Sana “siz” diyebilir miyim?

İnşası tamamlanmamış, fiziki çevresi “yaşam alanı” olmayan bir şehir kültürü içinde yaşıyor, “kişisel mesafemiz”in sınırlarını zorlayan ulaşım araçları ile seyahat ediyoruz. Herkesin birbirine “sen” diye hitap ettiği, neredeyse sadece kumaş dükkânlarındaki tezgâhtarların birbirine “siz” dediği bir iletişim ortamında kamusal mesafeyi nasıl kuracağımızı bilemiyoruz. Çünkü “sen” iletişim dilinde mesafesizliği imliyor. Sosyal medya ve diğer dijital ortamlarda yaşanan adab-ı muaşeret karmaşasının sebebi de bu: kamusal mesafenin tanımlanamaması, yakın uzak tanımlarının izafileşmesi.

Mesafenin, iletişimin olmadığı bir ortamda adab-ı muaşeretten nasıl bahsedeceğiz? Bu ay, bu zor soruyu sorduk kendimize.

Hayatımızın Hikâyesi’nde Cumhuriyet modernleşmesinin “salon kadını” inşa ederek, bütün adab-ı muaşeret sorunlarını çözme önerisinin bir devamı olan Kezban filmlerinden başlayıp dijital kültüre uzanan kamusal mesafe üzerinden bir adap okuması yapılıyor.

Ali Ayçil, 15 Temmuz ve sonrası halkın nasıl şiddetten uzak, memlekete zarar vermeden yürüdüğünü yazdı: Şehrin kalbini kırmadan yürümek…

Ayşenur Kurtoğlu, zarafet ve edep arasındaki örtüşme ve farka dair konuştu: Günümüz görgüsü, gözün sınırları ve saygı mesafesi

 

İslam’da her şeyin edep üzerine olduğunu:

Savaş Ş. Barkçin: Edep Ya Hu

Münire Daniş: Adabıyla ibadet

Sema Babuşçu: Sema adabı ve Mevlevi ayinleri yazılarıyla anlattı.

 

Fatma Tunç Yaşar’ın Adab-ı muaşeret: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e medenileşme serüveni,

Emel Özkan: Ar perdesi,

Osman Bülent Manav’ın Lañgoz,

Ravza Sude’nin Dijital dünyada Adab-ı muaşeret karmaşası

Metin Karabulut: “Biz hep ayakuçlarımıza baktık” yazıları geçmişten günümüze özel hayatla kamusal hayatın, dolayısıyla adab-ı muaşeretin nasıl değiştiğini ele alıyor.

 

Özgen Felek, Amerika’nın küçük şehirleri ile bizim illerin adaba muaşeretini karşılaştırıyor: İlleri var bizim ile benzemez

Günlük hayattaki davranışları farklı yaş ve meslek gruplarından çok sayıda insanla konuştuk. Bu görüşleri sizler için derledik:

Türk tipi akademisyen kabalığı

Türk tipi kabalık ve nezaket

Plazada tuvalet adabı

Kadınlar erkeklerin davranışlarını kaba buluyor; erkekler kadınların kıyafetlerinden rahatsız oluyor

 

 

Nihayet’te başka neler var?

Mustafa Özel: Su, ateş ve kapitalizm

 Ayşe Kaya: Hayatını sünnete adayan filozof: Babanzade Ahmet Naim

Aybala Hilal Yüksel: “İdeal kadın” ideolojisi

 Ayşe Sevim: Babaannemden Bana Kalan

 Taner Afşar: Kayseri’de bağ geleneği

 Ercan Yılmaz: İncire yemin

Kübra Kuruali Yaşar: Eşyanın hikâyesi: yelpaze

 Hüma Çağlar: Pelikan

Türkiye’nin anketi röportajları:

Saba makamı: Mehmet Bozdağ

 Selamlık: Derda Yasir Yenal

 Evi yuva yapan nedir?: Çiçekçi kadınlar

 Günizi: Mehmet Çokluk