Huriye Martı

Doç. Dr. Huriye Martı

İlahiyatçı-Yazar

1974’te Ankara’da dünyaya geldi. Konya İHL ve Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. Lisansüstü çalışmalarına aynı üniversitede devam eden Martı 2011 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı Aile ve Dinî Rehberlik Daire Başkanı, 2014 yılında ise Diyanet İşleri Başkanlık Müşaviri oldu. Sünnet perspektifinden kadın, aile, ahlâk ve değer temalı makale, konferans ve tebliğlere imza attı. Eserleri: Birgivî Mehmed Efendi, Hayatı, Eserleri ve Fikir Dünyası, Osmanlı’da Bir Dâru’l-Hadîs Şeyhi: Birgivî Mehmed Efendi, et-Tarîkatü’l-Muhammediyye -Muhteva Analizi, Kaynakları ve Kaynaklık Değeri, Gülâbâdî ve Maâni’l-Ahbâr’dan Tasavvufî Hadis Şerhleri, Hadis, Usul ve Hayat, Hadisler Ekseninde Çevre Ahlâkı. Evli ve 3 çocuk annesidir.

Evin sıcak yüzü nerede başlar?

Sanırım çok seyahat edenler için şehrin ilk ışıklarını görmek evin sıcak gülümsemesiyle karşılaşmak anlamına geliyor. Yolculuk peş peşe gelmişse, şehir evim oluyor. Bunun haricindeki zamanlarda evin sıcaklığı, kapıyı açtığım an gördüğüm halının nakışında gizli. Kapı açılana ve sağ ayağım eşikten geçene kadar kendimi evde ve rahat hissedemiyorum.

Hangi zamanlarda “şimdi evde olmak vardı” dersiniz?

Çok kalabalık ortamlarda ve aktarmalı yolculuklarda evime daha fazla özlem duyuyorum. Evde beni bekleyen yığınla iş bile gözümü korkutamıyor. Susmak istediğim halde konuşmak zorunda kaldığım, oturmak istediğim halde bütün günü ayakta geçirdiğim, bürokratik ya da akademik bir çerçevenin içinden uzunca süre çıkamadığım zamanlarda evim burnumda tütüyor.

Ev kokusu deyince aklınıza ne gelir?

Kesinlikle yavrularımın kokusu. Bazen büyük oğlumun parfümü ile küçük oğlumun yaptığı omletin kokusu birbirine girmiş, üstlerine de kızımın ahşap boyalarının kesif kokusu eklenmiş olabilir, ama bu muhteşem karışımı çok seviyorum.

Evin en çok sevdiğiniz eşyası hangisi?

Mutfak tezgâhı ve oturma odasının berjeri benim için pek kıymetli. Güzel bir yemek yapıp ailemle yedikten sonra berjerde çayımı yudumlamak gibisi yok!

İnsanların parmak izleri var. Evlerin parmak izi var mıdır, her evi farklı kılan?

Elbette vardır. Her evin yaydığı huzur, sağladığı güven ve sunduğu samimiyet farklı bence. Dekorasyon konusundaki tercihlerimizden ev içinde kurduğumuz iletişimin tarzına kadar bir dizi etken, evimizi biricik yapıyor. Farklılıkları azaltmaya ve tek bir model üzerinden insanları eşitlemeye endeksli modern dönemlerde evlerin parmak izlerini korumak son derece önemli.

Şimdiye kadar evinizde yapmak isteyip de yapamadığınız nedir?

Çiçek yetiştirmeyi hiç başaramadım ama hep arzuladım. Sehpanın üzerinde menekşeleri ve balkondan taşan sardunyaları olan bir evim olsun isterdim.

Ev ile ilgili atasözü, deyim ya da aile büyüklerinize ait bir söz var mı zihninizde?

Rahmetli babaannem derdi ki; “Yiğidim yiğit olsun da meskenim çalı dibi olsun.” Anneannemin dilinden, “Evini temiz tut misafir gelir, kendini temiz tut ölüm gelir.” sözünü çok işittim. Babam da sık sık, “Arslan yattığı yerden belli olur.” derdi.

Eli her daim evin üzerinde olanlardan mısınız yoksa hiçbir şeye el sürmeyenlerden mi?

Evim daima hayatımın merkezinde yer aldı, eve ayırdığım zamanı kendime ayrılmış zaman olarak okuyorum sanırım. Tabloların ve eşyaların yerini değiştirmeyi; ayıklama, ayırma ve tasnif işleri yapmayı seviyorum. Bir taraftan makale yazarken bir taraftan reçel kaynattığım, kitap okurken bebek salladığım, Arapça dinlerken toz aldığım çok olmuştur. Evimden el çekersem kendimi yabancı hissederim.

Evde sizi dinlendiren, en sevdiğiniz hobiniz nedir?

Eski resimlere bakmak ve hatıraları yâd etmek hoşuma gidiyor.

Evinizde kimi ağırlamak isterdiniz?

Hazret-i Âişe’yi derin bir hürmet ve muhabbetle evimde ağırlamayı, ona olan minnetimi sunmayı, bütün maharetimle kendisine izzet ve ikramda bulunmayı isterdim.

Kimin evinde ağırlanmak isterdiniz?

Ağırlanmak benim dünyamda zihinsel bir beslenmeye karşılık geliyor. Bunun adı teselli bulma, hemhal olma, öğrenme ya da aydınlanma olabilir. Bir Osmanlı muhaddisi olan Birgivî Mehmed Efendi’nin Bozdağ’daki yazlığına misafir olmak beni çok mutlu ederdi. Ödemiş Birgi’ye her gittiğimde, yıllarca fikirleri ve eserleri üzerinde çalıştığım bu kıymetli ilim adamına misafir olmuş gibi hissediyorum kendimi.

Unutamadığınız ev ziyareti?

Çocukluğum çok misafir ağırlanan ya da sık sık ev ziyaretine gidilen bir ailede geçmedi. Evlilik hayatım da -akraba sayımdaki artışa ve benim onlara olan düşkünlüğüme rağmen- çalışma hayatının yoğun temposu gereği ev ziyaretlerine pek imkân tanımadı. Bu yüzden benim için ev ziyareti demek, özel zaman ayırarak bazen de zaman içinde zaman açarak bir dosta kavuşmak demektir. Yaptığım her ziyaret değerli ve unutulmazdır. Yine de bir ayrım yapmak gerekirse, mülteci ailelere yaptığımız ziyaretleri ve gurbette iken bizi yuvalarında ağırlayan dostlarımızın misafirperverliklerini asla unutamam.