Lagaribey: Fiziğin insana kattığı farkındalık bilinci

Röportaj: Zehra Yaren

Nihayet dergi olarak, “Şu kişiyle de röportaj yapsanız” gibi, kimi zaman kendileri de medya mensubu olan kişilerden gelen tavsiye ve talepler alıyoruz. O röportajın Nihayet dergide olması, onlar için önem arz ediyor. Yine böyle bir talep aldık, ismi bizde saklı bir medya mensubundan. Bu tavsiye doğrultusunda, Twitter’da gerçek kimliğini gizleyerek; kâinatı anlamak ve dahi anlatmak için fizik ve astronomi üzerinden ve pek çok twitter kullanıcısı tarafından beğenilen paylaşımlar yapan @lagaribey’le “an” ve “fotoğraf” üzerine bir röportaj yapmaya başladık. Bakalım röportaj bizi nereye götürecek.

“Sıradan insanlar”ın fizik bilgisi de sıradan. Gündelik hayatı algılamak açısından fizik bilgisine sahip olanlarla olmayanlar arasındaki en temel fark nedir?
Sanırım en büyük fark, dünyayı nasıl algıladıklarında ve buna bağlı olarak gerçeği nasıl tarif ettiklerinde yatıyor. Bizim dışımızdaki şeylerin beynimizdeki tasavvuruyla oluşturduğumuz yani algıladığımız dünya ile gerçeklik arasında bir fark var ve iki grup insan arasındaki temel ayırım, bu farkın farkındalığı ile başlıyor. Fiziğin ya da temel bilimlerin insana kattığı en önemli şeylerden biri, bu farkındalık bilinci ve buna bağlı olarak gerçeğe daha fazla ulaşabilme arzusu. Günlük hayatta imkânsız görünen sınırlar aşılıp, ardındaki gerçekler görüldükten sonra, ister istemez algılar da farklı şekilde değişiyor. Fiziksel bir dünyada yaşayıp da, gerçekte hiçbir şeyin fiziksel olmadığını ya da katı ve cansız sandığımız maddenin, “hiç”likten “varlık” boyutuna geçiş anından itibaren sürekli döndüğünü ya da her şeyin özünde bir ve bağlantılı olduğunu fark ettiğimizde algılarımız değişmez miydi? Peki, bu gerçekleri öğrendikten sonra, yazı yazdığımız kaleme, bahçedeki çiçeğe ya da gökyüzündeki yıldıza, kısaca kâinata bir daha aynı gözle bakabilir miyiz? Sanmıyorum. İşte iki grup arasındaki temel fark, maddeye ve dolayısıyla kâinata bu bakış açısı.

Devamı Nihayet Ağustos’ta…