Önce Evlerimiz Yitirdi Bahçesini, Sonra Okullarımız…

Önce Evlerimiz Yitirdi Bahçesini, Sonra Okullarımız…

Özellikle ilk ve ortaokul binaları, daima büyükçe bir bahçe içine kondurulmuştur. Zil çalar ve çocuklar bir bendin önünde birikmiş su gibi bahçeye akarlar. Bir beton ormanına dönüşen şehirde okul bahçesi, çocukların biricik cennetidir de. Mimarlar, kent planlamacıları ve eğitimciler bu cenneti onların elinden almayı akıllarının ucundan bile geçirmezler.

Ama size kötü bir haberimiz var: ‘Bir bahçe halkı olan Türkler’, yalnızca evlerinin değil ilkokullarının bile bahçelerini öldürmeye başladılar!

Biz de neden bahçesiz okul olamayacağını dikkatinize sunan bir dosya hazırladık.

Ali Ayçil, “Çiçekli bir ontoloji”de dünden bugüne bahçe serencamımızın, okul bahçesinin moderniteye yenik düşerek sonuçlanmasını yazdı.

Aysel Yaşa, “Bir ağaca sarılmamış, bir çiçeği koklamamış çocuklar”ın hali pür melalini kaleme aldı.

Fatma Çolak, “Bahçeyi dolduran şiir”de bahçelerden uzak kalmışlığın tarihimize sırt çevirmekten farkı olmadığını anlatıyor.

Beyza Karakaya, “Hem mezunları hem bahçesiyle meşhur okullar”ı getirdi sayfalarımıza.