Güzellik

Güzel çocuğun annesi

– Annesinin güzeli, annesinin prensesi/babasının yakışıklısı… Aslında çocuğunuzun güzelliğinden çokça kendinize pay çıkardığınızın farkında değil misiniz! Çocuğunuzun güzel/yakışıklı olmasının tek sebebi siz değilsiniz. Nasip bahsini unutarak dini bütün kalacağınızı mı zannediyorsunuz!

– Kendi çocuğunuz pek güzel diye başkalarının çocuğunu güzellik yarışmasına sokacak asabi jüri üyesi moduyla yargılamak sizi çirkin bir kadın yapıyor, çocuğunuzu da o çirkin kadının çocuğu. Çocuk parklarında evladınızı öne çıkararak ne kadar çirkinleştiğinizi keşke size söyleyebilecek bir dostunuz olsaydı…

– Popüler kültürün dayattığı ‘mavi göz-sarı saç’ sizi de mi etkisine aldı? Coğrafyamızın hürriyeti kara kaş kara gözlerin kendisini güzel bulması ile yakından alakalı desek… Çok mu şaşırdınız? Şaşırmaya devam edin o halde.

– En maviş gözlü, en şirin burunlu, en kiraz dudaklı, en tatlı çocuk sizinki mi? Kimin için? Kuzguna yavrusu güzel. Çocuğunuzun güzelliğini her kapıyı açan çilingir niyetine kullanmaktan vazgeçin.

– Sırf başkalarından iltifat almak için “ay bu kız ne kadar çirkin, ilerde ne yaparız bilmem teyzesi” ifadeniz bayağı, anlamsız ve dahi lüzumsuz.

– Pedagojinin temeli çocuklara sorumluluk almayı öğretmek üzerinden atılır. Pek güzel bulduğunuz çocuğunuza her ortamda dikkat çekmeyi telkin etmek yerine, sorumluluk almasını öğretin. Güzel ve kibirli değil dayanışmacı ve paylaşımcı olması onu güzel kılacaktır.

– Çocuğunuzun fotoğrafını doğar doğmaz sosyal medyada paylaşmanız, birkaç ay sonra ajans kapılarında sıra beklemeniz ne kötü. Her güzel çocuğun reklam yıldızı olması gerekmiyor.

Pek güzel olmayan çocuğun annesi

– “Kara kızım”, “çirkin oğlum” gibi ifadeler çocuğunuzun kendisiyle barışık olmasını engeller. Çocuğunuza hitap ederken kullandığınız her olumsuz sıfat “seni bütün olumsuzluğuna rağmen seviyorum” anlamına gelecektir.

– Kızınıza biraz kızınca “bu gidişle başıma kalacaksın” derken masallardaki üvey anneleri bile arattığınızın farkında mısınız?

– Lütfen çocuğunuzu sürekli kayınvalidenize ya da babasına benzetmekten vazgeçin. Çocuğunuz hem onlardan, hem sizden uzaklaşacak…

– Ekranların “güzel sunucu”, “güzel oyuncu”, “yakışıklı futbolcu”, “çekici iş adamı” nitelemesine aldırmayın. İki dünya saadeti için bunların çok da önemi yok.

– Kızınız yetişme çağındayken giyinişini demode bulup gözlükleriyle alay edenler tıbbiyeden mezun olunca dünür olma sırasına girdiler. Onlara güzelliğin değil başarının, zekânın ve sadeliğin daha önemli olduğunu anlatmanıza gerek yok. Zaten anlamış olmalılar.

– Kilolarıyla dalga geçildiği için eve ağlayarak gelen çocuğunuza, ‘morali bozuk geldi, keyfi yerine gelsin mutlu olsun’ diye patates kızartmak da neyin nesi? Dolapta bekleyen çikolatalı pasta da bu handikap için çözüm değil.

– Endişe ve korkularınızı çocuğunuza hissettirmekten vazgeçin. Ne siz ne de çocuklarınız zaaflardan ve noksanlardan ibaret değilsiniz. Her birey her an değişmekte gelişmekte. Bu değişimi ailecek lehinize çevirmek sizin elinizde.