Murat Akdağ

1988 İstanbul Şişli doğumludur. 2007’de İstanbul Üniversitesi Kimya Bölümü’nü kazandı. Mezun olduğu 2012 yılından itibaren bir ilaç firmasında Farmasötik Teknoloji Uzman Yardımcısı olarak çalışmaktadır. Evlidir.

Söküğünüzü kendiniz mi dikersiniz?
Söküğümü ilk diktiğim yer asker ocağıydı. Öncesinde ve sonrasında sökük dikmek hiç nasip olmadı :).

Babanızdan öğrendiğiniz ev işi var mı? Yemek pişirmek, ortalık toplamak, misafir ağırlamak…
Beş erkekli bir evde büyüdüğüm için aslında çok fazla ev işi bilmem gerekebilirdi. Ancak annemiz sağ olsun, bize hiçbir iş yaptırmadı. Şimdi diyeceksiniz ki soru, babanızdan öğrendiğiniz ev işi var mıydı? Annemiz iş yaptırmıyorken babamızdan bir şey öğrenebilir miyiz hiç :). Ancak babamızdan evin her daim toplu ve temiz olması gerektiğini duyduk ki, iş başa düştüğünde kendisinin de bizzat temizlik yaptığını gördükten sonra, aslında bu huylarımın babandan da esinlenmiş olabileceğini düşünüyorum. Yemek pişirmeyi bilmeyi çok isterdim. Yaşam kültürü olarak görüyorum ben yemeği ve bu şekilde düşünüp bir şey yapmayı bilmemek gerçekten acı. Ayrıca misafir ağırlamak gibi sünnet olan bir konu, babamdan öğrenebildiğim muhteşem bir erdemdir. Bu huyumu ondan aldığıma seviniyorum.

Tamir ederken bozanlardan mısınız, tamirci çağıranlardan mı? Bırak bozuk kalsın diyen bir umursamaz bahsini, isteğe bağlı olarak açabilirsiniz…
Gözümün kestiği, yapabileceğimi düşündüğüm bir bozukluksa tabii ki bu konuda şansımı denerim ki, denediklerimde bunu başarabilirim. Ama zaten yapamayacağım bir durumsa bununla uğraşmak sadece zaman kaybetmektir, o zaman destek görmek her daim daha akıllıcadır. Bırak bozuk kalsın, demek aslında bir sorumsuzluktur. Bu da benim için geçerli değildir.

Uzlete çekilseydiniz yapmakta en çok zorlanacağınız husus ne olurdu?
Uzlete çekilmeyi dünyevi hırslardan sıyrılıp kendini bulmaya çalışmak, kendini bulurken Yaratan Rabbine koşmak, daha çok ibadete yönelmek olarak algılıyorum ve o şekilde cevaplıyorum. Bu konu, başlı başına irade gerektiren bir durum ki, uzlete çekilmekte en çok zorlanacağım şey, o idarenin kendimde olup olmadığı korkusu. Ya yoksa, Allah (c.c.)’a sığınmışken dünyadan hâlâ kopmamışsam korkusu sanırım.

Modern zamanların en güzel, en hoş tarafı nedir?
Modern zamanda artık her şey bir tıkla elimizin altında ve bu kolaylık bizi biraz da olsun okumaya itiyor. Yani öğrenmeye. Sanırım en hoş tarafı bilgiyi çabuk elde edebiliyoruz bu zamanda.

Kurbanınızı kendiniz mi kesersiniz?
Kurbanı ne yazık ki kendim kesemiyorum. İnanıyorum ki, günün birinde onu da yapacağım. Ancak ehli kadar bilgiye ulaşınca :).

Oğluma illa da öğretmem gereken şudur bahsini nasıl detaylandırırsınız?
Oğluma öğretmem gereken ilk bahis, AHLAKLI davranmayı bilmesidir. Edepli olmak, İslam çerçevesinde yapılması ve yapılmaması gerekeni bilincinde bulundurmasını sağlamak küçüklükten kazanılacak bir davranıştır. Bunun için ilk öğrenmesi gereken edepli ve ahlaklı hareket edebilmesidir. Sonrasını kendisi halleder Allah (c.c.)’ın izniyle.

Kızımın bu hayatta ille de bilmesi gereken üç şey, dediğinizde aklınıza neler geliyor?
Kızım için de bilmesi gerekenlerin başında hayâ, edep ve saygı sevgi gelir. Bu gibi geniş erdemlere sahip olmak, ona zaten birçok şeyi bilmeye kapı açacaktır. İlle de bizim elimize somut bir şey gerekli derseniz, hayırlı ilim öğrensin, o da yeter. Okuyandan zarar gelmez diye öğrendik biz bu yaşımıza kadar.

Ev işinde erkeklere en çok yakıştırdığınız işler nelerdir?
Erkeğe yakışan bir ev işi var mıdır, inanın kestiremiyorum. Ama eşine her konuda yardımcı olması bence yeterince yakışır.

Hayat müşterek olduğuna göre sizin payınıza düşenden memnun olduğunuz/asla memnun olmadığınız hususlar nelerdir?
“Hayat müşterek” deyip, “bundan memnunum, şundan hiç değilim” demek bir tezatlık bence. Madem eşitlik hâkim kılındı dinimizde, o zaman bize düşen kısma şükredip, onu yerine getirmek gerek. Memnuniyetsizlik bazen şükürsüzlüktür.