Dinlendirilmiş insanın imali-Ali Ayçil

2001 yılında bir ayı aşkın bir süre Stuttgart’a bağlı Kirchheim kasabasında, bir arkadaşımın yanında misafir olarak kaldım. Yaz başıydı ama küçük çatı katımızın gökyüzüne bakan penceresine ne zaman yağmurun düşeceği, ne zaman güneşin vuracağı hiç belli olmuyordu. Kasaba akşamları saat altıdan sonra bütün kepenklerini indiriyor, sokaklara dışarlıklı birini ürkütecek bir sessizlik hâkim oluyordu. Anbean değişen iklimin ve akşamların içini boşaltan …

Devamı

Seyyahın tatili-Kemal Sayar

Ruhu dinlendiren bir tatil neye benzer? Böylesi bir tatil, hayatın rutinlerinin dışına çıkabildiğimiz, hayatı yeni biçimlerde görmemize ve tecrübe etmemize imkân veren bir tatil olsa gerek. İnsan evinden hiç ayrılmadan da yaşayabilir bu ruh dinginliğini, bir dağ başına çekilerek de. Benim ruh dinginliği için tatil tercihim ise zihnimi şaşırtacak, ruhumu hayret duygusuyla buluşturacak, kaybolmama izin verecek bir seyahat tecrübesi. Kendimden …

Devamı

Yaz İşçileri-Özgen Felek

İnsanlar ikiye ayrılırlar: Yaz gelince tatile çıkabilenler ve ne yaz gelince, ne kış bitince, ne güzde, ne baharda, ne denizde, ne karada hiç tatile çıkamadan bu dünyadan göçüp gidenler. Tatile çıkabilenleri kendi aralarında yazlıkçılar, yaylacılar, devre mülkçüler, otelciler, pansiyoncular… şeklinde sınıf sınıf ayırmak mümkündür. Onların hikâyesini zaten hepimiz biliriz. Kendilerine mahsus bir tatilci terörü ile tanıdık tanımadık herkesi tatil maceralarının …

Devamı

Türküler, türkücüler-Mustafa Kutlu

Epeyce zamandır TRT-Türkü dinliyorum. Türküler gerçekten de bu toprağın sesidir. Yani tarım toplumunun-köylerin ürünüdür. Ancak aynı dönemde ülkemiz kasabaları ve şehirleri de tarım toplumu şehri idi. Bizde sanayileşme Batılı anlamda yok ve sanayi şehri de geçmişte yok. (Şimdi var mı?) Türkü de köy-şehir ayrımını çok yapmamalı. Mesela İstanbul türküleri. Ama onlar makamla okunuyor demeyin. Çünkü Anadolu türkülerimiz de makamla okunuyor. …

Devamı

Şair iktisatçı Goethe-Mustafa Özel

Şair iktisatçı, fennî sünnetçi kadar kulağı tırmalayan bir tamlama. Şiir gibi ulvî bir sanatla, iktisat gibi kişisel çıkar anaforunu çözümlemeye çalışan kasvetli bir bilimi yan yana anmak, yakışır mı? Modern dünyanın en büyük şairlerinden birine ayrıca “iktisatçı” demek, onu alçaltmaz mı? Bu modern dünya, kişisel çıkar anaforuna kapılıp alçalmışsa ne gelir elden? Şair de olsan, hayır, özellikle şairsen, o alçalışın …

Devamı

Sema Babuşçu: Annemin türküleri ve bir yürüyüş hikâyesi

Annemin ardına düştüğüm ilk orman yürüyüşümüzde epey küçük bir kızdım. Annemin kızıydım; o nasıl uzayıp giden yolları bir çırpıda, yorgunluğunu zevke dönüştürerek yürüyorsa ben de yürürdüm. Latife edip, sen İstanbul’da doğdun, şehir suyu içtin o yolları yürüyemezsin, derse biri, o zaman annemin ardına daha bir şevkle düşerdim. İlk yürüyüşümüzde yanımızda olan, annemin yanında daima bir dağ gibi duran babam bir …

Devamı

İyi insanlar iyi atlara binip gitmedi, burada, aramızda…

İyi insanlar iyi atlara binip gitmedi, burada, aramızda… Uzun yaz günlerine rastlayan bir ramazan gününde delikanlının canı kadayıf dolması çekmiş.Aramışlar taramışlar, kadayıf bulamamışlar. Oruçlunun canının çekmesi, bazen aş eren kadınları bile aratır. İlle kadayıf diyormuş da delikanlı, başka bir şey demiyormuş. “Bak oğul” demişler. “Bu sıcakta kurt da kuş da uykuda. Kafadan akıl uçuyor sıcağın hükmüne yenilip. Canım çekti, diyorsun …

Devamı

Şimdi tefekkür zamanı

Şimdi tefekkür zamanı  Nihayet dergi bu ay, Ramazan kültüründe asıl ile arızî yer mi değiştiriyor? sorusundan yola çıktı. Hayatımızın Hikayesi: İftar çadırı ve davul ramazanın esasından mıdır? Ramazan çadırı teravihe mi eğlenceye mi işaret ediyor? İyi insanlar iyi atlara binip gitmedi, burada, aramızda… Lokmacı Dede dergahında her Ramazan bin beş yüz kişiye yemek yapan Zeynep Hanım ile röportaj: İftar sofraları …

Devamı

Mazbutoğullarıgil’in beş yıldızlı otel iftarı

Mazbutoğullarıgil’in beş yıldızlı otel iftarı Zehra Özdemir Mazbutoğullarıgil, Zengibar Otel’de iftar veriyormuş. Niye ki! Onların bir evi barkı yok mu? Bizi niye çağırıyorlar beş yıldızlı otele! Fakir değiliz. Dostları değiliz. Öyleyse biz niye gidiyoruz bu iftara? İtirazlarımın hiçbir anlamı yok Talat Bey’in değerler evreninde. Talat Bey, “Hanım sen de el âlem gibi 38 beden, bilemedin 40 beden olsan bu davetlere …

Devamı

Süzülmüş benizliler-Osman Bülent Manav

“Şimdi, Dicle kıyısında tüten bir ocak, Ren kıyısında yükselen bir bacadan, akın karadan ayrılması gibi ayrılmaktadır.” Sezai Karakoç, Samanyolunda Ziyafet   Kamus’tan öğrendiğimize göre (Firuzâbâdî’nin kaleme almış olduğu, orijinal adıyla el-Okyânûsu’l-Basît fî Tercemeti’l-Kâmûsu’l-Muhît olan bu eseri, tercüme etmek demeyelim, yepyeni bir eser halinde tekraren inşa ederek bize kazandıran Mütercim Asım Efendi’ye müteşekkiriz), eski lûgatte adı ‘Nâtık’ olan ayın, ‘Ramazan’ olarak …

Devamı
1 28 29 30 31 32 61