Eymen’in Haftasonu Qeyfisi

Çuvaldız: Eymen’in Haftasonu Qeyfisi – Deniz Gökçen

Eymen İçkin, “dış görünümüne önem veren,” ilm-i kıyafet sahibi bir delikanlıdır.

Cumartesi

Bugün Cumartesi, Rümeysa ile buluşucam. Rümeysa’nın ailesi muhafazakâr. En iyisi mavi kareli gömlek, gri pantul, bi de yeşil hırkamı giyeyim.

‒ Anneee, kareli mavi gömleğimi bulamıyorum!

‒ Oğlum yıkadım ben onu, makinadan çıkmadı daha!

‒ Ya anne naptın sen ya? Sabah sabah çamaşır mı atılır makinaya? Senin bu yaptığını vallahi 7 gâvur bi araya gelse yapamaz. Neyse Reha Yeprem yakalı beyaz gömleği giyeyim.

Öğleden sonra…

‒ Merhaba Rümeysa, nasılsın?

‒ Aa, hoş geldin Eymen, iyiyim, sen nasılsın? Gömleğinle hırkan da çok yakışmış. 🙂

‒ Sağ ol Rümeysa. Hırkayı Lokma Center’dan aldım. Benim bi de kareli mavi gömleğim var, onu giysem daha çok beğenirdin.

‒ Eee, giyseydin madem. Neden giymedin?

‒ Giymek istedim ama İsrail giydirmiyor Rümeysa. Senin de bu mint yeşili başörtün ve hardal sarısı bluzun çok yakışmış. Ama fuşyayı da denemelisin. Ten rengine çok iyi gider.

‒ Allah razı olsun, beğendin demek. Benim de aslında daha güzel kıyafetlerim var. Mesela geçenlerde fistan aldım kampanyası on yediye. Yani, seksenler stayla retro fistanlarda ayın 17’sine kadar 1 alana 1 bedava kampanyası var. Bir de oyalı yazmalarda % 68’e varan indirimler var ama onlardan almadım, çünkü oyalı da yazmam var benim. Bu arada, bakıyorum da erkek kadar kadın kıyafetinden de anlıyosun Eymen. 🙂

‒ Tekstilin, modanın mutfağından geldiğim için, hangi renk neyle gider, konuya vakıfım Allah’ın izniyle.

‒ Ne modası, ne mutfağı Eymen? Sen iktisatta okumuyo musun?

‒ Şey, eee, zaman en büyük nimet, israf etmek de haram. Ben de boş durmayayım diye, geçen yaz pazarda satış yaptım.

‒ Gerçekten mi? Ne sattın Eymen?

‒ Kadın kıyafetleri!

‒ Ayy inanmıyorum sana ya! Kadın müşteriyle uğraşması da zor olur.

‒ Sayılır. Aslında kadın bedeninin pazarlık konusu edilmesine karşıyım ama, 52-58 beden teyzelerden çok çektim Rümeysa. Çok sert pazarlık yapıyorlar. En çok 36-40 beden bayanlarla anlaşabildim.

‒ Ayy çok merak ettim Eymen pazardaki halini. Eğlenceli miydi?

‒ Olmaz mı? Bazen bağırıyordum da, “Gel abla, bluzun iyisi burda! Kaliteli bluz için Paris’e Londıra’ya gitme! Fatmagül burdan almadı, başına gelmeyen kalmadı. Gel abla, geeel.” Bi ara abimle ortak dükkân açsak mı diye düşündüm. Hatta ismi bile hazırdı: Bluz Brothers. Ama işte bizim semtte pek gitmez ya öyle butik işler.

Dııt dııt…

‒ Hayırdır Rümeysa, telefonun da bi durmadı. Kim o sabahta beri whtspp’tan yazan?

‒ Ay kim olucak, bizim kızlar işte: Feyza, Beyza, Büşra, Kübra. Tesettür defilesine gidicez de beraber. Gazetelerde falan haber oldu hatta, duymuşsundur: Defiletü’l-Nisa.

‒ Haa bildim bildim. Geçen akşam ablam İmtinanur anlattı, o da gidecekmiş galiba. Ee, Merve, Elif, Hilal gelmiyolar mı?

‒ Onlar da gelecek de, sen nerden tanıyosun onları?

‒ Tanımıyorum ki, işte, tahmin etmesi zor olmadı.

‒ Bu arada Eymen, bana kimin mesaj attığından sana ne? Sen beni kıskanıyo musun yoksa, hı. 🙂

‒ Şey aslında Rümeysa… Ağlasan yanağına dokunan yaşı / Hacca gitsen şeytana attığın taşı bile kıskanırım.

‒ Ayy, Eymen yaaa… Çok tatlısın. 🙂

Pazar

Bugün Pazar, Seçil’le buluşucam. Seçil ciks bi kız. En iyisi bugün turuncu pantolonla mürdüm gömleğimi giyeyim.

‒ Anneee, mürdüm gömleğimi giycem, ütülesene sana zahmet!

‒ Oğlum erkek adam mürdüm gömlek mi giyer? Ben onu ablanın zannettim, “İmtinanur bizde unutmuş” diye eniştennen gönderdim dün.

‒ Ya anne naptın sen, yuh ya!

‒ Doğru konuş babası kılıklı! Anneye öf bile denmez, yasak.

‒ Tamam işte öf bile demek yasak, yuh bile demek yasak değil ki. Ben yuh dedim sana. Bari başka bi şey ütüle de gideyim, Seçil’le buluşucam.

‒ İnş cnm ya, şu program bitsin yaparım.

‒ Neyse sen meşgulsün galiba…

Öğleden sonra…

‒ Seçil, naber güzelim?

‒ Ayy Eymoş hoşgeldin cnm… muck muck. (Yanaktan öpüyor ablası, hemen kızmayın gençlere. Hayır yani, yannış annaşılmasın)

‒ Seçil kıyafetin çok güzelmiş, yakışmış sana.

‒ Amaan nesi güzel, her günkü sıradan giydiklerim işte, askılı beyaz badi, bi de mavi şortum.

‒ Daha ne olsun Seçil, belanı mı istiyosun? Haline şükret bu badiyi, bu şortu bulamayan da var.

‒ Ne saçmalıyosun sen gene Eymoş? Ben gayet memnunum halimden de ayrıca.

‒ Sana da bu yakışırdı Seçil. Senin en çok bu kanaatkâr halini seviyorum. Öyle bol kumaşlı kıyafetlerde gözün yok. Avuç içi kadar bi şeyle mutlu olmayı becerebiliyosun.

‒ E ne yapayım, rahat hissediyorum böyle. Özgür hissediyorum anlıyo musun beni? Kıyafet insanın hareketlerini etkiliyo otomatikman. Mesela işte business casual giyinince daha bi cool duruyorum. Sakin kalıyorum. Böyle rahat giyinince hareketlerim bile gevşiyor. Sen de turunculu-yeşilli, trafik lambası gibi olmuşsun. 🙂

‒ Ya Seço biliyosun, belli bi tarzım var, taviz veremem. Hem ne yapayım yani? Düşünsene kareli gömlek giyiyomuşum, yakalar Reha Yeprem gibi dibine kadar ilikli.

‒ Saçmalama Eymoş ya. Ağzından yel alsın. Ama kıyafet önemli yani, mesela geçen giyinmenin ekonomi politiği diye bir yazı okudum, çok iyi açıklamış meseleyi.

‒ Ne diyor peki?

‒ Valla bilmiyorum ki, birisi face’de paylaşmış, orda gördüm sadece başını okudum yazının. Başı baya iyiydi, devamı da iyidir heralde.

Dııt dııt…

‒ Seçil bu telefon da durmadı bi sabahtan beri, hayırdır kimle yazışıyosun?

‒ Ofisten çocuklar ya, whtspp grubunda bişeyler paylaşıyoruz da. Konsere gidicez bi kaç kişi.

‒ Kimler geliyo, saat kaçta, nerde, kimin konseri?

‒ Ay sakin ol Eymoş? Amma dert ettin. Hem sana ne? Bana bak, kıskanıyo musun yoksa sen beni, hı? 🙂

‒ Şey Seçil aslında, kolye taksan boynuna, dokunduğu gerdanı, isyan etsen direndiğin meydanı bile kıskanırım.

‒ Ayy Eymoş ya… çok tatlısın. 🙂