Birbirimizin kabul edilmiş duasıyız…

Birbirimizin kabul edilmiş duasıyız…

Nihayet buluştuk. Bekliyorduk, kavuştuk. Kavuşur kavuşmaz pek çok sorunuz oldu. Sorularınıza, her sorunun kendi nasibine düşen pay üzerinden cevap vermeye çalışacağım.

İlk sayı ile ilgili olarak en çok sorulan soru, yazılarını ilk defa okuduğunuz kalemlerin kimliği oldu.

Nihayet dergi hayatın içinden kotarılan bir dergi. Bir gün, bir yerde karşılaştığımız, karşılaşmışken bir ana tanıklık ettiğimiz şahsiyetlere, Bunları bizim dergimiz için yazar mısınız, sorusunu yöneltiyorum. Bu soruya muhatap olanlar, Yazayım ama ben yazar değilim ki, cevabını veriyor.

İlk sayımızda yazısını yayınladığımız Gülçin Akbaş mesela. Kendisiyle Beyoğlu Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri ile buluştuğumuz gün tanıştım. Öğrencileri için seferber olan bir Rehber öğretmen Gülçin Akbaş. Psikolog olarak değişik birimlerde çalışmış ve genç yaşına rağmen hayatın çok başka çehrelerine tanıklık etmiş.  Tanıklıklarını paylaşırken bunları bize yazın dedim.  Ben yazar değilim endişesi içinde kabul etti. Yazdığı yazıyı gönderdi.

Hikayenin bundan sonrasını dikkatle dinleyin (okuyun) lütfen. Cuma gecesi geç vakit okuduğum yazısı için tebriklerimi iletmek üzere Cumartesi günü Gülçin Akbaş’a telefon ettim. Acele ile cevap verdi, Kızım hasta serum takılıyor, müsaadenizle, dedi.

Adının daha sonra Zeynep olduğunu öğreneceğim küçük kızın, yüksek ateşi, sebebini bilmediğim bir şekilde beni ziyadesiyle etkiledi. Zeynep için dua ediyorum, ama içim hiç rahat değil. Annesi, babasının Cuma günü dondurma yedirdiğini, doktorların kanında yoğun bir şekilde mikrop bulunduğu için ateşinin düşmediğini söylediklerini yazdı. Düşmeyen ateş… Bu tür vakalarda en az üç doktordan görüş almak gerekiyor, diye yazdım.

Mesajı yazdığım gecenin sabahında şöyle bir cevap geldi: “ Tavsiyeniz üzere Çapa Tıp Fakültesine getirdik Zeynep’i. Apandisiti patlamış, kana karışmış, çok zor bir ameliyat olacağını söylediler. Ameliyat çok şükür bitti, Zeynep uyuyor.”

Zeynep hastaneden çıkıncaya kadar aklımın bir tarafında kayıtlı kaldı.

Bir taraftan da hastalık, nasip Allah’ın kulu kula vekil kılması bahisleri açıldı kalbimde.

O gün yazı istemeseydim, yazıyı gönderen verdiği sözü o kadar ciddiye alıp iki gün içinde yazısını göndermeseydi, yazı çok güzel olmuş diye telefon etmeseydim…

Bütün bunları size niye anlatıyorum?

Bütün bunlar, kalbin sesini dinleme bahsinde kayıtlı meseleler.

Fitne ve fesattan uzak durduğumuz ve adımlarımızı yavaşlattığımız zaman kalbimizin sesini duyuyoruz.

İlk sayının sizler için çok önemli olduğunu söylediniz. Ekibim adına destekleriniz için çok teşekkür ederim.

Beş yaşındaki Zeynep,  büyüdüğünde hayatımın mucizesi Nihayet dergi ile başlıyor diye bir cümle kuracaktır büyük ihtimal.

Hepinizin duasını arkamızda hissediyoruz, ama ilk sayıda en ziyade Gülçin Akbaş’ın duasını hissettik.

Neticede birbirimizin kabul edilmiş duası olmak üzere nihayet “buradayız.”

Fatma Barbarosoğlu