Orda bir köy var uzakta… Da artık gidemiyoruz…

Orda bir köy var uzakta…
Da artık gidemiyoruz…

Hayriye Erçetin

Birinci sınıf: Uçan da kuşlara malum olsun, ben annemi özledim

Balkonda oturup TEM trafiğini izliyorum. Koca şehirde yapayalnızım. Evet, tercih edilmiş bir yalnızlık ama yine de… Şimdi kim bilir bizimkiler ne yapıyordur. Muhtemelen misafir vardır. Evde gökleri yararcasına giden şu uçağın istikameti neresi acaba? Hafiften boğazım ağrıyor, galiba hasta olacağım. Ah annem yanımda olsaydı, ıhlamur kaynatırdı. Ya şu otobüs nereye gidiyordur? Beni buradan alıp memlekete götürür mü? Kuşlar gibi uçabilmek, evimin penceresine konabilmek isterdim. Yok, ağlamıyorum hayır, boğazım ağrıyor demiştim ya. En iyisi 29 Ekim tatilinde eve gideyim, iki gün iki gündür. Annemin yemeklerini yedim mi bir şeyim kalmaz. Şu sene bir bitsin, yaz tatilinde evden dışarı çıkmayacağım…

İkinci sınıf: Bu bayram da gelemedim anne

 Annem telefonda, yaz okuluna kalacağımı öğrenince ağlamaklı oldu. Finallerim de bayramdan hemen sonraya denk geldiği için bayramda da hiç gidemeyeceğim. Ama ne yapayım, önemli olan derslerim yani. Üstten ders alıp, dönemi biraz rahatlatmak istiyorum. Hem geçen yaz neydi öyle, memlekette zaman geçmek bilmedi. Hep aynı şeyler, aynı insanlar. Bir yerden sonra sıkıyor artık. Annem, bayramda yalnız kalmak mahzunlaştırır seni, diyor da o kadar da şey değil hani. Arkadaşlarım burada olacak, hem “o” da memlekete gitmeyecekmiş. Birlikte gitmediğimiz yerlere gideriz, alışveriş yaparız. Memlekete de artık nasipse Kurban Bayramı’nda giderim. Ya da annemler buraya gelir. En iyisi o…

 Üçüncü sınıf: Anne benim uçmam gerek

Bu yıl arkadaşlarımın hepsi ya Erasmus ya da exchange programıyla bir yerlere gitti. Instagram fotoğraflarından neredeyse biz de onlarla beraber gezdik bütün Avrupa’yı. Ben bu şehirde tıkıldım kaldım. Yarı tatilde yaptığımız gibi yazın da staj başlamadan önce mutlaka bir yerlere gitmeliyiz kızlarla. Şu durumda yurt içi yurt dışı fark etmez valla. Yeter ki çıkalım şu şehirden. Annem illa bir yerlere gidecekseniz bize gelin arkadaşlarınla, biz de seni görmüş oluruz hem, diyor. Diyor da yani bizim oraların da pek görülecek bir yanı yok. Bizimkileri görmeyeli de epey oldu aslında, ama gidecek vakit yok ki. Staj başlayınca annemi çağırayım bari, hem akşam eve gelince yemeğim hazır olur. Oh, mis.

Dördüncü sınıf: Uçtu uçtu, kızınız evden uçtu anne

 Mezuniyet töreninde annem nasıl da sıkı sıkı sarıldı. Her ne kadar belli etmese de babamın gözleri dolu doluydu. Haklılar tabii, aylardır eve gidemedim. Ama ben de ne yapayım şu sene mezun olup kurtulayım diye az mı ter döktüm. Yıllardır gitmek istediğim Belgrad için de en uygun bileti yarıyıl tatilinde buldum, ne yapmalıydım, gitmese miydim? Benim hakkım değil mi bir yerlere gitmek? Hem sonra kaç kişi mezun olur olmaz iş buluyor? Benimle gurur duymalılar ağlamak yerine. Hem şükretmek lazım, ya mezuniyet töreni de olmasaydı, o zaman ancak iş yerinden izin alabilirsem memlekete bayramda gidebilirdim. Ya da en kötü ihtimalle bizimkilerle ekimde düğünümde görüşürdük…