21. yüzyılın ibret bahsi: Unutma Hastalığı

Hayatımızın Hikayesi

Yirmi birinci yüzyılın ibret bahsi: Unutma hastalığı

Kullandığımız her şeyi ata ata yaşarken, eşyaya, ilişkilere vefa beslemezken bir de bakıyoruz yaşadıklarımız da bize vefa göstermez olmuş.

Hayat boyunca biriktirdiklerimizi tüketmemize izin vermeyen bir hastalığın, Alzheimer’in, tüketim toplumunda ortaya çıkıyor olması çok çarpıcı.

Her çağın ibret bahsi diyebileceğimiz karakteristik bir hastalığı var. Mesela Ortaçağ deyince aklımıza Veba geliyor. Kitlesel ve bulaşıcı, adı da ‘Korkunç Kara Veba.’ 19. yüzyılın hastalığı Verem. 20. yüzyılı çokluk üzerinden ele alırsak, Kanser de çoklukla bağlantılı bir hastalık. 21. yüzyılın karakteristik hastalığı ise Demans. Özellikle de Demans’ın bir türü olan Alzheimer.

En yeni olana meyledip bir öncekini hızla eskiliğe mahkûm eden tavrımıza karşılıkmışçasına, yaşanmış hiçbir şeyi saklamayan, tecrübeyi imha eden bir hastalık musallat oluyor. Tecrübeye ve tecrübe sahibi olanlara değer vermedikçe sanki tecrübe de elimizden alınıyor.

Bu ayki öykümüzü Cihan Aktaş’ın yeni yayımlanan Kızım Olsan Bilirdin adlı kitabından seçtik. Kitabın özelliği içindeki bütün öykülerin Alzheimer hastalarına ve yakınlarına dair olması. Hasta yakınlarının çaresizliğini ve iç muhasebesini yoğun bir şekilde okuyucuya aktaran “Son Mutluluk” öyküsü üzerinden unutmayı, hatırlamayı ve tecrübeyi tartıştık.