Yönetici ve Çalışan

Yönetici Açısından

Çalışanların bazılarına “sen” bazılarına “siz” demeyin. İyi bir yönetici herkese aynı mesafede bulunmayı başarmak zorundadır.

Bu dünya etme bulma dünyası ise ve herkes ektiğini biçiyorsa, üstünüzle ilgili her yersiz yorum ve şikâyetiniz pek tabii ki altınızda çalışanlar tarafından size misli ile dönecektir.

Zamaneler, hatun kişi ise prensesimiz diye diye pohpohlanmış, er kişi ise paşalar gibi büyütülmüş. İşinin zor olduğunun farkındasın elbet, çünkü  tarihte ilk defa kendini prens-prenses sananları çalıştırmakla yükümlüsün. Sabır ve itina ile onları prenses ve prens değil, iş üreten bireyler olduğuna ikna edeceksin. Sen kendini kral sanıyorsan, bunu pek kolay başaramayacağını söylemek için hiç erken değil.

Nice anneler fazla hamaratlıktan kızlarını, eline bez yakışmaz vaziyete getirmiştir de bu işin ucu gene en çok kendilerine dokunmuştur. Siz siz olun daha dünkü çocuğun eline iş emanet etmeyeyim de her şeyi kendim yapayım demeyin. Ne işle iştigal ederseniz edin, çırağın ustalaşmasına imkân tanıyan bir  “öğreten” olun.

En ufak aksilikte   “bu işi bundan daha iyi yapacak yüz eleman bulabilirim” diyen kapitalist cinlerin işgaline uğrar patronların zihni. İşin aslının pek de öyle olmadığını biliyorsunuz.  Hayat tecrübeniz gelenin gideni ekseriyetle arattığını size öğretmediyse, ya siz tecrübe biriktirememişsinizdir ya da biriken tecrübeleri kendinizle yüzleşmemek için ötelemektesinizdir.

Çalışanınızın çalışma saatlerini ve iş tanımını biliyorsunuz. Bunun fazlasını istediğinizde çalışanınız bir şey demese de vicdanınız konuşacaktır. Eğer vicdanınızı susturup hakka hukuka riayet etmezseniz, bu sefer çalışanınız daha fazla sessiz kalamayıp zincirlerini kırmak suretiyle kişisel devrimini gerçekleştirebilir. Ben Marxmış, Webermiş tanımam, kazancıma bakarım diyenler İslam’da işçi haklarına baksınlar.

Çalışanların etinden sütünden faydalanan yöneticilerden olmayın dedik ve sizi Hulusi Kentmen ekolüne davet ettik. Ettik etmesine de kuzum çalışanınıza “kızım hayırlı bir kısmet çıksa da evlensen, buralarda yorulmasan” demek de nereden çıktı? İllâ mesafe, illâ profesyonellik…

Çalışanınız kapınızı tıklamadan önce Ayet’el-Kürsi okuyorsa, yanınızdan çıktığında iş arkadaşları ona “geçmiş olsun” diyorsa, boş hayallere kapılıp da kendinizi başarılı yönetici zannetmeyin. İyi bir yönetici olmak derdindeyseniz, herkesin kendini ifade edebildiği bir çalışma ortamı tesis edin. İnşaata kendinizden başlayın.

Çalışan Açısından

Düğün, hastalık, cenaze, her şey insan için. Lâkin kuzeninizin nezle olması, o gün eve gelecek kargonun kapıda kalmaması, havanın hiç çalışma havası olmaması ve benzeri gerekçeler, izin alma sebebi olamaz. İzin müessesesini vakti zamanında çok yıpratanlar, maazallah en elzem zamanda mesainin bitmesini beklemek durumunda kalabilir.

Yöneticinizin dünyanın en şanslı, en kafası rahat insanı olduğunu, buna karşılık kendinizin dertler deryasında bir sandal olduğunuzu mu düşünüyorsunuz? Bu hiç gerçekçi değil, sevgili beyaz yakalı! Hemen bu düşünceden sıyrılmalı. Yöneticiniz 45 yaşında doğmadığı gibi şef olarak da açmadı gözlerini dünyaya. Sizin cebelleştiğiniz deryanın dalgalarıyla o da boğuşmuştu zamanında ve hâlâ boğuşmakta.

Sağlıklı bir yönetici ve yönetilen ilişkisinin esası %90 oranında yönetilenin verilen işi vaktinde ve layığı ile yapmasıdır. İş hayatında huzuru arayanlara illa liyakati öneririz. Normal bir yönetici için bu kafidir. Gerisi istisnai hallerdir.

Her yönetici çalışanlardan saygı ve güler yüz bekler. Ve de her yönetici nezaketle yalakalık arasındaki farkı bilir. Bunu bilmek için yönetici olmaya da gerek yok; tüm ofis bunu bilir. Eğer siz yalakalar sınıfındansanız, o sınıfı derhal terk edin. Ya da hem yöneticinin hem de ofis arkadaşlarının kıs kıs güldüğü ofisin komiği olmaya devam edin.

Her sabah şirkete gelip bilgisayarı açar açmaz ilk iş kariyer sitelerine giriyorsun, her tanıdığa ‘bana tez vakitte bir iş’ notu bırakıyorsun. Öte yandan şefinin sana her konuda tam yetki vermesini ve şirket için vazgeçilmez olmayı bekliyorsun. Peki bu gözü dışarıda haller, diken üstünde oturmalar, yılların yöneticisinin gözünden kaçar mı? Kaçmaz! İşinde mutlu, yöneticinle iyi olmak niyetindeysen, illâ aidiyet duymalısın.

İyi bir çalışan olmak için illa yöneticinizin söylediklerini, onun söylediği gibi ve söylediği şekilde yerine getirin. Ama bu “illâ” içinde bir “lâ” var. Meşru olmayan ve size ahlaki gelmeyen işleri, ne olursa olsun yapmayın. Bu konuda öyle sağlam durun ki yöneticiniz talep dahi edemesin.

İstediğiniz, daha doğrusu hak ettiğiniz terfiyi, ikramiyeyi alamıyor musunuz?  Yöneticiniz sizin emeklerinizin farkında bile değil mi? Bu noktada illâ açık iletişime geçin. Kendinizi anlatın. Maalesef ki bunu yapmak zorundasınız, yoksa ağlamayan bebeğe annesinin mama vermediği bu zalim dünyada patron size niye durduk yere terfi versin?

Yaptığınız iş, önce kendi içinize sinsin, size çok güzel oldu dedirtsin ki yöneticinizi memnun edebilsin. (Kolay beğenenler ve kendini beğenmişler bu maddeyi atlayabilirler.)