Fatih ismiyle müsemma

Seyhan Büyükcoşkun

Fetihle birlikte II. Mehmet Han’ın Zeyrek semtindeki büyük manastır ve kilise yapılarını tedrisatın aksamaması için medrese olarak tahsis ettiğini ne yazık ki üniversiteden sonraki yıllarımda okuyup öğrenecektim. Oturduğumuz evin yaslandığı surlar Pantokrator Kilisesi ve Manastırı’nın bulunduğu alanın istinat duvarıydı. Çocuk olarak bu sur duvarında tek ilgilendiğim, bahar gelince taşlarının arasında kök salmış leylakların baş döndüren kokularıyla açmasıydı. O zamanlar at arabacılığı yapan bazı adamların manzaraya karşı içtiği ve atlarını barındırdıkları bahçenin Bizans’ın Ayasofya’dan sonraki en önemli ve kutsal mekânı olduğunu nerden bilebilirdim ki…

Devamı Nihayet Mayıs sayısında…