Eğitim Bahsi

Öğretmen

– Bazı öğrencilerinize tuhaf lakaplar takmanız diğer öğrencilerinizi güldürme malzemesine dönüşmüş gibi. Oysa onların isimleri var. Neden onlara isimleri ile hitap etmiyorsunuz? Değer vermek isimlendirme ile başlar.

– Ben Cem Yılmaz’dan daha iyi espri üretirim iddiasından vazgeçin artık. En az otuz çift gözün size baktığı gerçeği, sakın sahnede performans gösteren bir star olduğunuz hissine kapılmanıza sebep olmasın. Maaşınızı espri üretme kapasiteniz üzerinden almıyorsunuz. Vazifeniz doğruları, bilgileri anlaşılır bir şekilde öğrencilerinize aktarmak. Anlaşılır olmak ile sulandırmak arasındaki açı sizin zannettiğiniz kadar dar değil.

– Anneler ‘okul başlasa da evden gitseler’ dediği çocukları, öğretmenler daha okul başlamadan önüne takvimi alıp yılın tatillerine aşk ile baktığı bir ‘eğitim hayatı’mız var. Bu kadar tatil başka hiçbir ülkede yok. Biraz mesuliyet, biraz öğretme aşkı. Ama öğrenme aşkı olmayanlarda öğretme aşkı olmuyor ne yazık ki.

– Yeni neslin davranışlarındaki aşırı öz güven ve dillerindeki sivrilik ile de başınız dertte. Siz öğretmenlerinizin karşısında pek boynu eğri duruyordunuz. Ama öğrencilerinize saygı mesafesini onları incitmeden öğretme kapasiteniz var, kabul ediyoruz. Böyle bir kapasiteniz yoksa öğretmen olmayanı idam etmiyorlar. Mesleğinizi bırakabilirsiniz.

– Sizin öğrenciliğinizde de anlayışlı hocalar vardı. Neden onları değil de çocukların tıraşıyla kendinden geçen hocalarınızın yolundan yürüyorsunuz ki? Saçı uzun diye öğrenci aşağılamaktan vazgeçin artık. Kılla tüyle bizim kadar uğraşan başka bir ülke yok zaten.

– Kendinizi Mahmut Hoca ya da Külyutmaz hoca yerine koymaktan vazgeçmezseniz her sınıfın hababam tutumları olacaktır. Lakin sizin sınavlarda sıranın üzerine çıkmanız çok sportmen olduğunuzdan başka bir anlam ifade etmiyor. Yeni kopya yöntemlerini bilseydiniz sıranın üzerine çıkan halinizle acıklı bir performans sergilediğinizi fark ederdiniz.

– Elinizde sigara ile dolaşırken size tesadüf eden öğrenciler, sınıfta sigaranın zararlarını anlatışınızı ciddiye almama hakkını kullanıyor. Onlara her şeyden önce hallerinizle örnek olmalısınız.

Öğrenci

– Okullar açılıyor, ‘kendini de evde bıraksaydın’ şakaları başlıyor. Her şeye alınmaktan türlü manalar çıkarmaktan vazgeçseniz iyi olur. Bunlar öğrenciliğin doğasında olan takılmalar.

– Notunu düşürürüm, sınavda zor sorarım, bak bende annenin numarası var, size gezi yok, sınıf, müdür odasının hemen üstünde, umarım farkındasınızdır… Böyle hayati önem taşıyan tehditler için önlem almaya başlasanız iyi olur.
– Kasım ayıyla birlikte tetikte olun, spor yapmaya ve reflekslerinizi güçlendirmeye başlayın. Sizi hedef alarak atılan tebeşirleri yakalamanız lazım, kırılırsa suçlusu yine siz olacaksınız, tebeşirden kaçarsanız korkak… En temizi tebeşiri yakalamak…

– Ah ben sizin yaşınızdayken… Sözlerinin sınıflarda yankılanmasına hazır olun, öğretmeni ciddiye alır gibi yapmanızda fayda var. Tamam, biliyorsunuz hocanız da sizin yaşınızdayken yaramazlık yaptı, kopya çekti, dersten kaçtı. Ama işte bir zamanlar çocuk olduğunu unutmuş kadıncağız/adamcağız. ‘Hayat, unuta unuta yaşamak sanatı’ demiyorlar mı?

– Okul koridorların dolmasıyla ‘oha kızım çocuğa bak, hemen makyajımı tazelemeliyim, ya yağmur da ne alaka; saçımı yeni düzleştirdim, öldüreceğim kendimi ya’ gibi sözler söyleyerek popüler olma çabanızdan vazgeçin. Açık söyleyelim, saçınız, makyajınız, kimi ölesiye beğendiğiniz kimseyi ilgilendirmiyor.

– Dersi kaynatarak arkadaşlarınızı güldürünce ve cesur çıkışlar yaptığınızda birkaç saniyeliğine popüler oluyorsunuz, doğru. Ama o birkaç saniyeden sonra aylak, tembel, haylaz ve yaramaz oluyorsunuz.

– ‘Okulun bahçesinde kaç süs bitkisi var, koridorlardaki karo taşları kaç adet?’ diye sorsak bir çırpıda söylersiniz biliyoruz. Aileniz sizi dersliklerde yeni bilgiler öğrenesiniz diye okula yazdırdı kantine değil. Lütfen biraz kantinin dışında da varlık gösterin.