Ayşe Olgun

Ayşe Olgun, Erzurum’da doğdu. Erzurum Kız Lisesi’nden mezun oldu. Üniversite eğitimini Atatürk Üniversitesi İ.İ.B.F İktisat Bölümü ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümü’nde sürdürdü. Çeşitli dergi ve yayın organlarında şiir, deneme ve makale yayınladı. 20 yıldır çalıştığı Yeni Şafak gazetesinde sırasıyla muhabirlik, editörlük ve yöneticilik yaptı. Şu an Yeni Şafak Kitap ve Yeni Şafak Pazar’ın yayın yönetmenliğini yapıyor.

Tövbe deyince aklınıza gelen ilk kelime hangisi?
Mahcupluk.

Tövbe kaç renktir? Sizin tövbeniz hangi renk?
Galiba beyaz. Ama içinde kar beyazından kirli beyaza uzanan çeşitli tonları barındırıyor. Yüzleşmenin derinliğine göre tonları koyudan açığa gidiyor.

Tövbeye eşlik eden en güçlü duygu nedir?
İki zıt duygunun birbiriyle çarpışması: bir yanda kendine kızgınlık diğer yanda üzüntü.

İşlenmiş bir günahın ardından tövbe etmek ile edememek arasındaki fark sizce nedir?
Tövbe ediyorsan yaptığın hatayla yüzleşmeye hazırsındır. Edemiyorsan da henüz hatayı sana hata olarak gösterecek güçlü bir irade ortaya koyamıyorsun demektir. Tövbe insanın kendiyle yüzleşme becerisidir.

Tövbe etmeyi ilk ne zaman öğrendiniz?
Ne zaman öğrendiğimi hatırlamıyorum ama ilk tövbemi ilkokula henüz başlamadan yapmıştım. O beyaz uzun bacaklı yemek masamızın altında, “Duvarları vallahi ben çizmedim” diye Allah’ın ismini anarak evin temizliğini yapan büyük ablama yalan söylediğim için çok üzülmüş ve Allah’tan özür dilemiştim. O derin mahcubiyetimi hiç unutamıyorum.

Tövbe etmek ve edememek bahsi size neyi hatırlatıyor?
İnsanın bazen yaşadığı hayatı sorguya çekip; yanlışlarını, hatalarını düşünüp, “Acaba bir dönüş yolu yok mu?” sorusunu sorduğu bir ruh hâli vardır. Tövbe kapısına gitmemiştir henüz ama yaşadığı hayattan da çok memnun değildir. Tövbe etmekle edememek arasındaki o ruh hâlimiz bana Peygamber Efendimizin Kâbe’nin duvarına üzgün ve yalnızlık içinde yaslandığı anı hatırlatır. O yalnızlık ve üzüntülü hâlinde Allah’ın onunla konuşması vardır: “Rabbin seni terk etmedi!”

Ettiğiniz tövbenin huzurdan geri dönmemiş olduğunu nasıl anlarsınız?
Tövbe etmek hata yaptığın şeyden dolayı üzülmek, pişman olmak kendine yeni bir yol çizmeyi göze almaktır. Bir daha asla bu hatayı yapmayacağına söz vermişsen o hatanla yüzleşmeyi göze almış ve kul sıfatına yakışır yere kadar gelmişsin demektir. Rab sıfatıyla Allah bizi yeryüzünde hatalarımızla yüzleştirerek eğitir. Bu yüzden her hatamız bize kul olmayı öğretir aynı zamanda. Ama hata olduğunu kabul edip bunu tekrar yapmayacak kadar kendini güçlü hissetmiyorsan sağlam bir irade ortaya koyamıyorsan o pişmanlık tövbe kapısından geçmez. Yani tövbemizin kabul olmasını istiyorsak o hatayı yeniden işlemeyecek sağlam iradeyi göstereceğimizden yani kendimizden emin olmamız gerekir. Bunun için de pişmanlığın ve üzüntünün çok derin olması lazım.

Modern insanın tövbeleri ile kadim insanların tövbeleri arasında sizce fark var mıdır?
Modern insan hatasını başkasına söylemekten çekinmez, kendi kendine çıkış yolu bulamazsa gerekirse bir “uzman”dan yardım alır. Kadim insan hatasını başkasına söylemeye hicap eder ve yalnızca kalbini Allah’a açarak çaresizliğini ve pişmanlığını “söz”le değil “hâl dili”yle ifade eder.

En etkilendiğiniz tövbe cümlesi hangisi?
En etkilendiğim değil ama en sahici ve samimi bulduğum dua/söz şu: Rabbim Sen’den başka kimsemiz yok, beni bağışla, beni Sensiz bırakma.

Her pişmanlığa tövbe eşlik edemiyor. Kabil’in pişmanlık ateşi içinde tutuşmasına rağmen tövbe edememesi gibi. Tövbe sizce de bir nasip midir?
İnsan kendine karşı kibirli bir varlıktır. Kibir ise insanın kendini değil başkalarını hatalı görmesine sebep oluyor. Kibirli olduğumuz durumlarda Allah hatalarımızı görüp onunla yüzleşmemize imkân vermiyor diye düşünüyorum. Yani bir anlamda kendi nasibimize kendimiz engel oluyoruz aslında.