Hasan Aycın

HASAN AYCIN

Çizer-Yazar

Hasan Aycın, 1955’te Balıkesir’in Aslıhantepecik köyünde doğdu. Bursa iktisadi ve Ticari ilimler Akademisi’nden mezun oldu. Bir fabrikada grafikerlik ve bir süre pazarcılık yaptıktan sonra İstanbul’a yerleşti, kendi grafik bürosunda çalışmasını sürdürdü. Hasan Aycın’ın ilk çizgisi 3 Şubat 1978 tarihli Yeni Devir gazetesinde yayımlandı. Yeni Devir, Mavera, Aylık Dergi, Gül Çocuk, İslam, Kadın ve Aile, Inquiry, Kardelen, Yedi iklim, Milli Gazete, Zaman, Yeni Şafak, Kayıtlar ve Hece’de yayımlanan çizgilerini Bocurgat, Gece Yürüyüşü, Âsâ, Kulbar albümlerinde toplandı. Evli ve dört çocuk babası olan ve halen İstanbul’da yaşayan Hasan Aycın’ın, Yeni Şafak gazetesinde düzenli olarak çizimleri yayımlanıyor. Birdirbir, Mostar, Hece ve Hece Öykü dergileriyle Millî Gazete de sanatçının çizgi ve yazılarını yayımlayan süreli yayınlardan bazıları.

Söküğünüzü kendiniz mi dikersiniz?

Hayır.

Babanızdan öğrendiğiniz ev işi var mı? (Yemek pişirmek, ortalık toplamak, misafir ağırlamak)

Merhum babam hayli beceriksizdi o konularda. Evde bir misafir gibiydi hep.
Misafirimiz olduğunda ayak işlerine bakardım daha çok, Allah rahmet etsin annem başka şeye bulaştırmazdı.

Tamir ederken bozanlardan mısınız, tamirci çağıranlardan mı? (Bırak bozuk kalsın diyen bir umursamaz bahsini isteğe bağlı olarak açabilirsiniz)

Madem insanlar yapıyor, öyleyse zor iş yoktur diye düşünürüm ilke olarak. Tamir işlerini kendim yapmayı yeğlerim. Ağzı zor kapanır malzeme çantası evden eksik olmaz. Halledemezsem tamirci çağırırım.

Uzlete çekilseydiniz yapmakta en çok zorlanacağınız husus ne olurdu?

Bir anlamda uzletteyim aslında hep, kendi köşemde yani. Her şeyle aramda hep bir mesafe var. En çok zorlanacağım şey, en çok zorlandığım şey olurdu her halde: Mesafeyi aradan kaldırmak.

Modern zamanların en güzel, en hoş tarafı nedir?

En gerçek aynı zamanda… Kendi zamanımız olması tabii. Yükümlülüklerimizle sorumluluklarımızla mukayyet kendi zamanımız.

Kurbanınızı kendiniz mi kesersiniz?

Kurbanım küçükbaşsa en başından beri hep kendim keserim. Büyük baş olduğunda kasap çağırırım.

Oğluma illa da öğretmem gereken şudur bahsini nasıl detaylandırırsınız?

Kendi zamanının Müslümanı olmasını (zamane demiyorum), Müslüman yaşamayı bilinçli olarak seçmesini ve ömrü içinde Müslüman olarak dünyadan gitmenin yolunu bulmasını isterim. Ama bu konuda yapabildiklerimiz hep kısa kalıyor.

Kızımın bu hayatta ille de bilmesi gereken üç şey dediğinizde aklınıza neler geliyor?

Edep. İlla edep, illa edep… Bilgi. İlla bilgi, illa bilgi… İbadet. İlla ibadet, illa ibadet…

Ev işlerinde erkeklere en çok yakıştırdığınız işler nelerdir?

Yardım istendiğinde yüksünmeden yapılacak her iş.

Hayat müşterek olduğuna göre sizin payınıza düşenden memnun olduğunuz/asla memnun olmadığınız hususlar nelerdir?

Hayatın müşterekliği doğru olmasına doğru da her anlama geldiği için bazılarına itiraz etmeliyiz. Ama bu bir bahs-i diğerdir. Başka bir şey söylemek istiyorum şimdi. Kadın hayatı kadın olarak, erkekse erkek olarak yaşar. Kadın kadın olması hasebiyle erkekten üstündür, erkek de erkek olması hasebiyle kadından üstündür. Bu evde de böyledir. Karşılıklı üstünlükleri onları bağımsızlaştırmaz, tam tersine birbirine muhtaç kılar. Burada karşılıklılık esastır. Kadın da erkek de saygıyı ve yardımı sonuna kadar hak eder. İlk albümüm Bocurgat’ta bir çizgim var bir bakıma bu durumu çizdiğim. Kadın ve erkek karşılıklı birbirlerini ellerinin üstünde tutuyorlar, böylece ortaya güzel bir denge çıkıyor. İçinde çocukların huzurla oynadığı, bir köşesini kitapların, bir köşesini çiçeklerin doldurduğu ve sonsuzca zamanın hüküm sürdüğü, bacasından mutluluk tüten bir yuvayı o dengenin üstünde birlikte yükseltiyorlar.