Çiçekçiler

“A be yakışıklı, ne güzel gülersin öyle, Allah gülüşünü soldurmasın. Bu manolya gülüşlü kıza alasın bir gül, sevindiresin. Allah sizi ayırmasın. Güzel kızım, Allah senin kalbin gibi bahtını güzel etsin.” Bu birbirinden güzel dualar kulağıma değince, “Ablacığım, ne güzel dua ediyorsun öyle” dedim, “N’aparsın be kızım, ekmek parası” dedi Çiçekçi Türkan abla. Gürpınar sahilinde güneş gurupta iken rastladım ona. Üstelik yalnız da değildi. Arkadaşları Hülya ve Perihan’la birlikte geziyorlardı sahil boyunca. Başkalarının mutluluğuna, çiçeğe adanmış bir hayat onlarınki. Anadolu yakasında yaşıyorlar ancak yazları Gürpınar’da çadır kurup, sahilde çiçek satıyorlar. Aslen Şileli imişler. Daha fazlasını karıştırmıyoruz.
Türkan ablanın dört, Perihan ablanın üç, en gençleri Hülya’nın iki çocuğu var. Kocaları kimi zaman balon kimi zaman taç satarak ekmek parası kazanıyormuş. Perihan ablanınki dilek feneri satıyormuş. Dileklerini umutla denize bırakanlarla, çocuklarını sevindirmek isteyen, sevdiklerine gül alan insanlar onların geçim kaynağı. Ekmeklerini umut, çocukluk ve aşktan çıkarıyorlar hasılı. İnsanlar mutlu olmasa aç kalacaklarını söylüyorlar.
Bazen konu fakirliğe gelip dayansa da “Hâlimize çok şükür, daha beterleri var” diye teselli ediyorlar. Bu teselliler kendilerinden çok bizim için sanki. Sorularıma, belki de her zaman birlikte çalışmaları, yaşamaları sebebiyle bir nefeste, üçü birden aynı cevabı verdi. Tüm gün sokakta, kimi zaman kapı kapı dolaştıkları hâlde, fotoğraflarını çekmek istediğimde, yüzleri gazeteye çıkarsa beylerinden dayak yiyeceklerini söylediler. Ancak arkalarından fotoğraflarını çekmeye ikna edebildim onları.

Evin sıcak yüzü nerede başlar?
İnsanın beyidir. “Ev” demek, “bey” demektir bizim için.

Hangi zamanlarda “Şimdi evde olmak vardı” dersiniz?
Kışın sokaktayken.

Ev kokusu deyince aklınıza ne gelir?
Hane gelir, yuva gelir, çocuk gelir.

Evin en çok sevdiğiniz eşyası hangisi?
Eşya? (Gülüyorlar) Yataktır, koltuktur… İnsanın evi olunca her tarafını seviyor yani.

İnsanların parmak izleri var, evlerin parmak izi var mıdır, her evi farklı kılan?
Her evin bir farkı vardır. Benim iyidir, onun kötüdür, onun daha kötüdür. Fakirlikten fakirliğe fark vardır. Gene şükür bu günümüze. Allah bu günümüzü aratmasın.

Şimdiye kadar evinizde yapmak isteyip de yapamadığınız nedir?
Çok şey var. Evime eşya düzmek isterdim mesela. Eve hevesimiz var. Buzdolabı, çamaşır makinası isterdim. Çamaşırları elimizde yıkıyoruz. Sıcakta buzdolabı olmadan yemekleri korumak çok zor oluyor.

Ev ile ilgili atasözü deyim ya da aile büyüklerinize ait bir söz var mı zihninizde?
Annem her zaman, “Önce ev alacan, sonra komşunun iyisini, hayırlısını alacan” derdi.

Eli her daim evin üzerinde olanlardan mısınız yoksa hiçbir şeye el sürmeyenlerden mi?
Tabii, evin her işini biz yaparız. Kim yapacak ki! Akşam geç vakte kadar çalışırız ama sabahları işleri yapmak için çok erken kalkarız.

Evde sizi dinlendiren, en sevdiğiniz hobiniz nedir?
Bir hastalandık mı bir gün dinleniyoruz, o kadar. Bir gün çiçeğe gitmedik mi açız.

Evinizde kimi ağırlamak isterdiniz?
Bir misafir geldiğinde ağırlamak isteriz. Öyle özel biri yok. Sanatçıyla falan ne işimiz olacak bizim. Sanatçı bizim evimize gelir mi? Zengin zengini çeker, fakir fakirliğini bilir.

Kimin evinde ağırlanmak isterdiniz?
Birbirimizin evinde ağırlanmak yeter bize.

Unutamadığınız ev ziyareti?
Var tabii. Çiçekçiyiz. Kışın bazı müşterilerimizin evine gidiyoruz, evin her tarafını görüyoruz, zenginlik içinde. Güzel tabii. Bize misafir gibi, çok iyi davranıyorlar. Allah razı olsun. Çiçek satıyoruz, bir tezgâhımız var. 7-8 ay ordayız. Bizi evlerine davet ediyorlar, yemek getiriyorlar, getirip götürüyorlar, çamaşır veriyorlar. Allah razı olsun hepsinden.