Ayşe Karabat

Ayşe Karabat, 1970 yılında Ankara’da dünyaya geldi. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünden mezun oldu. 1995’den beri çeşitli dergi, gazete ve TV kanallarında muhabir olarak çalıştı. Filistin ve Lübnan’da yaşadı. Kudüs’ün Gönüllü Sürgünleri (Everest Yayınları, 2010) adlı bir romanı ve Suriye Savaşları (Timaş Yayınları, 2013) başlıklı bir inceleme kitabı bulunan Karabat, Al Jazeera Türk‘te haber editör yardımcısı olarak görev yapıyor.

Evin sıcak yüzü nerede başlar?

Evin sıcak yüzü mutfakta başlar. Günümüzde aynı evde yaşarken bile hayat herkese başka başka işlerle meşgul olmayı dayatıyor. Öğrenci odasında ders çalışacaktır ya da hobileri ile ilgilenecektir mesela.  Kimi TV seyreder kimi bilgisayarına bakar kimisi de hobisi ile meşgul olur. Ama mutfak herkesin yine de akşam yemeği için bir araya geldiği yer.

Hangi zamanlarda “şimdi evde olmak vardı” dersiniz?

Bahar yağmurlarında evde olmayı çok isterim. Çünkü bahar yağmurlarının kokusunu seviyorum. Evde olmak, battaniyenin altında kitap okurken camı açmak yağmur kokusunu duymak…

Ev kokusu deyince aklınıza ne gelir?

Yeni yıkanmış çamaşır kokusu.

Evin en çok sevdiğiniz eşyası hangisi?

Tarihi anısı olan eşyalar. Kanepedir mesela. Üzerinde çok oturmuşsunuzdur. Babanenizden kalmıştır, üzerinde onun sıcaklığı saklı kalmıştır. Ya da orta sehpası. Özel olarak yaptırdık. Gazete tamamen açıldığında yanına kupa konacak kadar bir boşluğun olmasına özen göstererek yaptırdığımız bir orta sehpası. Kullanıla kullanıla çizikleri arttı, kahve lekeleri çıkmaz oldu. Çizikleri arttıkça daha çok sevmeye başladım.

İnsanların parmak izleri var. Evlerin parmak izi var mıdır, her evi farklı kılan?

Elbette var. Evleri farklılaştıran nasıl dekore edildiği. İçeriye girdiğinizde ilk gördüğümüz eşya, oturma alanın nasıl düzenlendiği; kullanılan lambanın ya da  abajurun şekli, deseni  insanların bakış açısı, dünya görüşü  hakkında çok şey söyler. Bütün mobilyalar aynıdır, ama biz onları kullanım şeklimize göre özelleştiririz.

Şimdiye kadar evinizde yapmak isteyip de yapamadığınız nedir?

Kocaman güzel bir balkon. Orayı bir bahçeye çevirmek. Kocaman bir terasım var ama ektiklerim kuruyor. En son domates, biber ektim. Geçenlerde bir sürü karga gelip tohumlarımı yemiş.

Ev ile ilgili atasözü deyim ya da aile büyüklerinize ait bir söz var mı zihninizde?

İlk aklıma gelen “Ayakkabılarınla girme!” oldu. Annem hep öyle der.

Eli her daim evin üzerinde olanlardan mısınız, yoksa hiçbir şeye el sürmeyenlerden mi?

Sürekli evin içinde bir şeyler yapıyorum. Elim her an evin üzerindedir.

Evde sizi dinlendiren en sevdiğiniz hobiniz nedir?

Etamin işlemek. En son geçen hafta bir seccade işledim. Bej zemin üzerinde kahverengi iplik ile  kilim deseni işledim. Bir de kitap ayracı koleksiyonum var. Dünyanın değişik yerlerinden kitap ayracı topluyorum ve onları odamın duvarına asıyorum. En son Küba’dan bir ayracım oldu. Benim için özel olan Afganistan’dan aldığım. En estetik olan da Fas’tan.

Evinizde kimi ağırlamak isterdiniz?

Bütün dostlarımın evime gelmesinden çok zevk alıyorum. Gelsin de kim olursa olsun, Tanrı misafiri.

Kimin evinde ağırlanmak isterdiniz?

Tanrı misafiri olacağım her yerde. Bir gün Ürdün Kralı ile yemek yedik. Protokol yemeği ve tam krallara layık bir sofraydı. Ertesi gün Türkiye’nin bir yerinde Romanlar ile ilgili bir haber yapmam gerekiyordu. Bir Roman ailenin evine  konuk oldum. Yumurta kırdılar, ekmeğimizi bandıra bandıra yedik.

Unutamadığınız ev ziyareti?

Kral yemeği ile Romanların sofrasına konuk oluşum. İkisinin arka arkaya gelmiş olmasını unutamıyorum. Arka arkaya olmasaydı bendeki etkisi bu kadar derin olmazdı muhtemelen.