Selvigül Kandoğmuş Şahin

Selvigül Kandoğmuş Şahin

Tokat Reşadiye doğumlu yazar, liseyi ve üniversiteyi İstanbul’da bitirdi. Bir süre belediyelerin eğitim ve kültür müdürlüklerinde ve basın danışmanlığında çalıştı. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında görev aldı. Halen İstanbul Yazarlar Birliği Yönetim Kurulu üyeliğini sürdürmektedir. Milat gazetesinde köşe yazarlığı yapan yazar, uzun süredir birçok edebiyat dergisinde ve düşünce dergilerinde yazmaktadır. Yayınlanmış öykü, deneme kitapları bulunmakta olan yazar, evli ve dört çocuk annesi olarak İstanbul’da ikamet etmektedir. Gülendamın Renkleri, Hayırlı Haber, Savrulan, Kırık Zamanlar, Eylül Sancısı (Toplu öyküler) isimli öykü kitapları, Söz Buğusu, Hızırla Yolculuk, Kalemin Yazgısı ve Yusufhan isimli bir gençlik romanı bulunmaktadır.

 

Sabahı nasıl selamlarsınız?

Güneşin ilk ışıklarıyla selamlarım. Bazen de sabahın bâkir, kızıl aydınlığı, çalışma masamın üzerine düşerek beni selamlar. Böyle buluşmalar yaşarız günışığının aydınlık, asude duraklarında…

Gece en son kendinize ne söylersiniz?

Geceler yorgun ve yoğun günlerin sonunda gelen dinlenme zamanları olsa da benim için çetin muharebeler gibidir. Zihnimin en uyanık olduğu demlerde yüreğime seslenişler gönderirim. Nice muhasebeler, nice pişmanlıklar, nice kurgularla sarmalanmış seslenişler vardır. Bu seslenişler ki; uykusuzluktan kızaran gözlerimin isyanıyla ve yorgunluğuyla, yüreğimin yılgın direnişini bastırdığında son bulur.

Hangi sıklıkla, ne vesilelerle hediye alırsınız ve hediye alırken neye dikkat edersiniz?

Hediye vermeyi çok severim. Manevi hediyelerin insanlarda karşılığı olduğu gibi maddi hediyelerin de bir karşılığı olduğuna inanırım. Bilemiyorum, kimin kısmeti ne zamansa hazırda bekleyen bir bohçam, bir kitabım, yüz akı olabilecek bir yazmam,  seccadem mutlaka vardır ve sahibini bekler sabırsızlıkla…

En son ne zaman hasta ziyareti, taziye ziyareti yaptınız?

En son geçen hafta Salı günü uzun zamandır ziyaret etmek istediğim bir büyüğümü ziyaret ettim ve ziyadesiyle mutlu oldum. Taziyeye ise yaklaşık bir ay önce gittim. Hasta ziyaretlerini ve taziyeleri önemsiyorum. Hayatın bizi yoran ve kuşatan zamanlarında mutlaka zaman ayırmaya özen gösteriyorum. Çünkü ertelenemeyen, geri gelmeyen, acılara ve hastalıklara teselli olmak görevdir bana göre. Hiçbir şey bir daha geri gelmeyecek sancıların ve acıların tesellisi olmanın yerini tutamaz diye düşünüyorum.

Elinizle neleri üretmeyi seversiniz? Yemek yapar mısınız mesela ya da tadilat?

Elimle üretmeyi seviyorum. Yemek yapmayı severim. Kendi elimle pişirdiğim yemeklerimi çocuklarıma ve sevdiklerime ikram etmekten büyük haz duyarım. Fırsat buldukça dikiş dikerim, mutlaka elimde ördüğüm bir örgüm vardır. Yazları kışlık yiyeceğimi hazırlayarak doğal beslenmeye kapı aralarım. Makarnamı keserim, reçel yaparım, dağlarımızdan topladığımız mantarları tuzlarım, turşu kurarım ve kış boyu misafirlerime ikram ederim. Fırsat buldukça fırçayla buluşurum, resim yapmayı çok sevsem de vakit ayıramıyorum.

En uzun kullandığınız eşyanın yaşı?

Rahmetli anneannemden anneme, ondan da bana kalan Besmele yazılı bakır sofra, yaklaşık yüz elli yıllık olduğunu söylüyor ablam…

Kalemleriniz? (Yazarken nasıl bir kalem kullanırsınız mesela?) ve kelamlarınız?

(En sevdiğiniz kelime ya da sözler)

Önceleri mutlaka müsvedde yazardım. Ve keskin, kaygan bir halde kâğıdın üzerinde su gibi akan tükenmez kalemleri kullanırdım. Mavi tükenmez kalemlerim, yüreğimin ve parmaklarımın hızına ulaşsın isterdim. Bazen adına ihanet eder, tükenirlerdi. Şimdi direk klavyenin tuşlarıyla buluşuyor, yüreğim ve parmaklarım.

Sevdiğim kelamlarım ne çoktur. Bana esenlik, diriliş, inşirah, huzur, imani direniş uyandıran kelimeleri çok severim. Ve sanırım sıklıkla kullanırım. Örnek vermek gerekirse; cennet, uyanış, huzur, coşkun nehirler, bahar tazeliği, ikindi serinliği, soğuk kış geceleri, esenlik yurdu ilk anda aklıma gelenler…

En sevdiğiniz vakit?

Sabahın mahmurluğundan, öğlenin yoğun telaşından sonra duraklayıp kendimi dinlediğim, dinlenmeye çalıştığım hiç bitmeyecek gibi donup kalan güneşin ışıkları penceremden öylece gitti gidecek edasıyla titreşirken hanemin köşelerinde ikindi vakitleri vazgeçilmez anlardır benim için.

En huzurlu anınız?

Rabbimin rızasına uygun hallerde olduğumda ve çocuklarımın, sevdiklerimin de benimle aynı havayı teneffüs ettiklerini hissettiğim zamanlarda en huzurlu anları yaşarım.

En çok neye öfkelenirsiniz?

Haksızlığa uğradığımda ve başkalarının haksızlığa uğradıklarına şahit olduğumda, gücümün bu haksızlıklara karşı koymaya yetmediğinde çok üzülürüm ve öfkelenirim. Ve yanlış anlaşılmış olmak da beni çok üzer ve öfkelendirir.