gerçek olabilir. Böyle olunca en uç, en güzel yemeklerimiz de fastfoodlar olur her halde. Bence ileride mutfak sanatı deyince fastfood’u kastedeceğiz. Ama fastfood olsa da, yemekler gittikçe sentetik bir hal alsa da yemek her daim sanat olarak kalacak.

 

Bünyamin Yavuz Görgün – Marmara Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı, 21 yaşında

Gelecekteki yiyeceklerimizin şimdikinden çok da farklı olacağını sanmıyorum. Ama hazır yemekler ve fastfood tüketimi artacaktır. Bugün bile iş hayatı yoğun olduğundan, yemek yapmaya vakit ayırmak zor oluyor. Ev yemekleri bile dışarıda restoranlarda yeniyor. Fastfood’a daha çok yöneleceğimizi düşünüyorum. Hapla yemek ihtiyacımızı karşılayacağımız günler de gelecektir büyük ihtimal. Aslında şu anda protein hapları gibi haplarla benzer bir dönem yaşadığımız söylenebilir. Ya da bugün askeriyede kullanılan teknolojiler var. İçine su koyunca kimyasal tepkimeye girip, suyu kaynama sıcaklığına getiren ve içindeki yemeği pişiren yiyecek poşetleri var. Bu tarz teknolojiler toplumda yaygınlaşacak bence. Ama bizim toplumumuz kolay kolay “ocakbaşı”nı bırakıp kapsüle geçmek istemez, ekmeği eliyle bölüp yemek ister diye düşünüyorum.

 

 

Ali Kadıoğlu, Boğaziçi Üniversitesi Tarih bölümü, 22 yaşında

Gelecekte haplarla mı besleneceğiz? Bu bana biraz bilim kurgu gibi geliyor. Ancak çok büyük bir savaş, nükleer bir savaş olup da toprak tamamen üretim özelliğini yitirirse böyle bir dünya mümkün. Ama eğer bu gerçekleşirse bu da yine bir sömürü ve eşitsizliğe kapı aralar. Bugün nasıl “organik” denen yiyecekler çok pahalı ve üst sınıfın tüketimine yönelikse, o zaman da yığınlar hapla beslenip bir şekilde canlı kalmaları sağlanırken, seçkin zenginler yemek yeme zevkini doğal yiyeceklerle karşılayacaklardır.

 

Müge Göktaş, lise öğrencisi, 18 yaşında

 

Bazı dizi filmler ve reklamlar insanların yemek yemeden müthiş enerji sahibi olacağını zihinlere yerleştiriyor. Bakınız  Limitless dizisi. Bu dizide bir uyuşturucu var, o uyuşturucuyu alınca zihnin müthiş bir şeklide açılıyor. Dizinin kahramanı kendisini aptal biri olarak görürken ilaçları alınca beyni tam kapasite, hatta insan kabiliyetini aşan bir  şeklide çalışıyor ve bu FBI’ın dikkatini çekiyor. Dizi filmler ve reklamlar aracılığı ile  insanlar besin değeri olmayan, ama insanın kapasite ve becerilerini arttıran haplara yönlendiriliyor diye düşünüyorum.

 

 

 

Meryem Kocaman, Şehir Üniversitesi Kültürel Çalışmalar yüksek lisans, 28 yaşında

Jetgilleri hatırlıyorum, yemek yerine tepsideki birkaç hapı yutarlardı. Ama hiç düşünmemiştim bunun bir gelecek kurgusu olabileceğini. Gelecekte yiyeceğimiz şeyler tabii değişebilir. Yemek hayatiyeti devam ettirmek için gerekli. Ama “Yiyin, için, israf etmeyin” emrinde bize tevdi edilen bir irade var. Az yemeyi seçerek hem irademizi sınamış oluruz hem de başkalarının hakkını yemeyerek adaleti sağlarız. Bu yüzden yemek bir sınav bizim için. Yemek olmazsa neyle sınanacağız? Ayrıca nimetin şükrü için de o nimetle karşılaşmamız gerekir. Sadece haplarla beslenilen dünyada irade sınavı da şükür bahsi de nasıl olur bilmiyorum. İrademizin iptal olması, mekanik bir robota dönüşme ihtimalimiz var. Yemek mühim mesele.