Kitaplar bizim için, bazı insanlar ise kitaplar için bir sığınaktır

Osman Bülent Manav

Babam, biz çocuklarına lâyık gördüğü yahut hayâl ettiği geleceği, “Oğlum, okuyun, Mut çapında değil, yurt çapında adam olun” cümlesiyle özetlerdi. Bu niyet muvâcehesinde, ortaokuldan sonra İstanbul’a gönderildim. Yurt çapında adam olmaya azimli ve lâkin bunun nasıl yapılacağına dair en ufak fikri bulunmayan bir taşralı genç hüviyetiyle dolaşıp durduğum panel, toplantı ve konferanslardan birinde Ahmet Kabaklı demişti ki: “Gençler, Cemil Meriç’in bütün kitapları mutlaka okunmalı, kabilse ezberlenmeli.”

Bu sözün bilinçaltıma tesir etmesinden midir bilmiyorum, Cemil Meriç’in, “Bana öyle geliyor ki, hayat denen mülâkata bu kitabı yazmak için geldim” dediği Bu Ülke’sinden pek çok cümle hâlen hâfızamdadır. Fakat içlerinden bir tanesi var ki, beni en çok yaralayan, içime en derinlemesine işleyen, burnumun direğini en çok sızlatan odur: “Denize atılan bir şişe her kitap. Asırlar, kumsalda oynayan birer çocuk. İçine gönlünü boşalttığın şişeyi belki açarlar, belki açmazlar.

Devamı Nihayet Mart sayısında…