Hasan Dinçer Subaşı : Yürümekten Maksat Sadece Adım Atmak Değildir!

İnsan dünyaya geldikten sonra iyice konuşamadan önce yürür. Böyle düşündüğümüzde yürümek öyle çok da tarif edilecek bir şey değil gibi… Herkes yürümeyi biliyor. Peki, yürümek sadece fiziki bir hadise mi? Yoksa insanı terbiye eden bir süreç mi? Konuyu çantamızda olması gereken malzemelerden başlatıp rota, niyet, bilinç, maneviyat diye genişlettiğimizde sorularımızın cevabını bulacağımız isim Türkiye İzcilik Federasyonu Başkanı Hasan Dinçer Subaşı oldu.

Tabiatta ilk defa yürüyüşe çıkacak bir kişinin yürüyeceği mesafe belli midir?
Şehirde yürüdüğü mesafenin iki katını hesap edebilir. Çünkü şehirde yer altındaki yüksek gerilim hatları insanın enerjisini emer ve onu arazide yürüdüğünden çok daha fazla yorar. Dolayısıyla şehirde 5 km yürüyorsa onun iki katını arazide rahat yürüyebilir.
O zaman ormanlık alanda 10 km’lik bir yürüyüş için konuşalım.

Yanımıza almamız gereken en önemli şey nedir?
En önemlisi yanınızda arkadaşınızın olmasıdır. Refiksiz yola çıkılmaz. “İki kişi yola çıkarsanız biriniz baş olsun” meselesinde olduğu gibi tek başına bir faaliyet yapılmaz. Doğada tek başına yaşamaya izciler olarak karşıyız. İnsan toplumsal bir varlıktır. Hayvanlar âlemine baktığınız zaman aslanlar, kaplanlar, kurtlar… bütün akıllı yaratıkların aslında sürü hâlinde yaşadığını görürsünüz. Genellikle tek yaşayan hayvanlar ayılardır. Doğada tek başına hareket etmek kolaydır, kalabalık hareket etmek zordur aslında.

En az kaç kişiyle yola çıkılmalı, bunun bir kuralı var mı?
Dört kişilik bir ekip hâlinde arazide yürüyen insanlar, tehlikeden emin olurlar. Dört adama bir ayı saldıramaz. Kurt sürüsünün saldırması için iyice gözlerinin dönmüş olması gerekir. İnsanlar da dört kişiye saldırmazlar. Arazide yürürken birinin başına bir şey gelse, bir kişinin onun yanında kalıp iki kişinin yardım istemesi uygundur. Üç kişiyseniz, bir kişiyi yaralının yanına bıraksanız, yardım istemeye gidenin başına ne geleceğini bilemezsiniz. Bizim izcilere tavsiyemiz, hiçbir zaman dört kişiden az yürümemeleridir. Bu bir prensiptir.
Kafa dengi, birbirlerini seven, uyum sağlayabilen insanlar olması ideal olandır. Ancak biliyorsunuz, insan arkadaşını yolda tanır. Yolda aç, susuz, uykusuzken ancak onun neler yapabileceğini anlayabilir. O zaman arkadaşını kusurlarıyla beraber kabullenir veya kabullenmez. Yolda olmak, yürümek insana insanı öğretir. Görüldüğü gibi, yürümek sadece fiziki bir hadise değildir, aynı zamanda eğitim tarzıdır da.

Yürürken hava durumunu dikkate almalı mıyız?
Burada en önemlisi yola çıkmadan önce hava durumuna bakıp ona göre giyinmeniz, hava güneşli görünse bile birtakım tedbirleri almayı unutmamanızdır.

Devamı Nihayet 39. sayımızda.