Ayşe Böhürler: İslam coğrafyasının ev kadınları Türkiye’nin ev kadınlarına pek benzemiyor

Röportaj: Nazife Şişman

Dünyanın kuzeyinde “ev kadınıyım” demek damgalanmayı peşinen kabul etmek anlamına geliyor. Çünkü ev kadını, gayrı safi milli hasılaya katkısı olmayan, çalışmayan, üretmeyen ve bir erkeğin otoritesini kabullenen kadın olarak görülüyor. Arap Emirliklerinde ise kadınlar evle ilgili hiçbir işle ilgilenmeksizin eşlerinin servetini harcamaktan hiç de şikâyetçi değiller. Bu farklı profillere rağmen dünyanın her yerinde “ev kadını” ile aynı şeyin kastedildiği ve bütün İslam coğrafyasında kadınların ev kadını olduğu için ezildiği şeklinde yaygın bir kanaat var. Müslüman toplumlarda kadınlar hakkında Duvarların Arkasında adlı bir belgesel film hazırlayan Ayşe Böhürler’e İslam coğrafyasında farklı toplumlardaki “ev kadınları”na dair gözlemlerini sorduk.

İslam coğrafyasındaki bütün kadınların bizim tanımladığımız şekliyle “ev kadını” olmadığı gerçeğiyle ilk defa ne zaman yüzleştiniz?

İlk şaşkınlığı yaşadığımız ülke Umman’dı. Evle ilgili işler kadınların sorumluluk alanında değilmiş gibi bir havayla karşılaştık. Kadınlar evliliği sadece kocalarıyla birlikte olmak olarak yorumluyorlar. Bunun içine çocuk bakımı dâhil değil. Çocuğun bakımı babaya ait bir sorumluluk. Yemek yapımı, çamaşır, ütü, ev temizliği gibi işlerle de ilgilenmiyorlar. Bunlar hizmetçilerin yaptığı işler ve hizmetçi de erkek tarafından tutuluyor.

Bu bütün Umman için genel bir gözlem olarak değerlendirilebilir mi? Daha ziyade varlıklı aileler için mi geçerli?
Farklı profiller var tabii ki. Çölde çadırda yaşayan kadınları da gözlemledik. Su taşıma, yemek yapma onların göreviydi, ama erkeklerle bir paylaşım, bir iş birliği söz konusuydu. İllaki kadın bunu yapar diye bir yaklaşım yok. Diğer taraftan ikinci bir gözlem olarak bahsetmek isterim. Umman için söylüyorum, peçe ve burka takmalarına rağmen erkeklerle ilişkileri, diyalogları, sosyal hayatlarında hiçbir kısıtlama yok. Peçe geleneksel bir işleve sahip, belki de güneşten korunmak için…

Başka ülkelere gittiğinizde bu gözlem münferit mi kaldı yoksa benzer örneklerle karşılaştınız mı?
İkinci ülkemiz Yemen’di. Tabii, çok yoksul… Kadınlar pek çok açıdan kötü durumdalar. Erkeklerin çoğunluğu normal ev dışı sorumluluklarını bile yerine getirmiyor ki evde bir iş paylaşımları olsun. Zaten toplumun kadın haklarına ilişkin kabulleri olumsuz. Arap Baharı sürecinde bir değişim söz konusu olsa da savaş, toplumu çok daha kötü bir hâle getirdi. Yemen’de evde iş yapan bir erkek profiline hiç rastlamadık. Erkek oturuyor, karısı ve hizmetçiler her şeyi ayağına götürüyor.

O fakirlikte hizmetçileri mi var?
Var. Çünkü yoksulluk sıralamasında bir altta, nispeten daha yoksul olan hizmetçi oluyor. Yemen’de küçük yaştan itibaren hemen her işi kadınlar yapıyor. Erkekler gat çiğniyorlar. Bazıları ticaretle uğraşıyor. Silah kullanımı çok yaygın. Erkek sadece savaşan ve ticaret yapan bir figür; geri kalan bütün işleri çekip çeviren kadınlar. Tarlada çalışma, gat toplama, odun kırma gibi ağır işleri kadınlar yapıyor. Yemek, çamaşır, temizlik gibi ev işlerini de. Ama bizim algıladığımız anlamda bir temizlikten söz etmemiz mümkün değil. Zaten evler fazla teferruatlı ve teşrifata elverişli değil. Yer minderi var daha çok. En zenginlerinin evi bile sade ve öyle mükellef sofralar kurulmuyor.

Ev işlerinde hizmetçi kullanma bu kadar yaygın bir uygulama mı Arap ülkelerinde?
Mesela Mısır çok zengin bir ülke değil ama orta sınıf kadınların çoğunun hizmetçisi var. Öğretmen, gazeteci-yazar, bakanlıkta bir memur… Hizmetçiler çoğunlukla yatılı kalıyor. Körfez’de, Umman’da hizmetçiler Filipinli, Çinli, Hint oluyor. Mısır’da ise genelde kendi halkından. Dikkatimizi çeken bir başka farklılık Mısır’da temizlik anlayışının bizden çok farklı olması. Evlerinde bizim bakışımızla bakınca bir itina, düzen yok.

 Bir Türk evi gibi şıkır şıkır bir ev…
Öyle bir ev yok. En varlıklı insanların evlerine bile gittiğinizde öyle. BM’de çalışan bir uzmanın evine gittik, Mısır’ın da köklü ailelerinden birisi, bizi Nişantaşı’ndaki apartmanlar gibi devasa bir dairede ağırladı. Evde hizmetçiler falan var ama bir ev görgüsü, düzeni bizimkiyle karşılaştırılınca yok denecek düzeyde. İklim muhtemelen etkiliyor. Kadınlar kendi kişisel bakımlarını, titizlik düzeyinde ev temizliğinden daha fazla önemsiyorlar.

Yani saçını süpürge eden kadın yok mu bizim tabirimizle?
Genellemek doğru olmaz, ama ben rastlamadım, diyebilirim. Bir de bizden farklı olarak evde ayakkabıyla dolaşılıyor. Yatak odalarına kadar ayakkabıyla giriyorlar. Bizim titizlik gösterdiğimiz noktalar çok farklı. Mezheple bağlantılı mı bilmiyorum. Ama Sünni Şii fark etmiyor, gördüğüm kadarıyla eve ayakkabıyla girmek çok rastlanan bir uygulama.

Yerde halı, kilim gibi örtüler çok kullanılmadığı için böyle bir uygulama olabilir mi?
Olabilir tabii, ortamın tozlu olması da temizlik anlayışını doğrudan etkiliyor zannediyorum. Gittiğim ülkeler içinde en temiz ülke Umman’dı. Sudan’da bizim anladığımız anlamda temizlikten bahsedemeyiz. Evdeki her eşyayı farklı bezle silen bir Türk ev kadını, arabayı sildiği bezle yüzünü silen bir Sudanlı adamı görse şok geçirirdi herhâlde.

Devamı Nihayet Mayıs’17 sayısında…