Merve Şebnem Oruç

1980 yılında Kırklareli Lüleburgaz’da doğdu. Mimarlık, fizik ve felsefe okudu. 10 yıl boyunca özel sektörde uluslararası şirketlerde çalıştı. Bilişim alanında üst düzey yöneticilik, genel müdürlük ve danışmanlık yaptı. 2013 yılından beri medya sektöründe çalışmaktadır. TRT’nin İngilizce haber kanalı TRTWorld’ün kuruluşunda yer aldı, online departmanını kurdu. Yeni Şafak gazetesinin yanı sıra çeşitli İngilizce gazete ve platformlarda köşe yazıları ve analizleri yayınlanmaktadır. Tvnet televizyonunda yayınlanan Karşı Karşıya programını hazırlayıp sunmaktadır.

Sabahı nasıl selamlarsınız?
Sabah namazıyla…

Gece en son kendinize ne söylersiniz?
Geceleri kendime son bir şey söyleyemeyecek kadar yorgun hâlde uyuyakalırım.

Hangi sıklıkla, ne vesilelerle hediye alırsınız ve hediye alırken neye dikkat edersiniz?
Birinin ihtiyacı olduğunu bildiğim bir eşyayı ya da çok istediğini bildiğim bir şeyi almayı ve hediye etmeyi severim. Doğum günü gibi özel zamanlarda kişinin karakterine göre hediyeler almayı tercih ederim. Eğlenceli şeyler seviyorsa eğlenceli hediyeler, kalıcı şeyleri tercih ediyorsa ona uygun hediyeler…

En son ne zaman hasta ziyareti, taziye ziyareti yaptınız?
Bir ay önce hasta ziyaretine gittim, uzun yıllardır görmediğim biriydi.

Elinizle neleri üretmeyi seversiniz? Yemek yapar mısınız mesela ya da tadilat?
El işlerine yatkın değilim, yeteneğim yok. Yemek yapmayı severim, ama pek vaktim olmuyor. Tadilat yapmayı sevmem, ama mecbur kaldığımda elime tornavida, kerpeten alırım. Elektronik eşyaların tamirine daha yatkınım.

En uzun kullandığınız eşyanın yaşı?
En az 20 yıldır kullandığım bir tişörtüm vardı, artık pijama üstü olarak giyiyordum. Çok rahat olduğu için çok da seviyordum. Annem geçtiğimiz günlerde bir ziyaretinde dayanamayıp attı.

Kalemleriniz? Yazarken nasıl bir kalem kullanırsınız mesela?
Sıradan tükenmez kalem kullanırım. Dijitalleşmeden önce de özel kalem düşkünlüğüm yoktu.

Kelamlarınız? En sevdiğiniz kelime ya da sözler nelerdir?
“Filhakika”, “velhasılıkelam”, “mamafih” gibi, duyduğunda kendini bir Ahmet Hamdi Tanpınar kitabının içinde hissettiren eski kelimeleri sever, cümlelerimin içine serpiştiririm. Kazancakis’in “Bağırma, bağırmak acını azaltmaz” cümlesinden Yunus Emre’nin “Derdi dünya olanın, dünya kadar derdi vardır” ifadesine, pek çok söylenmiş güzel söz var sevdiğim, ama öte yandan henüz söylenmemiş olanların peşinde koşmak da var, en az onları kullanmak kadar güzel olan…

En sevdiğiniz vakit?
Sabahın erken saatleri…

En huzurlu anınız?
Sabahın erken saatleri…

En çok neye öfkelenirsiniz?
İyi niyetin suistimal edilmesine; küçük ve zayıflara yapılan gaddarlığa, kötülüğe göz yumulmasına…