Dijital yerliler için meleklere iman bahsi

Dünyanın, tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişi binlerce yıl sürdü. Sanayi toplumundan dijital/bilgi toplumuna geçiş ise sadece birkaç on yılda gerçekleşti.
Batılı ülkeler 1980’den sonra doğanlar için “dijital yerliler” kavramını kullanıyor. Türkiye için bu tarih 1997 sonrası.
Türkiye’de 1997’den sonra dünyaya gelenler dijital kültürün, internet devriminin içine doğdu. Dolayısıyla 1997’den önce doğmuş olan bizler, 1997’den sonra doğan “yerliler” için, bildiklerimizi aktarabilmek üzere yeni bir dil inşa etmek zorundayız.
Bizim ebeveynlerimiz, tarım toplumunda doğup sanayi toplumunda büyüyen bir kuşaktı. Onlar amentünün esaslarını, tarım toplumunun nasip ve bereket üzerine kurulu metafizik dili üzerinden naklettiler. Biz, onların dilinden yerleri ve gökleri, dünyayı ve ahireti meleklerle kuşatılmış bir iklim içinde idrak ettik. Onların dilinde, yeni doğan bebekler meleklerine gülümsedi, yeni yürüyen bebekler melekler tarafından korundu. Göklerden yeryüzüne her yağmur ve kar tanesiyle birlikte binlerce melek indi.
Darda kalanın, ilim erbabının, yolcunun yoldaşı meleklerdi.

Meleklere iman bahsini en ziyade annelerimizin dilinden öğrendik. Annelerimiz bizi kapıdan, “Rabbime emanetsin, melekler yoldaşın olsun” diye uğurladı.
Tarım toplumundan sanayi toplumuna geçerken, din dilini tarım toplumunun metafizik kodları üzerinden idrak etmeye devam ettik.Lakin tarım toplumunun metafizik dili, dijital kültür için yeterli gelmiyor.
Sorun şu, hakikati parantez içine almadan yeni bir metafizik dil inşa edebilecek miyiz?
“Dersimiz amentü, konumuz meleklere iman” sayısını hazırlarken en ziyade bu sorundan hareket ettik ve “Dijital yerlilere, dijital göçebeler olarak amentü bahsini nasıl anlatacağız?” sorusunu merkeze aldık.
Çünkü yeni bir metafizik dil inşa etmek için öncelikle “Amentü bahsinde neredeyim?” diye kendimize sormamız gerekiyor.
Amentünün esasları hayret damarından akar, tefekkürün teknesinde tazelenerek devam eder.
Yaşadığımız dünya en ziyade hayretimizi köreltiyor. Oysa Efendimiz, “Rabbim hayretimi arttır” diye dua etmişti. İlim ile amel arasındaki bağlantıyı güçlendiren en önemli duygu hayret. Hayret etmeden tefekkür etmek mümkün değil.
Din dili ile ilgili sorunlarımızın giderek artması, körelen hayret damarının değişen dünyayı kavramaktaki acziyeti ile yakından ilgili. Acziyetimiz arttıkça metafizik dünyayı terk ederek dini olabildiğince pozitivist çıkarımlar eşliğinde anlamaya ve anlatmaya yelteniyoruz.

Yeni bir metafizik dil inşa etmenin gerekliliğini idrak etmek için lütfen Şennur Dede röportajını dikkatle okuyun ve Ekrem Demirli Hoca’nın yeni bir metafizik dil inşa etmek gerektiğini ifade eden cümlelerinde derin bir mola verin.
Şennur Hanım 65 yaşında, onun tarım toplumunun kodlarıyla dâhil olduğu gündelik adab-ı muaşerete, bu satırların yazarı da her yıl yaz aylarında köyünde muhatap oldu. Ama erkeklerin yolu kesilirse bereketin azalacağına dair bir söylemi bugün ayakta ve hayatta tutmaya kalkmak, pek çok sıkıntıyı beraberinde getirir/getiriyor. Postmodern dünyanın cinsiyet odaklı gerilimlerinden beri durabilmek için Ekrem Demirli Hoca’nın insan olmanın erkek ya da kadın olmaktan önce geldiği ifadesi üzerinden yol almamız gerekiyor.
İnsan olarak bu âlemin geçici, asıl âleminse ahiret olduğunu idrak edebilirsek, amentünün esaslarını başkalarını incitmeden, ilme’l-yakîn düzeyinde idrak etmemiz mümkün olacak.

Ramazan ayı bizim meleklere en ziyade yoldaş olduğumuz ay.
Size ramazan için bir yol arkadaşı, ruhunuz için gıda hazırladık. Bu gıdanın sindirilmesi, edinilen bilgilerin yerleştirilmesi için temmuz ayı tefekkür ayı olmaya devam etsin istedik.
Lütfen tane tane, tekrar tekrar okuyunuz.
Dijital kültür içinde amentünün esaslarını çocuklarımıza/torunlarımıza nasıl anlatacağımızı tekrar tekrar düşünmek zorundayız. Ama önce bilgilerimizi gözden geçirelim, eksikliklerimizi tamamlayalım.

Çok kıymetli hocalarımızla yaptığımız söyleşileri okuyunca fark edeceksiniz ki, Kur’an-ı Kerim’de Allah Teala meleklerine dair çok şey söylemiş bize, ama biz, bize anlatılanları gönül rahatlığıyla parantez içine alıvermişiz.
Parantezi yavaşça açıyoruz…
İdraki, tefekkürü, hayrı bol bir okuma ve ramazan-ı şerif diliyorum.