Hadiye Ünsal

Hadiye Ünsal

İlahiyatçı- Akademisyen

1985 yılında Tokat’ın Turhal ilçesinde dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini Adana’da tamamladı. 2007’de Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. 2010’da aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü Temel İslam Bilimleri Tefsir Anabilim Dalı’nda yüksek lisansını tamamladı. 2014’de ise doktorasını tamamladı ve Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı’na Yardımcı Doçent olarak atandı. Yüksek lisans tez çalışması Tefsirde Heterodoksi: Kâdiyânîlik ve Kur’an, doktora tez çalışması Erken Dönem Mekkî Surelerin Tahlili adıyla yayımlanan Hadiye Ünsal, halen Çukurova Üniversitesi’ndeki görevini sürdürmekte ve aynı zamanda 29 Mayıs Üniversitesi Kur’an Araştırmaları Merkezi (Kuramer) bünyesindeki “Kur’an Ve Mushaf Tarihi” başlıklı projede araştırmacı olarak yer almaktadır.

Sabahı nasıl selamlarsınız?

“Erken kalkan yol alır” özdeyişini önemserim, bu yüzden sabah vakitlerini severim. Her gece uykuyla birlikte bir nevi ölüme yattıktan sonra sabah gözlerimi açıp yeni bir güne uyanmış olmaktan dolayı Allah’a hamd ve şükrederim.

Gece en son kendinize ne söylersiniz?

Hayatımızın takviminden bir yaprak daha koptuğunu düşünüp irkilirim, ardından da kendi kendime, “Yarına çıkmamam halinde geriye bıraktığım hayat mirasım pek işe yarar mı?” derim. Ama bir sonraki gün hayat meşgalesi ve hengâmesine katıldığımda gece kendi kendime söylediğime mütenasip bir derin hissiyatı gün boyu taşıyamadığımı da itiraf etmeliyim.

Hangi sıklıkla, ne vesilelerle hediye alırsınız ve hediye alırken neye dikkat edersiniz?

Sevdiğim, değer verdiğim insanlara hediye almak benim için bir mutluluk vesilesidir. Ama hediye almak için özel bir günü beklemem; zira artık neredeyse üç yüz altmış beş günün her birine bir özellik verildiği için ‘özel gün’leri de pek önemsemem. Herhangi bir zamanda içimden gelerek hediye almayı ve hediyeleşmeyi severim.

En son ne zaman hasta ziyareti, taziye ziyareti yaptınız?

En son hasta ziyaretimin tarihi, bu satırları yazdığım gün. Bugün fakültede iki hocamız hastaneye yatırıldı. Hocalarımıza ve diğer bütün hastalara Cenab-ı Hak’tan şifa niyaz ediyorum. İnsanoğlu bilim ve teknolojide mesafe aldıkça, hastalık da aynı mesafeyi alıyor. Yine nüfus arttıkça hasta sayısı da artıyor; bu yüzden hasta ziyareti gündelik hayatın rutinleri arasında yer alıyor.

Elinizle neleri üretmeyi seversiniz? Yemek yapar mısınız mesela ya da tadilat?

Akademik çalışmalarım dışında pek bir şey üretemiyorum dersem yalan söylemiş olmam. Çünkü vaktimin büyük bir kısmı fakültede çalışmak ve derslere girip çıkmakla geçiyor. Bunlar birer üretim şüphesiz, ama elden ziyade zihinden ve dilden üretimler. Annem ve kardeşlerimle birlikte yaşadığımdan mutfak ve yemek konusundaki asıl üretim anneme ait. Yemek yapabiliyorum; ama zaman kifayetsizliği buna pek imkân vermiyor. Tadilat konusuna gelince, bakımsızlığa, arızaya pek tahammülüm yok. Özellikle evle ilgili olarak üstesinden gelebileceğim işlerde tadilat yaparım.

En uzun kullandığınız eşyanın yaşı?

Sarı kordonlu kol saatim, yedi yıldan beri kolumda, hiç çıkarmıyorum. Yedi yıllık bir süre pek uzun sayılmayabilir. Ama Allah izin verirse kolumdaki ömrü uzun olacaktır. Zira bu saat bütün bir ömür boyu hatırlanacak bir anıya ve anlama sahip.

Kalemleriniz (Yazarken nasıl bir kalem kullanırsınız mesela?) ve kelamlarınız?.. (En sevdiğiniz kelime ya da sözler)

Kalemlerim sade. Cinsiyeti yansıtan renkli renkli ürünlere mesafeliyim. Yazarken önce kurşun kalemle yazmayı severim. Çünkü yazacaklarımı bir defada eksiksiz yazamamaktan, bilahare eklemeler ve çıkarmalar yapacak olmaktan dolayı kurşun kalemi yeğlerim. En sevdiğim kelama gelince, “kadir kıymet bilmek.”

En sevdiğiniz vakit?

Sabah vaktini severim; insanda dinçlik, zindelik duygusu yaratması ve bir de bu vakitteki işlerin daha bereketli olmasından dolayı severim.

En huzurlu anınız?

Fakültedeki odamda, sessiz ve sakin bir ortamda kitaplarımla haşir neşir olmaya başladığım an belki de en huzurlu anımdır. Çalışma sırasında bir tefsir kaynağında yeni bir bilgiye erişmek ya da geçmişten bugüne çözemediğim bir ilmî meselenin çözümüne dair bir zihnimde bir kapı aralandığını fark etmek de en huzurlu ve en mutlu anlarımdan birisidir.

En çok neye öfkelenirsiniz?

Haksızlıklar karşısında susmaktan, açıkça tavır koymamaktan ve dolayısıyla ilkesiz olmaktan nefret ederim. Hemen hepimiz haksızlıklardan şikâyet ederiz. Ama pratik hayatta yaşanan onca haksızlıkla yüzleşmek söz konusu olduğunda, hele de bu haksızlık bizi ilgilendirmiyorsa, çok kere nemelazımcı bir tavır sergileriz. İşte bu ilkesizlikten nefret ederim.