“Helal” romantizm

Kâbe’nin yancağızında ve tavafın orta yerinde diz çökülerek yapılan bir evlilik teklifinde ya da sosyal medyada rastladığımız abdestli-namazlı romantik “hoşluklar”da bizi rahatsız eden nedir? Mesela, “Seninle tek kavgamız abdest sırası için yapacağımız kavga olsun” demek, bize niçin orasından burasından dökülen bir “romantizm” gibi görünmekte?
“Romantizmin masumiyeti” sorgulanmayı hak ediyor. (Bu sayımız bol tırnak işareti kullandığımız bir sayı oldu. Bu durum aynı zamanda yanlış anlaşılmaktan kaçınmaya çalışma çabamız olarak da okunabilir.) Piyasa, bize romantizmin bazı ezberlenmiş temsillerini pazarlamak istiyor mu, evet. Biz bu temsillere başvurdukça tüketmek, tüketimde yarışmak, giderek gösterişçi olmak ve böylece piyasa çarkını çeviren bir hamstera dönüşmekle karşı karşıya kalır mıyız, bittabi. Ama piyasanın bu şekilde manipüle ettiği bir “romantizm satışı”na karşı geliştirdiğimiz bilinç ve dirence rağmen, muhafazakâr, dindar, mütedeyyin -artık ne derseniz- çiftlerin aralarında sevgiye, özene, inceliğe, duyarlığa dayalı bir ilişkinin bulunması, adlı adınca söylersek “romantik” olmaları da sempatik bir durum. Bir mefhum olarak, bir ilke olarak ailenin muhafaza edilmesi bugünkü önceliklerimizden biridir. Bu sebeple, çiftlerin sevgi temelli bir aile inşa etmeleri ve bunu sürdürmeleri pek hoş, pek âlâdır.
Dolayısıyla biz bu sayımızda başka bir şeye itiraz ediyoruz. Öncelikle, bir piyasa düzeneği olarak romantizmin, “din dili”ni de manipüle etmesine, din diline sirayet edecek kadar tahakküm göstermesine itirazımız. Peygamber romanları tabir edilen kitaplarda, muhterem zevcelerinin Hz. Peygamber’e laubalice, köpürtülmüş bir romantik üslupla seslenmelerine mesela ya da flörtöz bir üsluba yedirilmiş abdest namaz, din diyanet temalarına. Ve son tahlilde, bütün bunların gelip dayandığı bir mahremiyet sorununa.
Meselenin çok çeşitli boyutları var. Biz bu sayıda kendimizi, mağdur olan din dili meselesiyle sınırlandırdık. Romantizminize dini diyaneti sokmayın, demeye getirdik. Evinizde romantik olun, sosyal medyada değil, demiş de bulunduk.
Haydi hayırlısı.

Ahmet Murat