Nihayet dergi, gündelik hayatı konuşmak üzere yola çıkan bir dergi. O yüzden Şubat ayında vitrinleri kaplayan pembe/kırmızı pazarı görmezden gelemezdik. Zira Google’a aşk yazıyoruz, 34 milyon küsur sonuç çıkıyor karşımıza. Filmler, kitaplar, şarkılar hep aşkla satıyor; diziler reytingini aşktan alıyor. Türk edebiyatının en kısa sürede en çok satan romanının adı Aşk. Her şey aşkla alınır aşkla satılır olmuş. İnsana “Aşk imiş her ne var ise vitrinde” dedirten bir enflasyon yaşıyoruz.

askin-mahiyeti-maliyetiTüketim ekonomisinin hiç kimseyi dışlamadan pazarın içinde tutma kabiliyetinin en güzel örneği Çin’ de kutlanmaya başlanan “Bekârlar Günü”. Bir grup öğrencinin 14 Şubat’ a alternatif olarak ortaya attığı 11 Kasım Bekârlar Günü, alışveriş çılgınlığında sevgililer gününü aratmıyor. Çin’ in en büyük online alışveriş sitesi “Alibaba”, geçtiğimiz 11 Kasım’da 9,3 milyar dolarlık satış yaparak 278 milyon siparişi müşterilerine ulaştırmış.

Bir Louis Vuitton çantanın eksikliğinden muzdarip olan bir kadını, şiirle mutlu etmek mümkün mü? Eşinin kendisi için ördüğü hırkayı ya da süveteri en pahalı markalara tercih eden bir erkeği en son ne zaman gördünüz?

Bu sorular üzerinden “Aşkın Mahiyeti ve Maliyeti” üzerine yazdı Pınar Demir Er.

Ve alışılmış bir dosya formatının hilafına, konuyu farklı yazılarla bütünledik.

Şair ve Psikiyatrist Kemal Sayar ile, tahammül ile sınanmayan modern dönemin romantik aşklarına dair uzun uzun konuştuk.

Mine Sota, “Yüzük kalleşliğini”, yani hayatı E.Ö (evlilikten önce)/E.S (evlilikten sonra) diye ayıran vefasız dostları yazdı.

“Venüsler bugünlerde yere vuruyor ayaklarını, elleri bellerinde bekliyorlar hediyelerini. Alacaklar, hep alacaklılar. Var olmak için almak zorundalar çünkü. Zühreler ise fedakârlığın, sebatkârlığın, vefakârlığın yıldızı olarak daima ışık saçarak yaşıyorlar, sessizce. İsmini aldıkları gezegenin iki farklı yüzü onlar, acı çektiren Venüs ve acı çeken Zühre…” Mukadder Gemici, Safiye Erol’un Ciğerdelen adlı romanı üzerinden Zühre/Venüs karşıtlığını kaleme aldı.

Pek çok dile tercüme edilen en meşhur aşk şiirlerinden biri olan Anabel Lee’nin hikayesini yazdı Güzide Ertürk. Edgar Allen Poe’nun Anabel Lee şiiri neden bu kadar farklı dile tercüme edildi? Kaybettiği güzel kadınların ardından tuttuğu yas ve ağıt mıydı, Poe’nun kalemini bu kadar güçlü kılan?

Fatma Tunç Yaşar, 1918’de yayınlanan İzdivaç dergisini yazıd.  “Saadet Tevlid Eder” sloganı ile çıkan derginin ilanları, bugün televizyonda yayınlanan evlilik programlarının yaklaşık yüzyıl önceki izdüşümü gibi.

Ve Nihayet dergi editoryası LA İLLA köşesinde modern görücülük olarak kodlanabilecek “evlilik görüşmesi”nde bir genç kızın ve bir delikanlının yapması/yapmaması gerekenleri listeledi.

Sirke Yapmayı Bilmeyen Erkekler, Abdullah Kibritçi

Abdullah Kibritçi, Refik Halid Karay’ın Mutfak Zevkinin Son Günleri kitabından ilhamla “Sirkencubin”in peşine düşüyor. Sirkencubin, bal, su ve sirke karışımından yapılan nefis bir içecek. Fakat, sirkencubini içebilmek için öncelikle orijinal bir sirkeye ihtiyacınız var. Kibritçi’nin sirke tarifini de eklediği yazısı özellikle sirke yapmayı bilmeyen erkeklere hitap ediyor.

Balta tutmayı, odun kırmayı bilmeyen, doğaya bıraksak açlıktan ölecek nazik aydınlarımız “reçel yapmayı bilmeyen İslâmcı kadınlar” diyerek analiz yapadursun Abdullah Kibritçi, eli yanağında düşünür adam pozu veren aydınlar için, dağ kamplarında baltayı yanlış tuttuğundan eli su toplayan gençler için, evin temizliğini hem ucuza hem de doğallığa kavuşturmak isteyen hanımlar için, sirkeyi çorbada seven anneler için sirke tarifi veriyor.

Aşkın Mahiyeti ve Maliyeti, Pınar Demir Er

İnsanın yeryüzü serüveninde, üzerinde en çok düşündüğü iki şey var; biri ölüm, diğeri aşk. Aşkın tarifi muhtelif, mahiyeti üzerinde ittifak yok. Ama aşkın bir maliyeti olduğu noktasında herkes müttefik. Pınar Demir Er, küresel dünyada aşkın kelimeler üzerinden anlamsızlığını, ekonomi üzerinden anlamını yazdı.

· KONTROL KALEMİ

Yüzük Kalleşliği, Mine Sota 

Yüzük kalleşliği nedir? Özellikle yakın arkadaş diye tabir edilen tanıdıkların, yüzüğü parmağına takar takmaz, yüzüğün esrarlı havasına kapılıp; “Siz de kimsiniz be,  yüzükten mahrum bekarlar!” dercesine büründükleri tavra verilen isimdir. Mine Sota, hayatı E.Ö/E.S diye ayıran bu buldumcukları doluyor kalemine.

· RÖPORTAJkemal-sayar

Kemal Sayar ile Romantik Aşkın Tahammül Sınırına Dair Söyleşi , Ayşegül Nalçacı 

“Bu dünya sevenlere bir tuzak” diyordu şair Kemal Sayar. Psikiyatrist Kemal Sayar ise “Birazcık depresyondan kimseye zarar gelmez” diyor. Tahammül ile sınanma imkânını yitiren günümüzün romantik aşklarına ve insanın imtihanı kaybedişine dair bir söyleşi.

Fakir Maşukun Bağrında Kedi Yavrusu,  Güzide Ertürk 

guzideerturk-subat-1

guzideerturk-subat-5Edgar Allen Poe’nun Anabel Lee şiiri neden bu kadar farklı dile tercüme edildi? Kaybettiği güzel kadınların ardından tuttuğu yas ve ağıt mıydı, Poe’nun kalemini bu kadar güçlü kılan? “Güzel bir kadının ölümü hiç kuşkusuz dünyanın en şiirsel konusudur” diyen güzel kadınların katili Poe’yu, Güzide Ertürk yazdı.

La İlla

la-illaLa İlla köşemizi bu ay, “Modern Zamanların Görücü Usulü” süslüyor. Talibinizle görüşmeye giderken yapmanız ve yapmamanız gerekenler, iğneli bir dille bu eğlenceli köşede…

·NESNELERİN MAHREM TARİHİbavul

Bavul, Fatma Barbarosoğlu

Fatma Barbarosoğlu, Nesnelerin Mahrem Tarihi’nde, “babamın bavulu”ndan nişan bohçası olarak bavula uzanan “bavul”un mahrem hikâyesini anlatıyor.

Evi Yuva Yapan Nedir?

evi-yuva-yapan-nedirFatma Şengil Süzer’e sorduk ev kokusunu, ne zaman “şimdi evde olmak vardı” dediğini, kimleri evinde ağırlamak istediğini, velhasıl evi yuva yapan pek çok şeyi…

Dest-i İzdivacınıza Talibim: 1918’de Evlilik İlanları, Fatma Tunç Yaşarson-donem-osmanli

Fatma Tunç Yaşar, 1918’de İzdivaç adıyla yayınlanmaya başlayan mecmuanın sayfalarında gezindiriyor bizi. Derginin en ilginç kısmı ise izdivaç ilanlarının yer aldığı sütunlar. “Saadet Tevlid Eder” sloganı ile çıkan derginin ilanları, bugün televizyonda yayınlanan evlilik programlarının yaklaşık yüzyıl önceki izdüşümü gibi…

· HAYATIMIZIN HİKAYESİ

Fiziksel Şiddet ile Sosyal İntihar arasında

Bu ay posta kutumuza düşen öykü O’henry’nin “Unutma Hastalığı” idi. Ama bir de haber linki vardı beraberinde. Haber, Türkiye’de bir ilk iddiasıyla sunuluyordu. Üstelik bir de konuğumuz vardı, Medeni Hukuk Kürsüsünde araştırma görevlisi Esra Gültekin. Editörümüz, öykü ile haberi bir arada okumamızı isterken aralarında nasıl bir irtibat kurmuştu? Ya da bizden nasıl bir irtibat kurmamızı bekliyordu? Yeni bir öyküye davet ediyoruz sizi, sonrasında kendinizi tartışmamızın içinde bulacaksınız…

 · ANNEMDEN BANA KALANsibel eraslan annane

Sibel Eraslan

Sibel Eraslan, annesini yazdı: Çok yollar, çok menziller gezdik, uzun nehirlerden geçip derin ve fırtınalı nice denizler aştık. Ama Annemizi, dönüşümüzü içtenlikle her daim bekleyen o en eski ülkemizi, bizi hep hazır ve nazır olarak karşılarken bulduk… Hep güzel olanı beklerken ve de bilirken rastladık Annemize…

Kadınların Cenneti, Mustafa Özel

Modernlik sonsuz arzu. Kapitalizm sınırsız sermaye birikimi. Her iki nitelik de insanoğluyla yaşıt. Yeni olan, bu arzu ve arayışın sosyalleşmesi, normalleşmesi ve haklılaştırılması. Mustafa Özel, Emile Zola’nın Kadınların Cenneti romanı üzerinden bu sınırsız arzu ve arayışa dair yazdı.

· TERÖRİSTLE ARAMDAKİ FARK
Nazife Şişman

Charlie Hebdo’ya yapılan saldırıyı, sadece faillerin Müslüman oluşları üzerinden anlamamız/ açıklamamız mümkün mü? Her toplumsal ve siyasal olay çok boyutludur. Peki neden yapılanların İslam’la alakası olmadığını anlatmak/ ispatlamak/ karşıdakini ikna etmek zorunda kalıyoruz?  Nazife Şişman, bu ispat zorunluluğunun dayanılmaz ağırlığı ile “Teröristle Aramdaki Fark”ı yazdı.

Kırklar’ın Bir Rüyası, Münire Daniş

Münire Daniş, “Çöpte Dostoyevski Buldum” belgeselinin kahramanı, sokaklarda kağıt toplayan, sonra sokaklardan kopup bir sahaf dükkanı acın Oktay’ın hikâyesine tanık ediyor bizi. Onun hikayesini izlerken adeta dervişlerin rüyasını dinlemiş gibi oluyoruz.

Erkeklerin Ev Merkezli Sosyalleşmesi: Kayseri ev Oturmaları, Hatice Kübra Kirenci

kayseri17İki Kayserili asansörde karşılaşsa oracıkta oturma başlatabilir. Birlikte asansöre binenler oturması, yıllarca devam edebilir.” cümlesini duyduğu andan itibaren her gördüğü Kayseriliye oturmaları soran, hatta tamamen erkeklerden oluştuğu halde iki ayrı oturmaya misafir olarak katılan Hatice Kübra Kirenci, Nihayet Dergi için yıllardır var olan bir geleneğin izini sürdü ve K
ayseri’deki ev oturmalarını yazdı.

· KULAĞINIZ BİZDE OLSUN

Aşkın şiddeti/yakınlık terörü, Sema Karabıyık 

Taciz ile ‘aşk uğruna savaş’ arasındaki farkı aşındıran bir dizi endüstrisi var. Sema Karabıyık ürkütücü bir geleceğe karşı uyarıyor: Böyle devam ederse, aşk için her yol mubah anlayışının arkasına gizlenen çok sayıda tacizcimiz olacak yakın gelecekte.

Usta Bana Bir Oyun Öğret İnsan Olayım, Sema Babuşcu

Meşk hem musiki talimi için hem de dünden yarına aktarımı mümkün kılan bir eğitim metodu. Sema Babuşcu, bir hocaya intisap etmenin, ondan yalnızca bir sanatı meşk etmekten ibaret olmadığını, intisap edenin bir ahlak da meşk ettiğini ifade ediyor.