Nihayet Mutfak

Topla dağıt dinsin ağıt

Üç-beş koyunla aynı odada uyuyan, naylon serili bir pencereden gelen ayazı iliklerinde hisseden, açlıktan, hastalıktan, parasızlığın getirdiği her türlü yoksunluk ve yoksulluktan benizleri sararmış insanları gören, görmekle kalmayıp tanıyan, seven bir insan, Mehmet Tekerlek. Yaşadığı şehirde bütün fakirleri buluyor, hallerini soruyor, eprimiş bir deftere isimlerini, adreslerini not ediyor, sıraya koyuyor. İhtiyaçlarını karşılıyor. Çocukların Antep sokaklarında arkasından ‘baba’ diye bağırdığı sessiz sedasız bir kahraman…

“Çalış, kazan, ye, yedir/ Bir gönülü ele geçir/ Sorumluluğunu yerine getir.”

Bütün çabalarının neticesinde hedefinin yalnızca gönüllere mutluluk vermek olduğunu bu sözlerle anlatıyor Mehmet Tekerlek.

Son zamanlarda, sadece bir şeyler yemek için gidip dönülen gastronomi turizminin öncüsü olan şehir, genelde sayısız ve lezzetli yemek çeşitleriyle ön planda. Fakat Mehmet Tekerlek, Gaziantep’in bambaşka bir yüzüne ayna tutuyor ve bizi de şahit kılıyor.

Gaziantep’in yoksulluk haritasını çıkaran adam

Yıllar önce Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’ndan emekli olan Mehmet Tekerlek ‘in yardım seferberliği, 1963 yılında başlar. O tarihte Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nda uzman olarak görev yapan Tekerlek, açılan bir el sanatları kursu için eleman bulmakla görevlendirilir.

Bu kursa öğrenci temin etmek için Gaziantep’teki yedi mahallede araştırma yapan Mehmet Tekerlek, gezdiği yerlerde perişan haldeki yoksul vatandaşların durumuna şahit olur. Yardıma muhtaç ailelerin adreslerini özel defterine not eden Tekerlek, yardım için kolları sıvar.

İlk yıllarda çevresindeki dostlarından çeşitli yiyecekler ile ihtiyaç fazlası giyecekleri toplayan Tekerlek, bunları tek tek muhtaç ailelere dağıtmaya başlar. Daha sonraları şehirdeki lokanta, manav, pastane, otel ve restoranlardan yardım istemeyi akıl eder.

Yıllar geçtikçe birçok esnafın desteğini arkasına alan Mehmet Tekerlek, tek başına adeta bir sivil toplum kuruluşu gibi çalışıyor. ‘’Topla dağıt, dinsin ağıt’’ sloganıyla ayda üç yüz aileye yardım ulaştıran Tekerlek, gerçekleştirmiş olduğu çabayı göle atılan bir taşın halkalarının büyümesine benzetiyor.

Arka mahallelerden topladığı ödenmemiş elektrik ve su faturalarını ödemek isteyen insanlara piyango bileti gibi serip, “Tam mı yarım mı çeyrek mi istersiniz” diye soruyor Mehmet Tekerlek. Latifeleriyle, girişkenliğiyle ihtiyaçlıyı mahcup etmeden zenginlerden alıp fakirlere dağıtıyor yıllardan bu yana. Özellikle kimseler incinmesin diye dağıtım işini havanın karardığı anlara bırakıyor. Kapıya ya da cama, geldiğinin anlaşılması için üç kez vuruyor.

Baba olmadığı halde yüzlerce yoksul çocuğun babası olan Mehmet Tekerlek, gençliğinde -kendi anlatımıyla- çok titiz, yokluk çekmemiş, müşkülpesent bir kimseymiş. Delikanlı iken şehrin en iyi giyinenleri arasında ilk ikiye girermiş. Şehrin genç kızları geçeceği saati bilir, cama çıkarlarmış. Hiç evlenmeyen Mehmet Tekerlek üç kimsesiz çocuğu evlatlık alarak besler, büyütür, istikballerini kazandırır.

Beyaz minibüsüyle lokantaların arka kapısına doğru yanaştığında geniş gönüllü esnaf, “geldi yine hayır kapımız, buldu yine bizi sevap fırsatımız” diye sevinmeye duruyorlar. Birçok işletmenin, o gün için satamadığı yenilebilir ürünlerini özenle toplayıp tespit ettiği ailelere sistematik bir şekilde dağıtıyor Mehmet Tekerlek. İlerleyen yaşına rağmen öğlene kadar uyuyor, akşama kadar topluyor, sabaha kadar da dağıtıyor. Kahkeciler, çorbacılar, ekmek fırınları, baklavacılar, lahmacuncular, kavurmacılar yerlerinden ayrılmadan hayır yapmanın ve israfa düşmemenin bir yolunu bulmuş oluyor; yoksullarsa sıcak ve karşılıksız aş imkânı. Kimi esnaf kırk yedi, kimisi ise yirmi iki yıllık hayır ortağı olmuşlar Mehmet Tekerlek’in.

Bazı zenginlerin hayır işlerinde kullanması için aldığı ve yakıt masraflarını ödediği arabasının valilikten özel izni var. Park etmek, duraklamak, hizmet dağıtımında öncelikli olmak gibi çeşitli imtiyazlar tanınmış beyaz minibüsüne. Üzerinde Mehmet Tekerlek’in misyonu ile özdeşleşen, kendi bulduğu parolası yazıyor: “Topla dağıt dinsin ağıt”. Ayrıca yardım göndermek isteyenler için bir de telefon numarası.

Beş yıl evvel asistanı ve manevi oğlu olan Ömer Sözcü Bey’e görevini tevdi eden Mehmet Tekerlek, bütün ünlü restoranların yanı sıra otellerin, büyük cenaze evlerinin, eczanelerin de takipçisi. Ayrıca mevlitler ve düğünlerde ki artan yemeklerin çöpe gitmesine de engel oluyor.

TBMM Üstün Hizmet Ödülü Verildi

Gaziantep’te zengin ve fakir aileler arasında köprü kuran Mehmet Nuri Tekerlek, 2 Mayıs 2006’da TBMM tarafından ‘’Üstün Hizmet Ödülü’’ne layık görülür. Ödülünü dönemin TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın elinden alır.

Tarihi İpek Yolu güzergâhında bulunan Gaziantep’te çeşitli kültürlerin buluşması nedeniyle oluşan zengin mutfağında yaklaşık 252 çeşit yemek türü yer alıyor. Gaziantep mutfağı denildiğinde akla ilk gelen yemekler arasında bulunan kebap çeşitleri, bilinen türlerinin dışında yenidünya, sebzeli, ayva, elma, frenk, simit, patlıcan, kazan, kabak, Kilis, ekşili, mantar, yoğurtlu ve ayvalı ve tas kebapları gibi 32 türde yapılıyor. Gaziantep mutfağında 26 çeşit köfte yapılırken, 27 çeşit pilav, 15 çeşit dolma, 26 çeşit etli yemek, 15 çeşit turşu ve 22 çeşit helva bulunuyor. Yoğurt yemeklerinin de hatırı sayılır bir yeri olan Antep mutfağında, çağla aşı, orman, sahte yuvarlama, bakla, çiğdem aşı, bezelye, elma aşı, fasulye, kabak, keme, köfte, mantar, patates, soğan ve yuvalama ilk akla gelen yoğurtlu yemekler olarak dikkati çekiyor. Gaziantep, 12 Aralık 2015’te gastronomi dalında, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) “Yaratıcı Şehirler Ağına” girdi.  Gaziantep, UNESCO’nun aldığı kararla, bu alanda Türkiye’nin öncü şehri olma özelliğini kazandı. Şu ana kadar UNESCO gastronomi listesine dünyanın dört bir yanından sadece sekiz kent kabul edilmiştir.