Ömer Türker: Meleklere İman

İman esaslarında ikinci sırada zikredilen meleklere iman, pek çok ayet ve hadiste geçer. Gerek ayetler gerekse ilgili hadisler, varoluş hâlleri sayısınca melek grupları olduğuna delalet etmektedir. Melekler, Allah’ın arşını taşırlar, O’nu sürekli hamd ve tesbih ederler, Allah’ın emrini bütün âleme yayarlar, Allah’ın vahyini peygambere ulaştırırlar, cennet ve cehenneme bekçilik yaparlar, sema kapılarının bekçiliğini yaparlar, yeryüzünde ve gökyüzünde meydana gelen olayları yönetirler, yağan kar tanelerini taşımaya kadar her türlü oluşun tedbirinde bulunabilirler. Kısacası ister maddi ister manevi olsun meydana gelen her oluşta görevlidirler. Naslarda meleklere ilişkin haberler bir bütün olarak değerlendirildiğinde meleklere iman, esas itibariyle üç yönden anlaşılabilir.

Birincisi: Meleklere imanın öncelikli olarak ilişkili olduğu şey, dinin dayanağını oluşturan vahiydir. Peygamberlerin birer insan olarak Allah’tan haber getirmesi, miraç vakasında olduğu gibi farklı formları olmakla birlikte, esas itibariyle meleğin aracılığıyla gerçekleştiğinden meleklerin varlığını kabul, aynı zamanda vahyin de gerçekleşebileceğini kabul anlamına gelmektedir. Kur’an’da meleklere imanın zikredildiği yerler, bu sebeple, bilhassa Hz. Peygamber’e (s.a.v.) vahyedildiğini ifade eden ve Yahudiler ile Hıristiyanların Hz. Peygamber’in (s.a.v.) nübüvvetini inkâr ettiğini ele alan ayetlerdir. Meselenin bu yönü, bir din olarak İslam’ın Müslüman bireyin nazari aklını inşa ettiği bütün öğretilerin temelini oluşturur. Çünkü insanın akıl yoluyla Tanrı’nın birliğine ulaşabileceğini kabul etsek bile insanı sorumlu kılan, buyruklarını insana ulaştıran, bu dünyadaki amellerine ahirette karşılık veren bir Tanrı kavrayışı, peygamberliğe bağlıdır.

Davamı Nihayet Haziran/Temmuz sayısında…