Prof. Dr. Erol Göka

Prof. Dr. Erol Göka, 1959 Çal/Denizli doğumlu. Psikiyatri eğitim görevlisi. Türklerin Psikolojisi, Türk’ün Göçebe Ruhu, Hayatın Anlamı Var mı?, Hoşçakal: Kayıp, Matem ve Hayatın Zorlukları, Aşk Her Şeyi Affederse: Teknomedyatik Dünyada Aşk ve Ahlak gibi birçok kitabın yazarı. Evli, 5 çocuk babası…

Söküğünüzü kendiniz mi dikersiniz?
Keşke dikebilseydim, inanılmaz beceriksizim…

Babanızdan öğrendiğiniz ev işi var mı? Yemek pişirmek, ortalık toplamak, misafir ağırlamak…
Doğrudan babamdan öğrendim, diyebilir miyim bilmiyorum çünkü yetiştiğim evde üç erkek kardeştik ve bir biçimde hepimiz her ev işini yapar hâle geldik. Annem, babam, biz çok küçükken yurt dışında çalışmaya gittikleri ve bakımımızı üstlenen babaannem çok yaşlı olduğu için, ev işleri genellikle büyük ağabey olarak benim kontrolümde yapılıyordu.

Tamir ederken bozanlardan mısınız, tamirci çağıranlardan mı? Bırak bozuk kalsın, diyen bir umursamaz bahsini, isteğe bağlı olarak açabilirsiniz…
Hem tamiri beceremem hem en küçük bir aksama ve bozukluk, dünyanın düzeni bozulmuş gibi, beni rahatsız eder. Tamirci çağırırım, genellikle onlar da beceremez. 40 yaşına kadar çok sızlanırdım böyle durumlarda, sonra “Olacağına varır işler” demeyi öğrendim.

Uzlete çekilseydiniz yapmakta en çok zorlanacağınız husus ne olurdu?
Çoğu zaman uzletteyim zaten, diyeceğim, güleceksiniz. Nasıl oldu bilmiyorum hayatın çoğu bölümünde, aynı anda iç murakabeyi de sürdürebiliyorum. Hayattan elini eteğini çekmek manasında diyorsanız, o çok zor benim için hatta imkânsız. Zira bizzat hayatın içinde imtihan olduğumuza, hayatın bizatihi mücadele olduğuna inanırım.

Modern zamanların en güzel, en hoş tarafı nedir?
Benim gibi çok düşük pratik becerili insanların bile kolayca yaşayabilmesi ve enformasyon teknolojileri sayesinde bilgiye hızlı ulaşım…

Kurbanınızı kendiniz mi kesersiniz?
Maalesef hayır; üstelik de hep yakınıp durduğum beceriksizliğim nedeniyle, hayvana eziyet vermemek için…

Oğluma illa da öğretmem gereken şudur” bahsini nasıl detaylandırırsınız?
Hayatımda en çok hayıflandığım hususlardan birisi, iki oğluma, o zamanlardaki dünya görüşümün etkisiyle gerçeği kendileri bulsunlar tarzı özgürlükçü bir eğitim vermeye kalkmamdır. Şimdiki aklım olsa ne yapıp eder, din ve diyanet ile ilgili konuları öğretir ya da öğrenmeleri için gerekenleri yapardım. Elbette bu özgürlükçü tarzdan tamamen vazgeçtiğim anlamına gelmiyor. Doğru bildiklerimizi öğretmek, ebeveynlik hakkı… Biz öğretelim o yine bildiğini seçsin. Ama şunu da bir yere not etmeliyiz. Belki bunları biraz boşa konuşuyoruz çünkü çocuklarımız bakarak öğreniyorlar ve hayat yollarında büyük iniş çıkışlar olmazsa eninde sonunda ebeveynine benziyorlar.

Kızımın bu hayatta ille de bilmesi gereken üç şey, dediğinizde aklınıza neler geliyor?
Kaderimiz öyle yol aldı, iki oğlumu büyüttük, çok sonra iki kızım daha oldu, şimdi onları büyütüyoruz. Tüm samimiyetimle söylüyorum, kadın cinsiyetinden olmanın başlı başına övünülecek bir husus olduğunu öğrensinler isterim ilk olarak. Kadın olmanın fevkalade bir olgu olduğunu aklettiğinde zaten gerisi kolay. Bu da tabii, özellikle babanın kızlarına göstereceği özen ve sevgi, saygıyla alakalı. Büyük kızım kreşe gittiğinde ilk gün çok şaşırmış ve onu akşam aldığımda, kulağıma şunu söylemişti: “Burada, benim prenses olduğumu bilmiyorlar…”
Kızlarımın hayat karşısında hiç yılmadan mücadele etmek, elimizden geleni yapmak bilinciyle donanmalarını ve kaderlerine rıza gösterecek bir olgunluğa bir an önce ulaşmalarını isterim. Allah’a hep şükretmelerini, hak eden insanlara her fırsatta teşekkür etmelerini de isterim. Şükran duymak, her iyi davranışın ilk adımıdır.

Ev işinde erkeklere en çok yakıştırdığınız işler nelerdir?
Erkeğe göre değişir, insan neyi en çok seviyorsa ona en çok yakışan odur. Şu bulaşık makineleri çıktı, eskiden zevkle bulaşık yıkadığım günleri özlüyorum. En severek yaptığım iş, bulaşık yıkamaktı. Her sabah yatağımızı toplamak da, hâlâ kendime çok yakıştırdığım, severek yaptığım ev işlerinden.

Hayat müşterek olduğuna göre sizin payınıza düşenden memnun olduğunuz/asla memnun olmadığınız hususlar nelerdir?
“Hayat müşterek”… Önceden banal bir ifade gibi gelirdi. Siz söyleyince, belki de yazılı hâlini görünce fark ettim, çok güzel bir deyimmiş. Bizim evde çok az işi ben yaparım, vaktimin çoğunu okuyup yazmak alır ama galiba ben de eşim de iş başa düştüğünde her işi severek yapacağımı biliriz. Şimdilik iş bölümümüz böyle, yarın nasıl olacağını ancak Allah bilir. Hayat gerçekten müşterek, üstümüze ne düşerse vazifemizdir.