Ömer Bolat

İstanbul’da doğdu (1963). Marmara Üniversitesi Uluslararası Ekonomik İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu (1984). Hollanda-
Amsterdam Üniversitesi, Avrupa Enstitüsü’nde Avrupa entegrasyonu alanında yüksek lisans yaptı. Almanya-Kiel Üniversitesi, Dünya Ekonomisi Enstitüsü’nün uluslararası ekonomi ve işletme programından mezun oldu. Doktorasını Marmara Üniversitesi, Avrupa Topluluğu Enstitüsü’nden aldı (1989). 2014’de doçent oldu. İktisadi Kalkınma Vakfı’nda (İKV), Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’nda (TOBB-DEİK) ve MÜSİAD’da çeşitli düzeylerde görevler aldı. 2004-2008 yılları arasında MÜSİAD Genel Başkanlığını yürüttü. 3 yıl AK Parti MKYK’da görev yaptı. Hâlen Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde uluslararası ekonomi, yönetim, işletme ve girişimcilik alanında yüksek lisans dersleri vermekte ve 2000 yılından beri ALBAYRAK Holding A.Ş.’de Genel Koordinatör (CEO) olarak görev yapmaktadır. Eserlerinden bazıları: Medeniyet İdeali (Küre, 2007), Liderlik Gönül İşidir (Hayat, 2009).

Söküğünüzü kendiniz mi dikersiniz?
Gençken ve gurbette yüksek lisans yaparken kendi söküğümü dikmeye çalışırdım, esasında idare edecek kadar. Evlenmeden önce annem, evlendikten sonra eşim sağ olsunlar sökük işlerimi hallederlerdi. Onları da aşan bir konuysa, mahallemizin terzisine gider, profesyonel yardım alırım.

Babanızdan öğrendiğiniz ev işi var mı?
Babamız bizler küçükken dış ilişkilerden sorumluydu, annemiz iç işlerden ve çocuklardan sorumluydu. Babamız annemize yardım etmemizi, bize görev verirse yapmamızı isterdi. Biz kardeşler de gerekeni yapardık. Mesela, annemiz hastalandığı zaman, büyük ağabeyim yemek yapar, ben evi toplar, bulaşıkları yıkardım. 1970’lerde, 80’lerde, 90’larda suların akmadığı, kömürle ısınılan yıllarda, her gün 4-5 kova kömürü, 5-6 bidon suyu bodrumdan 3. kattaki baba ocağına biz 4 erkek kardeş sırayla taşırdık. 25 yıllık evliyim. Allah razı olsun eşimden. Evimiz düzenli ve temizdir. Dağınıklık beni ve eşimi rahatsız eder. “Aslan yattığı yerden belli olur” atasözüne uygun bir ev ve ofis hayatım vardır.

Tamir ederken bozanlardan mısınız, tamirci çağıranlardan mı? Bırak bozuk kalsın, diyen bir umursamaz bahsini, isteğe bağlı olarak açabilirsiniz…
Çevremdekiler sosyal ve duygusal zekâmın iyi olduğunu söyler. Önümde 2 ağabeyim olduğu ve ikisi de teknikten iyi anladıkları için (şu anda birisi endüstri mühendisi profesörü, diğeri de makinacı-elektrikçi ve satınalma müdürü), tamir konuları çocukken bana kalmazdı. Esasen, bir aleti falan kurcalama-karıştırma merakım yoktu. Karıştırırsam bozarım diye endişelenir, kaçınırdım. Sonuçta tamir bana kalmazdı. Günümüzde tamir işi oldu mu, tamirci çağırırım mutlaka. Bırak bozuk kalsın diyen birisi değilim. Dağınıklık, bozukluk, hoşlanmadığım bir şeydir. Bu yüzden mobilyacı, elektrikçi, su tesisatçısı sık sık çağırırım tamir işleri için.

Uzlete çekilseydiniz yapmakta en çok zorlanacağınız husus ne olurdu?
Boş durmak, en çok zorlanacağım husus olurdu. Çalışmayı, okumayı, yazmayı çok seviyorum. En uzun tatilim bir haftayı geçmez. Onda da mutlaka faydalı bir şeyler okurum, bilgimi tazelemek isterim.

Modern zamanların en güzel, en hoş tarafı nedir?
Çocukluğumun geçtiği 1960’lı, delikanlılık yıllarım olan 1970’li, iş hayatına atılmış bir genç olarak 1980’li yılları düşündüğümde, kalkınma, refah düzeyi, yaşam standardı, özgürlükler, İslami değerler ve çalışmalar anlamında ülkemizin ve halkımızın son 15 yılını altın bir dönem olarak görüyorum. Emeği geçenlerden Allah razı olsun. Ulaşım, iletişim, bilgiye ulaşma ile her şey mümkün hâle geldi. Bizler geçmişi bildiğimiz için, bugün hâlimize şükrediyor ve bugünün kıymetini biliyoruz. Çocuklarımız, gençlerimiz bugün için çok şanslılar, bizim çektiklerimizi çekmediler. Allah’a dua ederim ki, onlar daima daha iyiye, daha güzele ulaşsınlar. Ama maneviyatı, manevi dünyayı, ihmal etmemek, nimetin şükrünü bilmek, kadir kıymet bilmek çok önemli.

Kurbanınızı kendiniz mi kesersiniz?
Kendimi bildim bileli ailemizde kurban kesiliyor. Babam ve kardeşlerim kurban kesiminde aktif olurlardı, ben de kurban etini dağıtmaktan sorumluydum. Yıllardır kurbanımı tecrübeli birisine kestiririm, dağıtımı bizzat kendim yaparım.

Oğluma illa da öğretmem gereken şudur bahsini nasıl detaylandırırsınız?
İki kızım, bir damadım var. Onlara doğruluk, iyilik, yanlışlar, tehlikeler, maneviyat, sosyal hayat, iş ve eğitim hayatı konularında bilgi ve tecrübe aktarımı yapmaya çalışırım. Pedagojik olarak insan kendi çocuğuna öğretmenlik yapamıyor. Anne-baba-çocuk yakınlığı baskın bir özellik. Yıllar içinde çocuklar, anne babalarının kıymetini daha iyi anlıyorlar, onların izinden gidiyorlar.

Kızımın bu hayatta ille de bilmesi gereken üç şey, dediğinizde aklınıza neler geliyor?
Kızlarımın iyi yetişmelerini, anne-babalarının tecrübelerinden, anlattıklarından yararlanmalarını, iyiliklerin ve doğruluğun peşinde, kötülüklerin karşısında yer almalarını, dünyevi ve uhrevi hayata hazırlanmalarını, güçlü ve ayakta kalmaya çalışmalarını, güzel örnek insan ve Müslüman olmaya gayret etmelerini hep dilerim ve bunlara uğraşırım.

Ev işinde erkeklere en çok yakıştırdığınız işler nelerdir?
Yemek yapmak, evin ihtiyaçlarını almak getirmek, ev ortamını dağıtmamak.

Hayat müşterek olduğuna göre sizin payınıza düşenden memnun olduğunuz/asla memnun olmadığınız hususlar nelerdir?
Hayat müşterek olunca, payıma düşen hususlar olarak, evimin ailemin geçiminden, ihtiyaçlarını karşılamaktan, çocukların derslerine yardım etmekten memnunum. Allah’a çok şükür, hâlimize şükretmeliyiz. Ailemiz, vatanımız, yüce dinimiz… En güzel değerlere sahibiz. Rabbim dinimizi, ülkemizi, halkımızı, İslam ümmetini tüm kötülüklerden korusun inşallah.