Hatice Kübra Görmez

Gaziantep’te doğdu. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. “Hz. Aişe’nin Tefsir Rivayetleri ve Kur’an Yorumu” tezi ile yüksek lisansını (2007), “Kur’an-ı Kerim’in İkili Anlatım Üslubu Bağlamında Terğib ve Terhib” başlıklı teziyle doktora çalışmasını tamamladı (2016). Hâlen Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde Kırgızistan Osh İlahiyat Fakültesi hazırlık sınıfı öğrencilerinin eğitimlerine destek vermektedir. Çalışmalarından bazıları: İslam Şeriatının Esasları, Musa Carullah Bigiyev, Kur’an-ı Kerim’in İkili Anlatım Üslubu Bağlamında Terğib ve Terhib Üslubu (2017).

Evin sıcak yüzü nerede başlar?
Evin sıcak yüzü nikâhla birlikte verdiğiniz akid, ahid ve misak ile başlar. Eğer bunlara sadıksanız, sorumluluklarınızın farkındaysanız yuvanız her an sıcacıktır.

Hangi zamanlarda “şimdi evde olmak vardı” dersiniz?
Zorunlu seyahatlerde yoğun ve yorucu bir günün ardından başınızı yastığa şöyle bir koyup dinlenmek istersiniz. Fakat otel odasının sentetik dolgulu yastıkları ile sabaha kadar mücadele edersiniz. İşte o zaman “şimdi evde olmak vardı” demişimdir.

Ev kokusu deyince aklınıza ne gelir?
Evlat kokusu gelir, reyhan ve nergis kokusu gelir, mutfaktan yöresel yemeklerin kokusu, temizlik kokusu, kitap kokusu, sohbet kokusu… Aslında evimizin kokusu dünyadaki cennetimizin kokusudur.

Evin en çok sevdiğiniz eşyası hangisi?
Aile fertleriyle sohbet ve yemekleri paylaştığımız yüreğimizi ve bedenimizi doyuran sofralar, birlikte cemaat olup namaz kıldığımız seccadeler… Bir de çiçekler. Eşya değiller ama benim için bir evin vazgeçilmezleridir.

İnsanların parmak izleri var, evlerin parmak izi var mıdır, her evi farklı kılan?
Mekânlardaki yaşanmışlıklar, ibadetler, dualar, iyilikler ve aile bireylerinin aralarındaki meveddet, rahmet ve sekinetin yansımaları evin her zerresine olumlu enerji olarak sirayet ediyor, Kiramen Katibîn’in de şehadetleri ile.

Şimdiye kadar evinizde yapmak isteyip de yapamadığınız nedir?
Bir yetimin, özellikle bir mülteci yetim yavrunun himayesini üstlenmek.

Ev ile ilgili atasözü deyim ya da aile büyüklerinize ait bir söz var mı zihninizde?
Rahmetli babacığım evinden hiç ayrılmak istemezdi ve şöyle derdi: “Evceğizim evceğizim, saklar benim sırcağızım”, “Var evi kerem evi, yok evi verem evi”. Yine babacığım, “Mümkünse misafirsiz sofraya oturmayın” derdi.

Eli her daim evin üzerinde olanlardan mısınız yoksa hiçbir şeye el sürmeyenlerden mi?
Eli her an evinin her köşesinde olanlardanım. Dağınık bir evde okumak, çalışmak, yemek yemek, misafir ağırlamak hatta gönül rahatlığı ile uyumak çok zordur benim için.

Evde sizi dinlendiren en sevdiğiniz hobiniz nedir?
Sevgili eşim ve hocamla bir şeyler okumak, ilmî mülahazalarda bulunmak. Hem fakülte ve yüksek lisans hem de doktora sürecimde bu ilmî paylaşımlar, evdeki en özel zaman dilimlerimdi benim için. Bir de evdeki kedimizi ve bahçedeki kedileri sevmek. Aileme ve sevdiğim dostlarıma aşkla ve şevkle yaptığım yemekleri ikram etmek.

Evinizde kimi ağırlamak isterdiniz?
Âlimleri, Allah dostlarını, devlet büyüklerimizi, ilim yolcusu talebeleri, muhacir kardeşlerimizi.

Kimin evinde ağırlanmak isterdiniz?
Yüksek lisansta Müminlerin bilge annesi Hz. Aişe’nin tefsir rivayetleri ve Kur’an yorumunu çalıştığım için her Medine’ye gidişimde Cennetü’l-Baki’de yakınına, baş ucuna kadar gidebilmeyi, kendisi hakkında araştırmamda istemeden yer alan yanlış ve eksik bilgilerden dolayı helallik dilemeyi istemişimdir hep. Maalesef her defasında mevcut zihniyet kadınlara bu imkânı vermediği için hep hüzünle dönmüşümdür.

Unutamadığınız ev ziyareti?
Beş yıl önce Somali ziyaretimiz beni can evimden vurmuştu. İnsanlığın tükendiğine, vicdanların simsiyah kesildiğine şahit olmuş, Müslümanlığımdan utanmıştım. Haneler yerine virane kamplar, evler yerine içinde sıcak bir çorbanın kaynatılmadığı çadırlar…