Alpaslan Canbaz: Babam şehit, çünkü gülüyordu

Anneme ben vurularak öleceğim, dermiş hep. Ben de öyle derdim ama içimden. İçimden bu olanları da görmüştüm iki gün önce. İçimi gören olmazdı hiç.
Babamı arıyordum. Ortada sıkıştırıldık. Silahsızdım, silahsızken vurulmak hiç istemem. Allah şahidim, silah bulabilseydim çatışacaktım.
Babamın kan lekeli cep telefonunu açıyorum, ekranda çıkan ilk yazı şu: “Bugün Alpaslan Canbaz’ın doğum günü.”
Taşınalı bir ay oldu. Babam, annem ve ben… Hepimiz çok sevdik Çengelköy’deki üçüncü evimizi. Fakat Ramazan’a denk gelmesinden ötürü çok yorucu oldu taşınma süreci. Yerleşememiştik bir türlü. Bir ay sonra tam halıları sermiştik, evde sürekli terlikle dolaşmanın verdiği o kötü psikolojiden kurtulmuş ve bundan sonra hep ayaklarımızı uzatıp şööyle boğazı izleyerek, keyif yapacaktık ki ertesi gün babam şehit düştü. Fakat babam o keyfi yapıyordu geldiğimizden beri. Manzara izlemekten içeride bize katılamamıştı.

 

Devamı Nihayet Ağustos’ta…