Şair iktisatçı Goethe-Mustafa Özel

Şair iktisatçı, fennî sünnetçi kadar kulağı tırmalayan bir tamlama. Şiir gibi ulvî bir sanatla, iktisat gibi kişisel çıkar anaforunu çözümlemeye çalışan kasvetli bir bilimi yan yana anmak, yakışır mı? Modern dünyanın en büyük şairlerinden birine ayrıca “iktisatçı” demek, onu alçaltmaz mı?
Bu modern dünya, kişisel çıkar anaforuna kapılıp alçalmışsa ne gelir elden? Şair de olsan, hayır, özellikle şairsen, o alçalışın mahiyetini kavramak ve kavrattırmak zorunda değil misin? Üstelik Goethe sadece bir iktisatçı değil, iyi bir işletmeciydi de. (“Şair Yönetici Goethe” yazısını bekleyin! 🙂
Bir efsaneyle başlayalım. Oğlu İkarus’la beraber kaleye hapsedilen mucit/mimar Daedalus, bal mumu ve kuş tüylerinden oğluna bir çift kanat yapar. Yalnız, uçmanın zevk ve coşkusuna kapılıp, denize veya güneşe yaklaşmamasını tenbihler. Denizin nemi ile güneşin ısısı, kanatları için tehlikelidir. Ölçülü, dengeli bir uçuşla menziline varacaktır. Oğul babaya kulak vermez pek tabii, hırsı yüzünden güneşe fazla yaklaşınca da kanatları erir ve denize düşerek boğuluverir.

Modern iktisatın “kurucu babası” Adam Smith, Ulusların Zenginliği’nde (1776) kâğıt para meselesini tartışmaya başladığı ilk paragrafta bu mitolojik olaya atıfta bulunur. Kâğıt para ve İkarus’un eriyen kanatları! İlginç, değil mi? Hans Christoph Binswanger’in, Faust’un kâğıt para bölümünü simya proseslerinden hareketle incelediği Para ve Büyü başlıklı kitabını (1985) bu alıntıyla başlatması ise daha ilginç. Çok daha ilginç olanı ise, Çin’de Tang hanedanı zamanında (MS 617-907) geliştirilen kâğıt para benzeri bir malî enstrümana feiqian yani “uçan para” adının verilmiş olmasıdır!

Devamı Nihayet Temmuz’da