Hilal Kazan

İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Eski Türk Edebiyatı kürsüsünden mezun oldu. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk İslam Sanatları Bölümü’nde “Ehl-i Hiref Defterlerinde Cemaat-i Kâtiban-ı Kütüb” adlı tezle yüksek lisansını, “Arşiv Kaynakları Çerçevesinde XV. ve XVI. Asırlarda Osmanlı Sarayı’nın Sanatı Himayesi” adlı çalışmasıyla doktorasını tamamladı. İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Türk İslam Sanatları Tarihi Anabilim Dalı’nda görev yapmaktadır.
1980’li yıllarda ilk hat feyzini merhume Hafız Hattat Müşerref Çelebi’den aldı. 1994 yılında ise hattat Hasan Çelebi’den nesih ve sülüs meşkine başladı. 2000 yılının Ekim ayında IRCICA’da yapılan merasimle hocasından sülüs ve nesih dalında icazet aldı. 2005 yılı mayısında Londra’da British Museum’da “Making of the Master” adlı icazet sergisine katıldı. Çeşitli dergilerde yayınlanmış makaleleri bulunan Kazan’ın eserleri: XVI. Asırda Sarayın Sanatı Himayesi, Dünden Bugüne Hanım Hattatlar, Noktalar ve Çizgiler Arasında Hasan Çelebi…

Sabahı nasıl selamlarsınız?
Sabahı, yerleri gökleri yaratan sabahın Rabbine hamd ederek selamlarım.

Gece en son kendinize ne söylersiniz?
1999 depremini bizatihi yaşamış birisi olarak ardından gelen artçılar çok uzun süre devam edip akabinde Düzce depremi geldiği için o zamandan beri her gece yatmadan önce iki rekât şükür namazı kılarım. Bugün Rabbim bize elhamdülillah sağ salim, sıhhatli bir gün yaşattı diye O’na hamd eder, ondan sonra yatarım.

Hangi sıklıkla, ne vesilelerle hediye alırsınız ve hediye alırken neye dikkat edersiniz?
Hediyeleşmeyi çok severim. Bir yere giderken elim boş gitmemeye gayret ederim. Bu bir aile geleneği; babam da annem de böyleydi. Mutlaka zevkli bir şeyler götürmek isterim. Alelade bir yere girip lalettayin bir şey alarak âdet yerini bulsun diye bir hediye almam. Çok özel sevdiğim insanlar ise, hediye alacağım kişinin zevkini biliyorsam eğer, onların beğenebileceği şeylere dikkat eder alırım. Tanımadığım kişiler ise bunu da beğenebilirler ihtimaliyle alırım. Mutlaka hediyeyi iyice seçerim, almaya gitmeden önce tasarlarım.

En son ne zaman hasta ziyareti, taziye ziyareti yaptınız?
Bir ay önce bir taziyeye gittim. Bir yakınımın teyzesi vefat etmişti. Aşağı yukarı bütün aile bireylerine tek tek giderek taziyede bulundum. Yalnız yaşayan rahatsız bir teyzem var. Onu da mümkün mertebe ziyaret etmeye çalışırım.

Elinizle neleri üretmeyi seversiniz? Yemek yapar mısınız mesela ya da tadilat?
Yapmak istediğim, yapmayı sevdiğim birçok şey var. Bir sanatım var; bu sanatı mümkün mertebe yapmaya çalıştığım gibi yemek yapmayı da çok severim. Pilavlarım, et yemeklerim, tatlılarım ve çorbalarım meşhurdur.

En uzun kullandığınız eşyanın yaşı?
Merserize bir kazağım var. 1992 senesinde almıştım. O kazağı ilk günkü gibi çok severek kullanıyorum. Çok iyi bir ürünmüş. Her ilkbahar ve sonbaharda o kazağı en az yedi sekiz defa giyerim ve makinede yıkarım. Bir tane de ondan daha eski haki renkli bir sweatshirtüm var. O da çok kullanışlı. Kolundan artık iplikler çıkmaya başladı. Bir türlü kıyamıyorum, çok seviyorum.

Kalemleriniz (yazarken nasıl bir kalem kullanırsınız mesela), kelamlarınız (en sevdiğiniz kelime ya da sözler nelerdir)?
Dolma kalem kullanırım. El yazısı yazmayı severim. Kitap harfi asla yazamam. İlkokul dördüncü sınıfta hocamız bize kitap harflerini yasaklamıştı. O dönemden itibaren el yazısı yazmaya başladım, hâlen de öyle… Parker dolma kalem kullanırım, çok da severim. Güzel olan her kelimeyi severim. Ama en çok hamd ve şükür kelimelerini kullanmayı severim, bir de tevekkül kelimesi hayatımda çok önemli bir yer oynamıştır. “Kim tevekkül ederse Allah onun yardımcısıdır” ayet-i kerimesi en çok kullandığım ve zihnimden zikrettiğim bir cümledir.

En sevdiğiniz vakit?
Günün sakin ve sessiz olan zamanlarını çok seviyorum. Özel bir ayrımım yok. Kendimle baş başa kaldığım zamanlar günün hangi saatinde olursa olsun hoşuma gider. Biraz da bu huzur mekânla alakalı. Huzur bulduğunuz mekânda vaktin önemi yok. Dolayısıyla huzurlu olduğunuz o vakti seviyorsunuz.

En huzurlu anınız?
Hüsn-ü hat, bir eser, bir metin yazmaya karar verdiğimde… Öncesinde yazmaya çok zor konsantre oluyorum. Zihnimde tasarlayıp rahat yazamıyorum. Oturup yazdığım ve bitirdiğimde ferah, rahat ve çok huzurlu oluyorum. Mümkün mertebe hayatın sıkıntılarını, vesveselerini dert etmemeğe çalışıyorum; kendimi huzur bulduğum o alana yöneltmeye gayret ediyorum.

En çok neye öfkelenirsiniz?
Bilemiyorum hangi sebeptendir ama belki de aile yetiştirmesindendir; yalan söylemek, birinin karşımda yalan konuştuğunu hissetmek beni çok sinirlendirir. Bir insan hata da yapmış olsa her zaman o hatayı kabul etmeli ve itiraf etmelidir. Yani hatayı yapıyorsanız sonucuna da katlanacaksınız demektir. Dolayısıyla o hadiseden sonra o insana olan güvenimi de kaybediyorum.