Sevgi Yiğit

1973 yılında Karabük’te doğdu. Liseyi Fatih Kız Lisesi’nde okudu. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden 1997 yılında mezun oldu. Üniversite eğitimi devam ederken Kanal 7’de Basın ve Halkla İlişkiler Bölümü’nde çalışmaya başladı. Kanal 7’de başladığı kariyerini özel bir sağlık grubunda sürdürdü. Aynı sağlık grubunda 1998 yılından bu yana İnsan Kaynakları Müdürü olarak görev yapıyor.

Sabahı nasıl selamlarsınız?
Okula başladığım ilk günden bugüne sabahı karşılama şeklim hiç değişmedi. Çalan alarmın sesi ve anne şefkati ile süslenmiş sabah kahvaltısı…

Gece en son kendinize ne söylersiniz?
“Senin yolundan ayırma Allah’ım.”

Hangi sıklıkla, ne vesilelerle hediye alırsınız ve hediye alırken neye dikkat edersiniz?
Rutin zamanlarda hediyeleşmek yerine beklenmedik bir anda, hiç ummadığın bir kişiden hediye almak bence en güzeli. Bu nedenle, sevdiklerime doğum günleri vesilesiyle hediyeler alsam da en çok tercih ettiğim, hiç tanımadıklarım dâhil küçük çocuklara hediye almak. Onların yüzünde beliren saf duyguların ve mutluluğun bence tarifi yok. Hediye alırken öncelikli tercihim kişinin zevkine uygun olacak şekilde işine yaraması. Değer verdiğim kişiler için ise, kalıcı ve anlamlı hediyeler olmasına özellikle dikkat ederim.

En son ne zaman hasta ziyareti, taziye ziyareti yaptınız?
Çalıştığım ortam sebebiyle hemen hemen her gün diyebileceğim bir sıklıkta hasta ziyareti yaparım. Her hasta ziyareti yeni bir hayat hikâyesine misafir eder beni. Burada kimisi için zaman çok hızlı geçer, kimisi için çok yavaş. Onlarla aramızda görünmez bağlar oluşur. Tüm duygu geçişlerini onlarla birlikte yaşarım. İster istemez yaşanan mutluluklara ve acılara ortak olurum.

Elinizle neleri üretmeyi seversiniz? Yemek yapar mısınız mesela ya da tadilat?
Modern şehir yaşamının tüm olumsuzluklarına rağmen, ne mutlu ki hâlâ büyük bir ailede yaşıyorum. Evin benden büyük dört kadını ve üç erkeği dâhil, çok iyi yemek yapanların içinde büyüdüm. Onlar yemekleri bu kadar lezzetli yaparken, mutfağa girme sırası bana hiç gelmedi, diyebilirim. Bu nedenle, maalesef iyi yemek yapamam. Fırsat buldukça kendi iç âlemime çekilip yapmaya çalıştığım şey şiir yazmak.

En uzun kullandığınız eşyanın yaşı?
En uzun kullandığım eşya, babamın mezuniyet hediyesi olarak aldığı 20 yıllık kol saatim. En kıymetli eşyalarımdan biridir. Ara sıra hâlâ takarım, özenle korurum.

Kalemleriniz, yazarken nasıl bir kalem kullanırsınız mesela? Kelamlarınız, en sevdiğiniz kelime ya da sözler nelerdir?
Çalışma masamın üzerinde tükenmez, roller, kurşun, keçeli, fosforlu, ince/kalın/yumuşak/sert uçlu, her çeşit ve renkte çok sayıda kalem bulundururum. Bu kadar çoklukta zıt kutuplu iki kalem kullanırım; günlük notlarımı kurşun kalemle alır, yazışmalarımı dolmakalemle yaparım. Bana göre dolmakalem tüm kalemlerin “babası”. Ancak, ne yazık ki dolmakalem kullananların sayısı giderek azalıyor.
Kalemi aktif eyleyen kelama gelince… En sık kullandığım kelime “teşekkür” etmek, uygun durumlarda da “Allah razı olsun” demek. “Ne yaparsan yap, işini sevgiyle yap” sözünü beğenirim.

En sevdiğiniz vakit?
Gecenin bir yarısı; karanlığın en koyulaştığı, sessizliğin en derinleştiği…

En huzurlu anınız?
Kısıtlı da olsa yuvamda geçirdiğim her dakika.

En çok neye öfkelenirsiniz?
Yalana, saygısızlığa ve vefasızlığa.