Gençlik oyuna geldi!

Geleceğin dünyasının temelleri dijital oyunlar üzerinden atılmaya başlandı. Gençler video oyunlarıyla yeni iş ve eğlence endüstrisine alışmış görünüyor. Bizler ise bedenin parantez içine alındığı bu dünyaya yabancıyız.

Bu ay gençlerin oyun oynarken aldığı zevki, oyuna başlama ve bağlanma süreçlerini, kimlerin nasıl “gamer” olduğunu yine onların mihmandarlığında anlamaya gayret ettik. Kendini dindar olarak tanımlayan gençlerin oyunlarda Amerikan askeri olup, Orta Doğulu “kötü adamların” peşine düşmekten rahatsız olmamasına şaşırdık. Ekonomik kriz ve işsizliğin artışı ile video oyunları arasındaki irtibata dikkat çektik.

Hayatımızın Hikâyesi’nde, bireyin küresel ekonomide yaşadığı sürüklenmeye bir çözüm gibi gördüğü video oyunlarının bizi nasıl bir geleceğe hazırladığını ele aldık.

Ali Ayçil, başkasıyla değil kendisiyle oyuna dalan insanın ölene kadar devam eden halini yazdı: Sadece oyun bozuldu!

Dünya ile ahiret arasındaki bağlantıyı Kuran-ı Kerim’in ışığında Münire Daniş kaleme aldı: Yaşamayı oyun mu sandın?

Beyza Karakaya, masal dinle(ye)meyen günümüz çocuklarının sanal dünyasını yazdı: Dijital kapitalizmin Kafdağı

 Role Playing Games oyunlarını MyrXia Dragonborn anlattı: Sabit iş ve rol yapma oyunları

 Nihayet Dergi Ekibi olarak “oyun dünyasını” anlamak üzere söyleşiler yaptık:

Endüstri Mühendisliği Öğrencisi Behzat: Oyunda başarının algoritması var, gerçek hayatta yok! Edebiyat Öğrencisi Ali Talip: Uyumadan önce oynamak zorundayım! 

Mustafa Çiftçi, bir gencin oyunlar üzerinden adım adım ölüme gidişini kaleme aldı: Arsız Bela Atalay

 Ahmet Toros, oğulları oyun bağımlısı olan bir tıp öğrencisinin ailesiyle konuştu: Doktor olacaktı oyun bağımlısı oldu   

Sanal dünya büyüdükçe bereketsizleşen hayatlarımızı ve küçülen hayallerimizi Osman Bülent Manav yazdı: Hayal ile hakikat arasında

İsmail Hakkı Polat, Atakan Yavuz’a anlattı: Oyun değerleriyle kodlanmış bir nesil yetişiyor

Özgen Felek: Bu neyin cengidir?

Emel Özkan: Oyun içinde oyun

M. Fatih Karakaya: Eğlence olarak savaştan, savaş olarak eğlenceye

Ayşe Kaya: İstanbul hangi oyunun sahnesi?

yazılarıyla kendini hiper-gerçeklik olarak dayatan sanallaşmayı kaleme aldılar.

Ayrıca…

Mustafa Özel: Ölü can alışverişi

Kâmil Yeşil: Babamın şiiri, anamın beyaz bürgüsü

Sema Babuşçu: Bir ilm-i şerif: müzik

Münire Daniş: Mecidi ne anlatıyor?

Aybala Hilâl Yüksel: Black Mirror’ın oyunbazları

Ayşe Sevim: Maria’nın bebeği

Ercan Yılmaz: Taraklı, kalbimdeki süveyda

Fatma Çolak: Kahkaha çiçeği

Saliha Şişman: Ekşi tavrımızı nasıl etkiler?