Korku ve karnaval-İbrahim Yinal

Sosyal paylaşım sitelerinde dolanan iki ilginç video var. İkisi de Avrupa ülkelerinde yapılmış birer mizansen. İlkinde Arap kıyafetleri giymiş biri; elindeki boş çantayı farklı mekânlarda aniden insanların önüne atıp kaçmaya başlıyor. Muhakemesini saniyenin onda biri kadar bir zamanda kafasındaki canlı bomba-Arap Müslüman imajıyla birleştirerek yapan muhataplar, çıldırmış gibi sağa sola kaçışıyorlar. İzleyenleri güldürmek için düzenlenen bu parodi, aslında oldukça derin kültürel psikozları bilinç düzeyine çıkarırken, aynı zamanda uluslararası kapitalist oyun-kurucuların ve imaj-maker’ların zihinleri nasıl istedikleri yönde eğip bükebildiklerinin elle tutulabilir bir örneğidir. Bu başarı, “korku” dan beslenip “imaj” ve algıyla sevk ve idare ediliyor.
Diğer video Hollandalı acar muhabirlerin bir algı oyunundan ibaret. Bu gençler, İncil’in kapağına Kur’an yazdırıp İncil’deki kısas ve kadınla ilgili ayetleri okuyor. Dinleyiciler Kur’an ayeti zannettikleri metinler üzerinden Müslümanların bu vahşete inanmalarının akıl ve insanlık dışı olduğunu hayretle ifade ediyorlar. Sonrasında muhabirler okunan metnin Kur’an’dan değil İncil’den olduğunu gösteriyorlar ve ilkinden daha büyük bir şok yaşanıyor. Denekler beyinlerine işlenmiş korku kaynaklı algı ve imajlarla yüzleşmenin hayretini yaşıyorlar.
Onlarca benzeri görülen başka bir gazete haberinde ise şöyle bir olaydan bahsediliyor: “Yüzlerce estetik ameliyat olan Koreli kadın; doktorların artık ameliyat yapmayı reddetmesi üzerine önce çarşıdan aldığı sahte silikonu sonra da evde bulduğu zeytinyağını yüzüne enjekte etti. Yüzü deforme olan ve tanınmaz hâle gelen kadının ameliyatı için Koreli vatandaşlar yardım kampanyası başlattı.”
Bu sosyal deney ve haber örnekleri kendini her noktada belli eden ve başarısı asla inkâr edilemez Batılı kapitalist düzenin muzafferiyet taktiklerini aşikâr etmektedir: iç ve dış korku. Dış korku kendisini ulusal güvenlik olarak pazarlarken; iç korku beğenilmeme endişesi üzerinden “imaj” adını almaktadır. Ama burada önemli olan güvenlik veya imaj değildir, mühim olan korkunun kendisidir. Bu korkular yarın ölüm, hastalık, kuraklık, fakirleşme ve sair adlar altında moda hâline gelebilir ve önemli olan bu korkuların hangi ürünlerle tatmin edileceği ve yüzde kaç kâr marjına sahip olacağıdır.
“Amerika başkanı zenci, Papa Arjantinli olduğu zaman ABD’yle dost olacağız” demiş Che Guevera böyle bir durumun imkânsızlığını belirtmek için. Geçtiğimiz sekiz yıl boyunca ABD başkanı zenciydi ve Papa Arjantinli, dolayısıyla ABD ve Küba dost oldu. Aslında hem Che hem Küba ve tabii ki el-Kaide, DEAŞ, Saddam, İran ve Kuzey Kore gibi hayalet düşmanlar “korku” algısını diri tutmak için imal edilmiş başarılı mamuller.
İmaj içsel, güvenlik dışsal korkularımızın saiki olarak iç ve dış sermayenin erimesine mâni olurken, küresel istilacılığa ve sivil katliamlara da meşru bir kılıf vazifesi görmektedir. Kaç kişi oldukları, kim tarafından (!) kuruldukları ve nerelerde yaşadıkları bilinmeyen bir avuç DEAŞ militanının Amerika’yı, Rusya’yı veya Avrupa’yı istila ve işgal edeceği (!!!) korkusu; yüz binlerce masumun katledilmesine en büyük meşru sebeptir. O zaman neden Suriye, Irak veya başka bir ülke yerle bir edilmesin ki:
“Şimdi her şey özgür, kartlar açıldı ve hep birlikte aynı soruyla karşı karşıyayız, şimdi ne yapacağız?

Devamı Nihayet Ocak sayısında…