Haluk Sena Arı

1932 yılında doğan Haluk Sena Arı, Chicago La Salle Üniversitesi İç Dekorasyon Bölümü’nden mezun olmuştur. Yaptığı üç boyutlu tablolarla geleneksel Türk evini hafızalarda canlı tutmaya çalışmaktadır. Evli ve bir çocuk, iki torun sahibidir. Osmanlı’da Aile Hayatı, Edep Mektebinden Hatıralar, Dünden Bugüne Edep Geleneğimiz ve Mahalle Kültürümüzden Yansımalar isimli kitapları bulunmaktadır.

Sabahı nasıl selamlarsınız?
Sabahı selamlamam bir besmele iledir.

Gece en son kendinize ne söylersiniz?
Gece yatarken on yaşlarında iken öğrendiğim bir duayı mutlaka okurum. “Yattım sağıma, döndüm soluma/Yanımdaki melekler/Şahit olsun dinime, imanıma/Yattım maşallah, kalkarım inşallah/Kalksam da kalkmasam da la ilahe illallah, Muhammedun resulullah.”

Hangi sıklıkta ve vesilelerle hediye alırsınız?
Hediyede önemli olan hatırlanmaktır. Anadolu’da meşhur sözdür: “Ağam beni ansın bir kozla/O da çürük olsun.” Hediyenin büyüğü küçüğü olmaz. Yeter ki dostluğu pekiştirsin.

En son ne zaman hasta ziyareti, taziye ziyareti yaptınız?
Hasta ve taziye ziyaretlerini aksatmamaya gayret ederim. Evine ulaşmak benim için çok zor ise telefonla taziyede bulunurum. Nitekim bu sabah, Tuzla’da oturan bir dostu aradım; kaybettikleri torunları için başsağlığı diledim, teselli etmeye çalıştım.

Elinizle neleri üretmeyi seversiniz; yemek yapar mısınız mesela ya da tadilat?
Elimle üretmeyi en sevdiğim şey eski Türk evlerinin maketlerini yapmaktır. Yemek yapmayı da severim. Tadilat eskiden daha çok yapardım, şimdi aldığım şeyleri yıllarca bıkmadan kullanıyorum.

En uzun kullandığınız eşyanın yaşı.
En uzun kullandığım eşya, oturma odamdaki kütüphane. 1955 yılında yaptırmıştık. Yapan ustanın ellerine nurlar yağsın. Kitaplarımızın çoğunu onun raflarına dizdik, üzerinde de televizyonumuz duruyor. Bir de eşimin odasında duran seksen yıllık iki halımız var. Çocukken üstünde evcilik oynadığım halılar. Sol tarafımdaki sehpada da aynı yaşlarda bir dikiş sepeti var. Rahmetli annem, içini kırmızı kumaşla kaplamıştı. Kapağına da kalp şeklinde bir iğne yastığı koymuş. Şimdi benim iğnelerimi, ipliklerimi muhafaza ediyor.

Kalemleriniz (Yazarken nasıl bir kalem kullanırsınız mesela?) ve kelamlarınız? En sevdiğiniz kelime ya da sözler?
Yazı yazarken tükenmez kalem kullanıyorum. Resimde de hâliyle kurşun kalem daha kullanışlı. O yüzden her tarafa bir tükenmez kalem koyarım. Aklıma gelenleri not etmek isterim. Özellikle seçtiğim bir kelime yoktur. Kalp kırmayan, kimseyi incitmeyen her kelam makbulümdür. Rahmetli babam, çocukken bize tembih ederdi: “Söylediğiniz sözün ya kendinize ya da bir başkasına faydası olsun” derdi. Asker olduğu için bizim o yıllarda her şeyde gülünecek bir taraf aramamızdan pek hoşlanmazdı. Herhâlde şükür, en makbul kelam olmalı. Şükür edemediğimiz şeyler için de “özür” kelimesinin yerinde olduğunu düşünüyorum.

En sevdiğiniz vakit?
Yeni bir güne başladığımız sabah vaktini çok severim.

En huzurlu anınız?
Ülkemin, çevremin ve ailemin huzuru beni çok etkiler. Başkalarını huzurlu gördüğüm an, ben de huzurlu olurum.

En çok neye öfkelenirsiniz?
Karşımdakinin açık açık konuşmak yerine laf dokundurmaya kalkmasına.