Mevlana İdris

Mevlana İdris

       1966 yılında Kahramanmaraş’ta doğdu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1989’da mezun oldu. Çeşitli gazete ve dergilerde şiir ve düzyazılarını yayımladı. Çocuk edebiyatı                      alanında şimdiye kadar elliden fazla kitabı okuyucuyla buluştu. Bazı eserleri çeşitli Doğu ve Batı dillerine çevrildi. Televizyonda yayınlanan üç belgesel ve çok sayıda çizgi filmin metnine              imza  atan yazar, hâlen İstanbul’ da yaşamaya ve yazmaya devam ediyor.

  • Tevbe deyince aklınıza gelen ilk kelime hangisi?
    “Ya Rabbi.”
  • Tevbe kaç renktir? Sizin tevbeniz hangi renk?
    Herhâlde günahların rengi kadar da tevbenin rengi var. Benim bir tek tevbem yok. Demek ki bu soruya siz de cevap verebilirsiniz.
  • Tevbeye eşlik eden en güçlü duygu nedir?
    İçtenlik. Yapılan hata ile affeden makam arasındaki mesafenin/eylemin/küçüklüğün büyüklüğün farkına varmak.
  •  İşlenmiş bir günahın ardından tövbe etmek ile edememek arasındaki fark sizce nedir?
    İnsan olmakla olamamak arasındaki fark gibidir. Tevbe sadece insana mahsus bir şeydir, çünkü günah denilen şey insana mahsustur.
  •  Tevbe etmeyi ilk ne zaman öğrendiniz?
    Çocukluk bitince.
  • Tevbe etmek ve edememek bahsi size neyi hatırlatıyor?
    Kıssadaki Nasuh’u ve düştüğü durumun ardından edindiği diri/sahici bilinci.
  •  Ettiğiniz tevbenin huzurdan geri dönmemiş olduğunu nasıl anlarsınız?
    Bana düşen tevbe etmektir, sadece tevbe etmek ve umut etmektir.
  •  Modern insanın tövbeleri ile kadim insanların tövbeleri arasında sizce fark var mıdır?
    Benden daha “kadîm”ler hep vardı ve benden daha “modern”ler hep olacak. İnsanın yaşadığı zamanlar değişse de duyguları aynı ve kalıcıdır. Dolayısıyla fark, yalnızca tevbe edip/etmeme ve tevbenin içtenlik derecesinde olabilir. Onu da tevbe makamından başka kimse net biçimde ölçemez, değerlendiremez.
  •  En etkilendiğiniz tevbe cümlesi hangisi?
    “Affet!” Biliyorsunuz bu cümleyi emir sigasında söyleriz. Oysa insanlardan bir şey isterken, özellikle de bizden daha güçlü birinden bir şey isterken rica ederiz, yumuşak biçimde söyleriz. Ama bu çok ilginç, “affet” deriz. Neden acaba?
  •  Her pişmanlığa tövbe eşlik edemiyor. Kabil’in pişmanlık ateşi içinde tutuşmasına rağmen tövbe edememesi gibi. Tövbe sizce de bir nasip midir?
    Bilemem. Günah insan için olduğuna göre, pişmanlık insani bir durum olduğuna göre tevbenin de insan olmakla ilişkisi kaçınılmaz. Ama insan tevbe etmiyorsa ya günaha inanmamaktadır ya tevbeden umutsuzdur (ki bu yasaklanmıştır) ya da sizin dediğiniz gibi nasipsizdir. Allah bizi, nasipli, umutlu ve mağfirete ulaşanlardan kılsın.